JUPİTER-SATURN KAVUŞUMU VE SOLAR DÖNGÜ İLİŞKİSİNİN BENLİĞİMİZ ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ

Jupiter ve Saturn ,hava elementindeki ilk kavuşumlarını 21 Aralık 2020’de Kova Burcunun sıfır derecesinde gerçekleştirecekler.Bu kavuşumun astrolojik olarak oldukça önemli bir gökyüzü hareketi olmasının yanında özellikle Solar aktiviteler üzerinde oldukça etki gösterdiği bilinmektedir.

Bu görselin boş bir alt özelliği var; dosya ismi: solar-cycle_cnnph.jpg

Astroloji’de de Güneş yaşam kaynağı(Hyleg) olarak kabul edilir. Yeryüzünde yaşayan tüm canlılar için etkisi çok büyüktür. Aynı zamanda bir otorite figürü gibi çalışarak kaos oluşumunu engeller ve bize gereken yaşam enerjisinin nerede odaklandığını gösterir. Güneş “ben” yani “ego” demektir. Kendimizi Güneş kimliğimiz üzerinden tanımlarız.Astrolojik hiyerarşide, gökyüzünün en büyük hakimi olarak kabul edilmiştir. Tüm olaylarda nihai otoriteyi, en üst mercii temsil eder.Mısır’da Ra,Yunan mitlerinde Apollon’dur.Güneş’in yaşam biçen rolünün yanında , kimliğe zarar veren yönleri de vardır. Aynı şekilde gökyüzünde de Güneş’e belirli bir orb aralığından fazla yaklaşan gezegen yanık durumda kabul edilir. Işık, bilinç ve aydınlanma gibi anlamları da sembolize eden Güneş, amaç duygusu, kimlik,üst bilinç, yaratıcılık gibi kavramlarla bağdaştırılır.

Güneş aynı zamanda elektromanyetik yayıncıdır ve güneş sistemimizdeki gezegenlere sıcaklık, ışık, UV radyasyonu ve elektrikli partiküller yayar. Saçtığı ısı ve ışığın yanı sıra diğer elektromanyetik formları ve elektrikle yüklü iyon karışımı gazları uzaya ve dünyaya gönderir. Buna Güneş Rüzgarı denir. Güneş rüzgarı, barındırdığı manyetik plazmanın yoğunluğuna ve hızına göre değişen büyük bir güçle dünyanın manyetosferine çarpar ve dünyadaki tüm yaşam formlarının manyetik alanlarını doğrudan etkiler. Bu manyetik kutupsallık anında bazen öyle güçlü bir enerji salınır ki, büyük jeofiziksel olaylara sebep olmasının yanı sıra, insan DNA’sını etkiler ve evrimsel değişikliklere yol açar.

Teknoloji sayesinde Güneş ile özellikle de Güneş’in dış tabakasıyla ilgili bilgilerimiz gün geçtikçe artmaktadır. Güneş’te meydana gelen manyetik değişimlerin dünyamızın manyetik alanını etkilediği tespit edilmiştir.Şu an 25.Solar döngüde bulunmaktayız.Bir Solar döngü ortalama 11,1 dünya yılı kadar sürmektedir.Bu döngü içerisinde Güneş,siyah noktalarla lekelenir.Bu lekeler, Güneş’in derinliklerinde meydana gelen elektromanyetik aktivitenin semptomatiği olarak belirirler. Siyah bölgeler olarak görülen bu lekeler Güneş yüzeyinde yoğunlaşan manyetik alanlardır.Periyodik olarak her bir döngünün başlangıcında lekeler Güneş’in kutuplarına yakın yerlerde belirir,geliştikçe ekvatora doğru yaklaşır ve genellikle dairesel döngünün hızı iyice azaldığında lekeler tekrar kutuplara yakın yerlerde belirmeye başlar.Güneş’in lekelerini doğurması, tıpkı rahimden bir bebeğin çıkışına benzemektedir. Güneş’ teki güçlü manyetik alanlardan oluşan yeni lekeler, Güneş Ekvatoru’nun Güney ve Kuzeyinde 30- 40 derecelerinde görülmesi, yeni döngünün başladığına işarettir .Güneş aktivitesi 1775 yılından bu yana en düşük seviyede ilerliyor.
Aralık 2020’de başlayacak döngü, 15. yüzyıldan bu yana Kova Burcundaki ilk Jüpiter-Satürn kavuşumu olacak.Bir sonraki maksimum döngü ise 2025 civarı bekleniyor.

Güneş lekeleri aslında, bulundukları alanın sıcaklığını düşürürler. Bu nedenle diğer alanlara göre daha koyu görünürler. Lekeler, şiddetli manyetik alanlar Güneş yüzeyinde belirdiğinde ortaya çıkarlar ve çevrelerine göre manyetik etkinliği yüksek olan bölgelerdir. Lekelerin sayısındaki artış, manyetik alan kuvvetinde de artış demektir. Güneş’te meydana gelen güçlü fırtına ve patlamalar, Güneş lekeleri şeklinde gezegenimizden gözlemlenmektedir.Her dögüde 0-400 arasında değişkenlik gösterirler.

Güneş fizikçileri ve astronomlar, yaptıkları çalışmalar sonucunda, Güneş lekeleri sayısı ile Güneş aktiviteleri arasında bir ilişki olabileceğini öne sürmüşlerdir. Güneş aktivitelerinin dönemsel olarak maksimum ve minimum olduğu periyodlar, lekelerin dönemsel artış ve azalışlarını içine alan periyotlar ile çakışmaktadır. Güneş lekeleri sayısında artış olduğunda, Güneş aktivitelerinde de (güneş patlamaları, manyetik fırtınalar, vb.) bir artış, azalma olduğunda da bir gerileme gözlenmiştir. Bazı bilim insanları, Güneş lekeleri ile iklim değişiklikleri arasında bağlantı olabileceğini de ileri sürmüştür. Güneş lekelerinin azaldığı dönemlerde sıcaklıkta azalma, yağışta artış, lekelerin arttığı dönemlerde ise, sıcaklıklarda artış, yağışta azalma meydana geldiği belirtilmiştir.

Astrofizikçi Dr. Percy Seymour, gezegen dizilimlerinin ve bu dizilimlerin Güneş ile sert açılarının Güneş lekeleri ve şiddetli Güneş aktivitelerinin oluşmasında rolleri olduğunu öne sürmektedir. Seymour’un teorisi, Jane Blizard’ın NASA için yaptığı araştırmanın sonucunda vardığı gezegenler arası kavuşum, yüz seksen ve bazı doksan derecelik dizilimlerin ve bu gezegenlerin Güneş ile sert açılarının Güneş’te şiddetli bozulmalara yol açtığına yönelik teorisini desteklemektedir. Jüpiter, Satürn, Uranüs ve Neptün, Güneş’in manyetik alanının değişmesine ve bir yönden diğerine dönmesine neden olurlar. Bu gezegenler, Güneş’ in manyetik kanalını bozmada rol oynarlar.

Seymour’un teorisine göre, gezegenlerin dalga rezonansları genişleyerek, Güneş’in manyetik alanında değişimlere sebep olur. Bu manyeto dalga rezonansını, Dünya’ nın manyetosferine uygularsak, gezegenlerin Dünya’nın manyetik alanını doğrudan etkilediğini söyleyebiliriz. Yani, Dünya’nın manyetik alanının gezegenler tarafından etkilenmesi, sadece Güneş fırtınaları yoluyla değil, onların doğrudan manyetosferi etkilemesi yoluyla da olmaktadır. Güneş alanı geometrisindeki gezegenlerin dalga etkisi bu alanı bozarak Güneş’ te şiddetli aktiviteler oluşmasına yol açmaktadır.

Seymour’a göre, Güneş döngülerinde baskın gezegenler Jüpiter ve Satürn’dür.Bu iki gezegen kavuşumu Astrolojik olarak büyük zamanlayıcılar olarak bilinmektedir.Zamanın ruhunu belirlerler ve kavuşumlarındaki element değişimi çok uzun zaman alır. 21 Aralık 2020’de hava grubunun en soğuk tabiatlı burcu Kova’nın başlangıç derecesinde kavuşumları bu nedenle önemli hale geliyor.

Gezegenlerin elektromanyetik enerjilerini, kişisel ve gezegensel biyosferimizde güçlü bir şekilde hissedeceğimiz bu zamanlarda Dünyasal yaşam üzerinde etkin sonuçlar ortaya çıkartabilir,özellikle inatçı soğukları tetikleyebilirler. İnsanların psikolojisini ,enerji alanlarını ve fizyolojisini etkileyebilirler.

Peru’lu şamanlar bu dönemde ortaya çıkan insan modelini “Işıltılı insan“olarak tanımlamışlardır.

Öncelikle zihinsel farkındalık ve gelişim süreci ön plana çıkacaktır ve bilim -teknoloji de bu doğrultuda çalışacaktır .Sonrasında, Plüton’un da Kova’ya geçmesiyle “Street light interference phenomenon” gibi örnekler bile görülebilir. Küresel iklim değişikliklerini hızlandırabileceği, kasırga ve tornadolara sebep olabileceği, volkan patlamalarını ve depremleri tetikleyebileceği, manyetik alanda ani değişimlere yol açabileceği ,elektronik ve haberleşme frekanslarında(uçaklar dahil) arızalara yol açacağı öngörülebilir.

Daha olumlu tahminler arasında göz kamaştırıcı auralar, küresel ısınmayı dengelemek için yeterli küresel soğuma ve gece bulutları daha ön sıralarda gösterilebilir. Çünkü bu dönem Dünya’nın yukarısındaki meteor dumanının buzlanmasını desteklemektedir. Su molekülleri meteor dumanı zerrelerine yapışarak, yüksek irtifa güneş ışığına çarptığında elektrik mavisi parlayan buzlu bulutların içinde toplanır.

Bu kavuşum etkilerine manyetik alanda kayma olasılığını da ekleyebiliriz.

Gezegenimizde ekstra galaktik veya ‘kozmik’ ışınlarla zaten başa çıkarız.Astronotlar ve çok uçan insanlar (örneğin: pilotlar, uçak mürettebatı) onlardan daha fazla etkilenirler. Solar Minimum etkisiyle ve Dünya’nın manyetik alanı azaldıkça, bunlardan daha fazlasını elde edeceğiz.

Metafizik bir mercekten bakıldığında, Güneş ve Gaia’nın bu kozmik rüzgarlara maruz kalan uykusu yankılandığını görüyoruz. Hava olayları ve birçok insan daha farklı hale dönüşebilir. Ancak bu çok çeşitli arkeoastronomik ve mitoopoetik temalardan bazıları üzerinde derinlemesine düşünürseniz, sıra dışı kavrayışlar veya bağlantılar uyandıracaktır.Solar Minimum ve bu gizemli alemden gelen ışın akışı, bariz bozulma potansiyelinin altında doğaüstü bir öneme sahiptir. O büyülü frekansı bulmanızı ve uyumlanmanızı tavsiye ederim.

31 EKİM 2020 :BOĞA BURCUNDA URANÜSYEN MAVİ DOLUNAY

31 Ekim Saat 17.49’da Boğa Burcunun 8.derecesinde Mavi Dolunay’ı deneyimleyeceğiz.Anın yükseleninde yine Boğa Burcunun 10.derecesi bulunuyor.

Mavi Ay Nedir ?

Mavi Ay ,bir takvim ayında yaşanan ikinci dolunay döngüsüne verilen isimdir.Ay’ın sinodik döngüsü 29,5 gündür.Yani aynı döngüyü tekrar görebilmemiz için üzerinden bu sürenin geçmesi gereklidir.Çok nadir sandığımız bu doğal döngü, aslında her iki buçuk senede bir meydana gelir.Sadece Şubat aylarında gözlemlenemez.Her Mavi Ay ,mavi gözlemlenmek durumunda değildir.

Mavi Ay, ilk kez 1883 yılında belirgin bir şekilde görüldü ve kayıtlara geçti. Öte yandan mavi rengine en yakın Mavi Dolunay, 1991 yılında görüntülendi.

Dolunaylar, Astrolojik bakış açısından hasat zamanlarıdır.Bu dönemlerde,Yeniay döngülerinde ektiğimiz tohumların sonuçlarını toplarız.Kadersel etkiler ışığında ,irademiz dahilinde olan ya da olmayan konularda nokta koyma zamanlarıdır.

An haritasına baktığımızda, Ay Boğa Burcunda retro hareketine devam eden Uranüs ile kavuşumda bulunuyor.Aynı zamanda Kaffaljıdhma, Azha ve Hamal yıldızları etkisi altında.Boğa Burcunun yöneticisi Venüs ise Terazi Burcunda transitine devam ediyor.Edasich ve Tureis yıldızları ile etkileşimde bulunuyor.

Duygulardaki gerilim, olumsuz sonuçlar doğuracak anlık tepkiler vermemize neden olabilir. Davranışlarda bir çatışma hali görülebilir. Ay-Uranüs kavuşumu nedeniyle duyguları aniden değiştirecek olaylar meydana gelebilir.Ay ,Boğa Burcunun özellikle bu derecelerinde yücelir.

Sürpriz gelişmeler heyecan uyandırabilir ve yaratıcı fikirler son derece dikkat çekici olabilir. Bir uyanış,aydınlanma yaşayabiliriz.Bu uyanış çok ani olduğundan davranışlarımızda başkaldırı hali görülebilir. Ay’ın duyguları ve kavuşumda bulunduğu Uranüs’ün özgürlüğü vurgulaması nedeniyle gerilim hattı oluşabilir. Yaşamda değişiklikler ilgimizi çekebilir. Marijinal alışkanlıklar ve fikirler oluşabilir.

Boğa arketipinde Ay,bir yandan da duyusal hazlara odaklı bir hal içerisinde bulunur.Bu dönemde ilginç, gelenek dışı, yaratıcı insanlardan hoşlanabiliriz.Terazi Burcundaki Venüs ve etkileşimde olduğu sabit yıldızların etkisiyle,niyetimiz herkesle bütünleşmek,uyumlu ilşkiler kurmak olabilir fakat bu tavırlar flörtöz olarak nitelendirilebilir.Sosyal alanda popülarite kazanabilir ya da ani teklifler,haberler alabiliriz.Bu etkiyle ani kararlar verebiliriz. Burada yegane amaç yaşamımıza sahip olmak,güvende hissetmek ve katkı sağlayan Uranyen etkiyle, duygusal olarak uçlarda gezinmektir.

Aynı zamanda,Terazi Burcunda gerilemesine devam eden Merkür’ün,an haritasında kolektiflerle ve Pallas’a olan karesi, yine ikili ilişki dinamiklerinde kalıp kırmak için mücadele eden bir enerjiyle sarmalanacağımızın altını çiziyor. Dolunay’da etkili olan Kaffaljıhma yıldızı, elimizin kolumuzun bağlanması,yöneticilerin, büyüklerin ya da otorite figürlerinin üzerimizde baskı oluşturması gibi durumları tetikleyebilir. Hamal sabit yıldızının enerjisi,hırslı davranmamıza ve gözükara olmamıza sebebiyet verebilir.

Buradaki ihtiyacın bir başka tezahürünü, Yunanlıların “Agape” tanımlamasıyla açıklayabiliriz.Bu perspektif,radikal bir içgörüyü ya da kişinin kendini gerçekleştirmesini ifade eder,her şeyin tümüyle bir arada işlediğine dair anlık bir aydınlanmayla gelen objektif bir farkındalıktır.Uranüs-Ay etkisiyle başkalarının da aydınlanmasına neden olacak eylemlere imza atabiliriz.Yaşayacağımız farkındalık çerçevesinde,her şeyin birbiriyle bağlantıda olduğunu anlatmak isteyebilir,bütünün daima parçalardan önemli olduğunu vurgulayabiliriz.Geniş gruplar içinde hareket etmek isteyebiliriz.Retro Merkür etkisiyle, bugün ve yarından çok düne yani geçmiş konulara ve kişilere yoğunlaşabiliriz.

Tüm bu göstergelere Azha Yıldızı etkisini de eklediğimizde ilişkiler, evlilikler,ortaklıklar oluşturma isteğimizin artacağını öngörebiliriz.Unutmamız gerekir ki, kendi yetersizliklerimizle, yanlışlarımızla başladığımız ilişkiler uzun vadede mutsuzluk ya da başarısızlıklar getirebilir; işte Azha bunu ifade eder. Kısacası bu süreçte evlilikler, ortaklıklar, şirket birliktelikleri gibi fikirler oluşuyorsa detaylı içsel öngörü yapılmalıdır.Varolan Venüs /Satürn üçgen açısı bu içsel dinamikleri düzenlemede bizlere katkıda bulunacaktır. Merkür şu an objektif çalışmadığından,alacağımız kararların Merkür retrosu sonrasına ertlenmesi ,mental anlamda daha sağlam temellere dayanmasını sağlayacaktır.

Güneş ise “Via combusta”yani “Yanık Yol” üzerinde hareketine devam ediyor. Aynı zamanda Nusakan sabit yıldızı ile etkileşimde bulunuyor.Astroloji’de Yanık Yol diye adlandırdığımız alan, Terazi Burcu’nun 15. derecesi ile Akrep Burcu’nun 15.derecesi arasındaki kısımdır.

“Tarihi bir bakış açısıyla, asırlar öncesine baktığımızda da bu alanın neden kötü bir üne sahip olduğunu anlayabiliriz. Birçok mit ve efsanede geçen afetler, felaketler ve çöküşler Yanık Yol ile bağlantılıdır ve Güneş’in ve Ay’ın Yanık Yol’dayken bu felaketlerin gerçekleştiğine dair görüşler vardır. Bu hikayelerden birisi, Güneş Tanrısı Helios’un oğlu, Phaeton’ın hikayesidir. Phaethon Yunanca “Parlayan” ya da “Parlak” anlamındadır. Phaethon’ın hikayesi mitolojideki en önemli göksel felaketlerden birisidir. Hikayede Titan ve Güneş Tanrısı olan Helios oğlu Phaethon’ın dört atlı arabasını bir günlüğüne sürmesine izin verir. Phaethon yola çıkar ve ateş soluyan 4 attan oluşan arabanın kontrolünü kaybeder, araba ateşler içinde yanarak rotadan çıkar, önce zikzak çizerek göklere yükselir ve büyük bir ihtimalle bu zikzak çizerek tutuşan yol “Yanık Yol” fikrinin kaynaklarından birisidir.”

Akrep Burcundaki Güneş,görünenin arkasındakini ortaya çıkarmak,asıl gerçeğe ulaşmak,hayatın doğal döngülerini kabul etmek,dönüşümü gerçekleştirmek,enerjimizi başkalarından bağımsız düşünmeyerek ve entegre olarak büyük olanla bütünleşmek çabasındadır.Boğa Burcundaki Uranüs ve Ay etkisi ise,maddesel dünyada güvene sahip olmaya ya da para kazanmaya yönelik geleneksel sistemlerden özgürleşme talebidir.Boğa-Akrep karşıtlığı temel olarak huzuru ve güvenceyi sağlama,dönüşüme zorlama ve bu nedenle krize neden olan karşıtlık durumudur.Akrep Burcunun yöneticisi Mars’ın Koç’taki retrosu agresyona neden olacaktır.Bu nedenle ,tüm bu içsel aydınlanmanın dışavurumunu gerçekleştirirken enerji akışımızı kontrol edemeyebiliriz. Tepkilerimiz ,Koç Burcunun ham enerjisi çerçevesinde gelişebilir.Yetenekler ve değerler ile temasın kesilmesi sonrası,aciz duruma düşmemek için başkalarını ve durumları kontrol etmek,yerleşik değerlere karşı çıkıp yerine yenisini koymadığımız için kendimizi tehtid altında hissederek kin,nefret,intikam duygularıyla hareket etmek,insanların zaaflarını ve motivasyonlarını kullanarak kendimize bağımlı kılmak ve onlara ihanet etmek,sırf isyan etmek için değerleri reddetmek,hayatımızdaki insanlardan ve alışkanlıklardan radikal bir şekilde uzaklaşmak gibi davranış biçimlerinden bu dönem uzak durmamız faydalı olacaktır.

Burada öğrenmemiz gereken kaybetme korkusundan özgürleşmek,kendimize özgü değer ve yeteneklerle para kazanma becerisini keşfetmek,krizleri yönetebilme ve sırları çözebilme becerisini geliştirmek,tabu olana dokunmak ve onu arıtıp kendi kişiliğimizle özdeşleştirmek için farklı yöntemler keşfetmek olacaktır.

Güneş ile etkili olan Nusakan yıldızı,yaşama sanatsal bir bakış açısıyla odaklanarak problem çözme becerimizi geliştirebilir.Güneş/Neptün üçgeni de ilahı olana sığınma ,akışta kalma ve sanatsal yeteneklerin detekleyicisi olarak kullanılabilir.Yine Neptün/Jupiter sekstili iç dünyamızı zenginleştimek adına meditasyon gibi enerji çalışmalarını destekleyecektir. Fakat gölge yönleri takip etmeyi seçersek Nusakan;mutluluğun yarım kalması, hayal kırıklıkları, ilişkilerde öfke krizleri hatta bazı durumlarda acı ve hayal kırıklıkları verecektir.

Sağlık olarak ,özellikle kazalar ve kafa bölgesindeki yaralanmalara dikkat etmemiz gereken bir dönemde olacağız.Baş ,diz,diş,kemik ağrıları,tansiyon, taşikardi problemleri görülebilir.Beyin hasarları ortaya çıkabilir,Alzeihmer, hiperaktivite, panik bozukluğu ve alkolizm problemleri olanlar extra zorluklar yaşayabilirler.Boyun bölgesine ait damarlar, omuriliğin boyun bölgesinden çıkan spinal sinirler, gırtlak, tiroid, guatr problemleri nüksedebilir. Yine bu dönem,zehirlenmelere karşı yiyecek-içeceklerde dikkatli olmak yarar sağlayacaktır.Sinir sistemimiz hassas ve dikkatimiz dağınık olabilir. Cerrahi operasyonlardan kesinlikle uzak durmak gerekir.

*Dolunay günü, Boswellia Serrata(Günlük), Adaçayı, okaliptus , yasemin tütsüleri kullanımı ve uygun meditasyon/enerji çalışmaları negatif enerjiden arınmamıza yardımcı olacak, akışta kalmamızı sağlayacaktır. Bunu yapmamızın nedeni; 3.,5.ve 7.enerji merkezini dengede tutabilmek dolayısıyla sağlıklı bir sekizinci enerji merkezine sahip olabilmektir.Yapılması gereken en önemli şey zihinsel aktiviteler yerine, bedenimize odaklanarak topraklanma aktiviteleri yoluyla sinir sistemi ve akupunktur noktalarında aşırı elektrik yükünden kurtulmaktır.

Sekizinci enerji merkezinin asıl kimliği kozmik bilinçaltıdır. Bu merkez ruhun doğmadan önce bu yaşam için verdiği kararı içerir, dolayısıyla burası karardan özgürleşebileceğimiz yerdir. Uranüs varlık seviyesini ifade eder. Bu enerji merkezinin temel amacı, bize özgür bir seçim hakkı oldugunu hatırlatmak, uyanışı sağlamak (Uranyen bilinç) ve sonunda da özgürlüğün yolunu açmaktır.

Sekizinci chakra başımızın 5-6 cm üzerinde yer alır. Sol avucumuzu taç chakranın üzerinde tutarak buranın enerjisini hissedebiliriz. Şaman dünyasında sekizinci chakra Wiracocha olarak bilinir. Gümüş uzay dendiği de olur. Eterik bedenin üst seviyelerinde yer alır ve tamamını yönetir. Yaşadığımız çeşitli hayatlar boyunca gördüğümüz, yaptığımız veya söylediğimiz her şeyin kaydının tutulduğu “Akaşik kayıtlar” bu merkezdedir. Bu kayıtlar hem bu yaşamdaki programlarımızı hem de paralel olasılıkları içerir. Burada, yaşamımızda tekrar eden kalıpların ve içine sıkıştığımız alışkanlıkların düğümlerini çözebilir ve bir çok zihinsel ve fiziksel sorundan kurtulabiliriz. Dolayısıyla geçmişten özgürleşip, pişmanlık duygusundan kurtulabiliriz.

Türkiye Gündemi açısından baktığımızda ;

Chiron ülkemizin onuncu evinde seyrediyor, aynı zamanda Mars da burada retro harekette ve kolektiflere kare açıda bulunuyor.Dış ilişkilerde ,ülke imajına ters düşen konularla ilgili gerginliklerin devam etmesi,iktidara yönelik söylemler gündemde kalacaktır.

Borsa,döviz,sermaye piyasalarında ani hareketler görülebilir.

Kadınlarla ilgili destekleyici durumlar,fikirbirlikleri oluşabilir.

Mecliste bu dönemde alınan kararlar,yapılan konuşmalar tartışılabilir.

Grevler,protestolar,eylemler artabilir.

Bu eylemlerde kadın sanatçıların sesi yüksek çıkabilir.

Gizli konular hakkındaki çarpıcı gerçeklikler kamuoyuna yansıyabilir.

Yangınlar,patlamalar,deprem gibi doğal afetler, özellikle hava ile ilgili meteorolojik olaylar görlebilir.Sivil kargaşa, şiddet ve yasa dışı olayları tetikleyici olabilir.

MERKÜR/GÜNEŞ INFERIOR KAVUŞUMU VE ENERJİ EGZERSİZLERİ

Bugun Merkür ,İstanbul saatiyle 17.34’te Güneş ile tam derece kavuşumda bulunuyor.Kavuşum Akrep Burcunun 2.derecesinde gerçekleşiyor.Bu durum Astrolojide, evrenin açık kapılarından biri olarak betimlenir.

Inferior kavuşum adı verilen bu durum,Merkür retro pozisyondayken gerçekleşir.Bu süreçte Merkür,Dünya ile Güneş’in arasında durup tam hizada yer alacağı için Güneş tarafından gölgelenir.Oluşan bu etki bir tutulma veya yeniay etkisi gibi düşünülür.

Merkür’ün temsil alanındaki fikirler ,düşünceler,ticari girişimler,eğitimler,yayıncılık,yolculuklarla ilgili istekler güçlü bir biçimde açığa çıkar.

Bunun yanında,kavuşumun Akrep Burcunda olması nedeniyle sezgiler,öngörü ,farkındalık,şifalanma gibi konular ön plana alınır.Akrep arketipinde,düşünceyle birebir yüzleşme ve yüzleştirme söz konusudur.Bilincin derinliklerinde saklanan konular,dönüşüm temaları yine Akrep semboliği kapsamındadır.

Gizli saklı gerçekler,kıskançlık,manipülasyon,elde etme ve otorite kurma çabaları,stratejik planları sembolize eden Akrep,Merkür gibi tutum ve davranışları temsil eden bir gezegenle kavuşum yaptığında kendini tüm özellikleriyle ortaya koyar.Bu esnada oldukça karanlık duygular içinde olabilir,gölgeli yanlarımızın farkına varabiliriz.Bunun yanında bizim birer yansımamız olduklarından , çevremizdeki kişilerin de karanlık yanlarını keşfedebiliriz.

Kavuşum anında meditasyon yapmak en büyük ölçekli yararı sağlayacağı gibi yazmak,dilemek,dua etmek,mantraları kullanmak da etkili olacaktır.

Meditasyon ve diğer enerji çalışmaları esnasında ;bergamut,biberiye,lavanta,adaçayı ve okaliptus tütsülerinden birini kullanmanız çalışmanıza fayda sağlayacaktır.

Her enerji çalışmasının öncesinde olduğu gibi topraklanma yapılmalıdır.

NEFES EGZERSİZLERİ VE MEDİTASYON ÖNERİLERİ :

  • Sinir sisteminin genel anlamda arınması (Arındırıcı Ateş Nefesi) :Temel yoga oturuş pozisyonunda oturun ve sağ elinizi midenizin üstüne koyun.(Bu doğru nefes alıp almadığınızı anlamaya yarayacaktır.Doğru nefes aldığınız takdirde nefes alırken mideniz şişer,verdiğinizde ise iner)
  • Burnunuzdan altı kez güçlü nefes alıp verin.
  • Daha sonra yavaş bir nefes alışverişi ile dinlenin ve aynı işlemi iki kez daha tekrar edin.Yani toplamda üç kez olmak üzere altışar güçlü nefes alıp verin.Başlangıçta biraz başınız dönebilir ancak bu beyninize daha fazla oksijen gittiğini gösteren güzel bir işarettir.
  • Sinir sisteminin tam arınması (Yoni Mudra) :Bu nefes egzersizi zihnin berraklaşmasını ve sakinleşmesimi sağlamanın yanı sıra ,endişeyi de ortadan kaldırır.Yoga’da bu egzersiz algıları rahatlatmasıyla bilinir çünkü algılara dışarıdan yön vererek iç sukuneti sağlar.İki varyasyonu olan bu egzersizin en kolay uygulanışı şu şekildedir:
  • Önce baş parmaklarınızla kulaklarınızı tıkayın.İşaret parmaklarınızı göz kapaklarınızın üzerine koyun.Orta parmaklarınızı burun deliklerinizin üzerine yerleştirin.Yüzük ve serçe parmağınızıla dudaklarınıza bastırın.Burun deliklerinizden nefes alın,sonra orta parmağınızla sağ burun deliğinizi kapatın.Bu arada sol burun deliğinizden nefesinizi verin.Sol burun deliğinizden nefes alın,nefesinizi tutun,kısa bir süreliğine iki burun deliğinizi de kapatın,sonra sağ burun deliğinizi açın ve nefesinizi verin.Bunu her iki burun deliği için de altışar kez tekrarlayın.
  • Bandu : Zihininizin ve sinir sisteminizin arınmasının ardından bu güzel ve temiz enerjinin olabildiğince uzun süre enerji sisteminizde kalmasını sağlamak için “Bandu” yapın yani bu enerjiyi yükseltip tamamlayın.
  • Bunun için yoga oturuş pozisyonu alıp ellerinizi uyluklarınıza koyun.Nefes alın,nefes verirken de anüsünüzü ve boğazınızı tıkayıp omuzlarınızı kaldırarak ve başınızı aşağıya eğerek,ellerinizle kendinizi uyluklarınıza kadar itin.Midenizi içeri çekerek ,enerjiyi birinci,ikinci üçüncü,dördüncü,beşinci chakraya kadar sırayla itin.Sonra alacağınız nefesle başınızı kaldırın,omuzlarınızı indirin ,anüsünüzü serbest bırakın ve enerjiyi beşinci chakradan ,altıncı ve yedinci sıralamasına uyarak yükseltin.Bunu üç kez tekrarlayın.

Bu egzersizden sonra, evrenle uyum içinde anlamına gelen “Nam-Myoho-Renge-Kyo”mantrasını tekrar etmeniz önemlidir.

Çünkü bu mantra, beşinci chakrayı arındırmak için kullanılabilecek en iyi mantralardan biridir.Lotus sutra mantrasını boğaz chakrasından söylemeye başladıktan sonra sesinizi üçüncü chakraya kadar alçaltarak Merkür ile Güneş’i (Solar pleksus)bu sesle birbirine bağlayın.

Tüm bu nefes çalışmaları sonrasında evrenin rehberliğini dilerken, aynı zamanda başarmak istediğiniz konuya odaklanın. Neyi halletmek ve hangi konuların sizin için en olumlu şekilde sonuçlanmasını istiyorsunuz? Bunu içinizden en az on iki kere tekrarlayın ve sessiz kalarak gözlerinizi kapatın, uzanma pozisyonunda devam edin. İç sesiniz iletişim halinde kalarak,evrenin size sunduğu vizyonları,sembolleri takip edin.Zira, bu durum en güzel yüzleşme ve arınma şekillerinden biridir.Ayrıca bu yontemle süregelen ve cevabını bulamadığınız negatif enerjinin kaynağını, sorular sorarak /yanıtlar isteyerek bulabilirsiniz.

16 EKİM 2020 : TERAZİ BURCUNDA YENİAY


16 Ekim 2020 saat 22.30’da ,Terazi burcunun 23. Derecesinde bir Yeniay deneyimleyeceğiz . Bu Yeniay, Ay’ın dünyaya en yakın (perigee) geçtiği yerde gerçekleşecek. Yani etkilerini çok daha yüksek etkilerde hissedeceğiz .Anın yükseleninde Yengeç burcunun 10.derecesini görüyoruz.

Yeniaylar güçlü başlangıç etkilerini içlerinde barındırırlar.Antik Mısır’da yeniaylardan sonraki üçüncü gün yani Hilal fazı tohumun toprağa atıldığı zaman olarak belirlenmiştir.Bu dönemde başlatılan işlerin çok verimli sonuçlar alınacağına inanılmıştır.


Yeniay an haritasına baktığımızda ,Terazi burcundaki Ay’ın yöneticisi Venüs’ün ,Başak burcunda ve Neptün ile karşıt açıda bulunduğunu görüyoruz.Bu iki planetin tam karşıtlığının yaşanacağı tarih ise 18 Ekim 2020 olarak karşımıza çıkıyor.

Retro alanında gölgeli günlerinde olan Merkür,Retro Uranüs ile karşıt açıda konumlanıyor.Yükselen Yengeç’in asıl sahibi Ay ise Terazi burcunda ağır planetler ve Mars ile zorlu görünümde bulunuyor.


Terazi burcu,kolektif burçların ilki olduğundan ,zodyağın sosyal farkındalığı temsil eden burcudur.Bu arketipte ana ihtiyaç ilişki kurmaktır.Zira, yeniay haritasında Arcturus ve Spica yıldızları da etkili konumda bulunuyor.Başkaları ile bağ kurma,içsel dengeyi yakalama,en başta benliğimiz hakkında bilgiye ulaşma teması bu yeniayda ana konu olarak ön plana çıkıyor.
Yeniay anındaki enerjiler, kontrol mekanizmamızı revize etmek için de uygun koşulları sağlayabilir.Pasif agresif davranmamız gereken bir dönemde olacağız.Suçluluk duygusu ve sahip olduğumuz ya da olmadığımız şeyler için öfke duymaktan kaçınmalıyız.Sanatsal faaliyetlerde bulunmak yeniay döneminde ruhumuza iyi gelebilir.Sağlığımız hakkında yeni kararlar alabiliriz.Yeni beslenme ,tedavi şekilleri denemek isteyebiliriz.Fakat başlamak için 5 Kasım sonrası daha olumlu bir dönem olacaktır.Anne figürü ,kadın figürler ve ebeveyn olmak ile ilgili konular gündemimizi meşgul edebilir.


Yine Venüs’e baktığımızda, Başak burcunda transitine devam ettiğini görüyoruz.Venüs,Başak burcunda pek de rahat ettiği bir pozisyonda değildir.Daha materyalist ve rasyonel bir bakış açısına sahip olduğundan,Venüs’ün asıl temsil alanıyla pek de uyuşmaz.Fakat ,özellikle ikili ilişkilerde kendisini hizmet etmek,yarar sağlayarak gösterme ihtiyacı içine girer.


Aynı zamanda Venüs burada Balık burcundaki Neptün ile karşıt açıda bulunuyor.Venüs, Neptün ile karşıt açı yaptığında özellikle istekler ve ilişkilerimiz üzerine yansıyan kafa karıştırıcı, gerçeklik algısından uzaklaştıran, hayal gücünün zaaflarının devrede olabileceği etkiler altında olmaya başlarız.

Ortaya çıkabilecek olan duygusal aşırılıklar; istekler, arzular ve aranılan güven, konfor, huzur üzerinde fazlasıyla beklentili yada fazlasıyla fedakarlık yapmaya yönelik durumlar yaratmakta olur. Gerçek olabilmekten uzak istekler içine girmek ve kişisel hareket tarzını bu yanıltıcılık barındırabilecek olan arzulara, taleplere göre yönlendirmeye çalışmak aldatıcı, yanıltıcı bir hareket tarzı oluşturur.


18 Ekim günü kesinleşecek Venüs/Neptün karşıtlığının içinde bulunduğumuz süreci, hayal gücünün öne çıktığı, duygusal karışıklıklar yaşayan, gerçeklik algısının kaybedilebilindiği bir süreç haline getirebileceğini bilerek değerlendirmek ve hem kendi isteklerimize hemde karşılıklı ilişki içerisinde edindiğimiz role karşı gerçekçi tarafımızı kaybetmeden bakabilmemiz faydalı olacaktır.


Bu açılanma manevi inançlar konusunda da belirleyici bir rol üstlendiğinden ,ilişkiyi ya da herhangi bir dünyevi zevkten feragat etmeyi ,bağışlanmaya giden yolda feda edilmesi gereken bir şey olarak görebiliriz.Yeniay’daki bu açılanma etkisiyle, ebeveynler tarafından aktarılan ve filtresiz olarak bilinçaltımızda idealize ettiğimiz sevgi,aşk gibi Venüsyen temaların hatalı kodlarını bulabiliriz.


Süregelen Merkür retrosu ve Uranüs ile iki kez daha tekrar edeceği karşıt açıları ,ilişkilerdeki yanlışları gözle görülecek şekle getirebilir ve bizleri Neptünyen yanılgılardan özgürleştirip,üst plandan bakmamızı sağlayabilir.
İçsel farkındalık ile bakmaya çalıştığımızda hayaller ve gerçekler arasında gereken köprüyü kurabilmemizi sağlamaya çalışan görünümler; mükemmelliyetçilik peşinde arzulardan, fazlasıyla gerçekçi olmak adına aşk yada sevgi duygusunu arka plana atmış, kaybetmiş yada değersizleştirmiş hayat görüşünden uzaklaşmak ve yeni bir denge kurmanın zorlayan yaratıcılığı taşıyor. Olayları ve duygu durumumuzu doğru değerlendirebiliyor olmak ile biz de kendimize bir de bu açıdan bakabiliriz.Venüs’ün Uranüs ve Jupiter-Satürn-Plüton ile ile olan üçgeni bu konulara farkındalıkla yaklaşmamızı ve dönüştürmemizi kolaylaştırabilir.


Enerjilere daha yakından baktığımızda, şu sıralar yöneticisi olduğu Koç burcunda retroda bulunan Mars’ın yeniaya kare açıda olduğunu görüyoruz.

Koç,Sigmund Freud’un id veya libido (fiziksel enerji)dediği şeyi anlatmaktadır.Burada göreceli olarak ham ve ilkel bir enerjinin varlığı söz konusudur.Koç enerjisi bireyselliği önemli ölçüde ortaya koyar.Girişimde bulunmak,aniden harekete geçmek,egosantrik davranmak bu dönemlerde öne çıkan davranış kalıplarındandır.Çünkü Koç burcunun güdüsel ihtiyaçları arasında hayatta kalma,olma ve otonomi vardır.Koç,benliğin ayrı bir varlık olarak doğuşunu ifade eder.Henüz ayrı bir benlik algısı ve diğerlerinden belirgin bir kimlik farkı olmasa da,özerk bir varlık olarak yaşamda varolma arzusu güçlüdür.Bu prensip bir yandan işbirliği (Terazi)ile doğrudan zıttır.Bekleme, plan yapma,hayal kırıklıklarına katlanma ve sabretme kapasitesi düşüktür.Tahammülsüzlük Marsiyen bir ruh halidir.

Dolayısıyla dürtüsel olarak eyleme geçme ihtiyacımız yeniay etkileriyle artacaktır.

Mars’ın ağır planetlere yaptığı kare açı nedeniyle otorite figürleriyle,yaşamlarımızdaki kuralları belirleyen ya da üzerimizde baskı kuran figürlerle zorlanmalar yaşayabiliriz.


Gölgeli Merkür,mental olarak bizleri zorlamaya devam etse de an haritasında ,Merkür ile Neptün arasında şanslı bir üçgen açı mevcut.Bu açı iletişimde sezgilerin ön plana çıkacağını göstermekte.

Zihinsel fonksiyonlarımız hayallere ve ideallere odaklanarak; hayal gücü ve yaratıcılığı vurgulayabilir.
Bu şansı yakalamak için derin katmanları araştırıp, orada karşılaşılan materyali anlayışla, kabullenicilikle, merhametle iyileştirmek ve kimliğe tekrar entegre ederek dönüşmek gerekir.Bu açıyla içten gelen düşüncelerle temas kurmamızın önü açılacaktır.


Bu açı altında bilinçli akıl (Merkür), rüyalar, vizyonlar ve sezgi kanalıyla kolektif bilinçdışıyla temas kurabilir. Bu sebeple bu dönemde rüyalara ve iç imgeleme özellikle dikkat etmek gerekir.


Bu transit altında, kolektif bilinçdışının arketipleriyle iletişim kurmak ve bunların işaret ettiği yöne doğru iç sesi dinlemek, benlik bilinci geliştirmek ve benliği aşmak için çok faydalı olacaktır.


Neptün Merkür birlikteliğinin bir başka şansı, ilahi sözleri güçlü bir enerjiyle gündeme getirmesidir. Bu açı aktifken dua çalışmaları ve mantralar oldukça kuvvetli geri dönüşler verecektir.


Neptün’ün Merkür’e olan açısı, hayal gücünü ve yaratıcılığı artıracaktır. Bu açının da verimli kullanımı sanat faaliyetiyle meşgul olmaktır. Bu süreçten olumlu istifade etmek istiyorsak iletişim kanallarınızı açmalı, egoyu aşıp kolektifle bağlantı kurmalıyız. Haritada bulunan Neptün/Jupiter ve Neptün/Plüton sextil açıları da bu duruma katkı sağlayan faktörler .

Sağlık etkilerine baktığımızda,böbrek,apandisit,fıtık problemleri,bel sorunları,yumurtalık iltihapları oluşabilir.

Bu problemlerin çözümü için, Sakral chakra ya da diğer ismiyle Svadhistana’yı dengeleyecek enerji çalışmalarında bulunmamız uygun olacaktır.


Enerji merkezindeki dengesizliğin en önemli göstergesi kıskançlıktır.Yeniay haritasındaki Jupiter karesini de hesaba kattığımızda bu merkezdeki enerji akışının bozulacağını ,bir duyguya aşırı bağlılık ve sonucunda tatminsizlik ve kıskançlık yaşayacağımızı öngörebiliriz.

İmrenmek de ikinci enerji chakrasındaki sorunların bir diğer göstergesidir.Bu sürekli olarak daha iyisi olabileceği düşüncemizden tatmin olma duygusuna ulaşamadığımızı,sürekli kıyas halinde olabileceğimizi açıklar.


İkinci ve altıncı chakralar arasındaki döngünün dengelenememesinden dolayı kendi elimizdekilerle asla mutlu olamaz,başkalarının hayatlarını irdelemeye başlarız.Burada dualite büyük bir sorundur.Aşılabildiğinde misyonu olan birliğe ulaşılabilir.Duygular su,akış ve hareket ile ilgilidir.Dolayısıyla bir duyguya takılı kaldığımızda,bedenimizdeki ilgili yerlerde kramplar,gerginlikler ve arızalar oluşması olasıdır.


Bir diğer etki olarak bu enerji alanında blokajlar olduğunda,diğer insanlar ile iletişim becerilerimiz zayıflar,sürekli yargılanıyormuş,hatalarımız vurgulanıyormuş gibi hissedebiliriz.


Şükran (Venüs’ün Sanskritçedeki karşılığı teşekkür anlamına gelen shukra kelimesidir.Burada ise anahtar kelimedir.İkinci enerji merkezinin dengede olması için gerekli histir.


Venüs’e yönelik enerji egzersizlerinde su elementi ile çalıştığımız ve okyanusta bir dalgaya benzediğimiz için teslimiyet hissini deneyimleriz.


Bu chakra için bakır ve özellikle Ay Taşı kullanmak fayda gösterecektir.

Notası RE, Mantrası VAM,Rengi Turuncu ,Aroması Ylang-ylang ve Sandal ağacı,Yoga şekli Tantra Yoga’dır.


*Bu dönem oluşan venüs -neptün karşıtlığı yiyecek-içeceklerle alakalı zehirlenmeleri gündeme getirebilir.Bağımlılıklarımızı (yeme-içme vb.) farketmek için uygun bir süreç olabilir.


Yeniay’a Türkiye ve Dünya gündemi açısından bakacak olursak ;


Ülkemizin Azerbaycan-Ermenistan’ı ilgilendiren askeri sürecin arabuluculuğuna dâhil olması söz konusu olabilir.

Bu uzlaşma çabasında sonuçsuz kalınabilir.Savaş etiği konuşulabilir.


İktidar ve muhalefet kanadında fikir çatışmaları gündeme gelebilir.Ego savaşları görülebilir.

Enfekte hasta sayısında artışlar gözle görülür hale gelebilir.


Örgün öğretimle ilgili alınan karar değiştirilebilir.


Sanatçılar,eğlence sektörü,yeme-içme alanlarıyla alakalı toplumu ilgilendiren, tepki çeken gündemler oluşabilir.

Kadın cinayetlerine yenileri eklenebilir.


Kadın,çocukları ilgilendiren konular tekrar konuşulabilir.

Çocuk cinayeti, taciz vb. haberler ve alınan kararlar tekrar üst sıralara yerleşebilir.Bu konudaki tepkiler,eylemler artabilir.


Döviz kuru ve borsada hareketlilikler meydana gelebilir.


Sosyal medya,iletişimi ilgilendiren platformlarda arıza,sorun, kısıtlamalar oluşabilir.Yeni girişimler gündeme gelebilir.


Çiftlik,mahsül,üretim ,mesire alanları,gayrimenkul konuları ve bunlarla ilgili yeni sistemler gündeme gelebilir.Bu bölgelerde yangınlar oluşabilir.


Mahkemeler,yargı mercileri,akademik konular,ülke mirasları ve doğal miraslar ile ilgili konular kapsamında mecliste tartışmalı ve kısıtlayıcı yeni kararlar alınabilir.

Yer altı kaynaklarının kullanımı konuşulabilir.

Doğal afet riski artabilir.

MERKÜR RETROSU BAŞLIYOR :28 EKİM-5 KASIM 2020

2020’nin son Merkür Retrosu öncesindeki durağan günlerini deneyimlemeye başladık. Bir planetin durağan (S) günleri ,retro döneminden daha güçlü etkiler ortaya çıkarır.Merkür, retroya başladığında ise 11 derece Akrep ile 26 derece Terazi burçları arasında gerileyecek.

Merkür Astrolojide; iletişim, hitabet, yazılı -sözlü anlaşmalar, elektronik aletler,el becerileri, ticaret vb. konularla ilgili bulunur.Retro dönemlerinde gölge özelliklerini daha fazla yansıtır.

Retro süreci içerisinde iletişimde problemler çıkarabilir, elektronik aletler bozulabilir, günlük yaşamda kullandığımız gereçlerde problemler ,sosyal ağlarda ve iletişim kanallarında (mail vb.)karışıklıklar ve öğrenme sorunları yaşayabiliriz.Kafa karışıklarımızın oluşması olağandır. Özellikle disleksi problemi olanlar bu dönemde ekstra güçlük yaşayabilirler.

Akrep, temsil alanı dolayısıyla finansal konularla da doğrudan bağdaşır.Bu nedenle ödemesi gecikmiş borçlar ya da ödenen borçların oluşacak karışıklıkla tekrar karşımıza çıkması olasıdır. Finansal meseleler ya da temellendirilmiş finansal fikirler tekrar gündeme gelebilir.Evraklar bu dönemde iki kere incelenmeli,yeni bir girişim için imzadan uzak durulmalıdır.

Retro döneminin en belirgin özelliği, takıntılı bir ruh hali olabilir.Bu takıntılı ruh halini odak dağıtarak değiştirmek büyük önem arz edecektir.Eşzamanlı olarak devam eden Mars Retrosu’nu da hesaba kattığımızda enerjimizde büyük düşüşler yaşayabiliriz.Akrep,ölüm ve dönüşüm konularıyla doğrudan ilintili bir burç olduğundan yaşadığımız takıntılı ruh halinin temelinde ölüm ve hiç olma korkusunu gösterebiliriz.Egoyu temsil eden Güneş’in, gölgeli günlerde gerçekleştirdiği Mars-Saturn-Plüton karelerinin ve 14 Ekim’ den sonra iki kez daha tekrar edecek olan Merkür-Uranüs karşıtlığının da retronun doğasına katkısıyla manipülatif, kısıtlamalar getiren ve sadece kendi isteklerimizi gerçekleştirmek isteyen bir tutum içerisinde olabiliriz. Başkalarına baskı kurarak var olmaya çalışabiliriz.Merkür’ün sağır burç olarak kabul edilen bu Akrep’teki retro sürecinde karşımızdakilerle iletişimde kalmak istemeyebiliriz. Bedensel ve mental sağlığımız hassas olacağından, dikkatli olmamız faydalı olacaktır.

Merkür Akrep’in ,Uranüs karşıtlığı  etkisinde bulunduğu zaman dilimlerinde sonucunu düşünmeden yapılan ani hareketlere , sakarlıklara, ağızdan çıkan kelimelere dikkat etmemiz gerekir.Bir şeyleri elde etmek,kendi özgürlük alanımızı yaratmak adına eyleme geçerken, kendimizi kaybebetmemek için çabalarken de bulabiliriz.

Merkür Akrep, bütünleşme yaşayamadığı takdirde mevcut düzene tehtid olarak gördüğü her şeyi kontrol etme arzusu duyar.Böylelikle kontrol edilen nesnenin başkaldırı potansiyeli pahasına sahte bir bütünlük elde ettiği yanılsamasına düşer.

Retro döneminde karşılaştığımız her olayın altında dönüştürülmesi gereken bir durum olduğunu unutmamamız gerekir.Dönüşüm konusuna yaklaşımımızı yine bu dönemde olaylara karşı takındığımız tutumdan anlayabiliriz.Bu dönem,olumlu kullanımında harikulade bir farkındalık kazanma sürecine çevrilebilir.Yasak,tabu,tehlikeli konulara yaklaşımımızı daha belirgin hale getirebiliriz.

Kıskançlık,hırs,nefret,düşmanlık,kindarlık,hiddet gibi acı verici ve yıkıcı duygularla nasıl baş edebiliriz?Bu konularda çıkarımız nedir ve bunlarla nasıl bağdaşabiliriz? Kendimizi nasıl kontrol altına alıp ,bu tip toksik duygulardan kurtulabiliriz ve yeni bir ben yaratabiliriz? gibi tüm soruların cevaplarını yine bu dönemde yapacağımız akılcı gözlemler ve çıkarımlar sonucunda bulabiliriz.

 Retro döneminde ilişkilerde de zorluk yaşayabiliriz.Merkür retrosu “Yansıtmalı özdeşim”prensibini gündeme getirecektir.

İçimizde taşıdığımız travmalar retro süreci Terazi’ye geçtiğinde partnerin doğasında vücut bulabilir ve dile getirilebilir.Güveni ve partnere yansıtılmayı engelleyen psikolojik konularda bazı mücadeleler söz konusu olabilir.Merkür’ün gölge yanlarından korunmanın anahtarları”empati yapmak” olacaktır.

Retro dönemi süregelen duygusal ilişkilerle sınırlı kalmayabilir.Kriz durumları,dönüşüm ve maddi bağlar içeren ilişkiler için de geçerli olabilir.Aynı zamanda şifa süreçleri içeren ilişkiler,mali konularda iletişimde olduğumuz kişiler,ölüm ve tehlike temaları ile ilgili konular ve kişiler,vergi,miras,borç,yatırım konularıyla ilgili bağlantılı gündemler oluşabilir. Biten ilişkiler, evlilikler, ortaklıklardaki sürtüşmeli, mahkemelik konular tekrar gündeme gelebilir.

Retro dönemlerinde yaşanan zaman genişlemesi nedeniyle , zamanın daha yavaş aktığını hissedebiliriz.Yeni ilişkiye başlamak,eski bir ilişkiyi tekrar denemek için atılımda bulunmak, evlenmek ya da herhangi bağlayıcı bir söz vermek için uygun süreç değildir.Bu dönemde, maddenin doğası ve psikolojiye dair okumalar ve araştırmalar yapabilir ,psişik ve ölüm sonrası deneyimler ile ilgili konularla çekilebiliriz.

KOÇ BURCUNDA DOLUNAY:SAVAŞ VE BARIŞ

2 Ekim 2020 saat 00:05’te Koç burcunun 9. derecesinde bir dolunay deneyimleyeceğiz.An haritasında yükselende Yengeç burcunun 16. derecesini görüyoruz.Dolunayda,yükselende Sirius ve Castor yıldızları etkili olurken,Ay Algenib ve Güneş Diadem yıldızlarıyla birlikte bulunacak.

Ekim ayı içerisinde iki dolunay deneyimleyeceğiz.Bunların ilki 2 Ekim ,diğeri ise 31 Ekim’de meydana gelecek.Bir ay içerisinde iki dolunayın gerçekleşmesi nedeniyle ,31 Ekim dolunayını “Mavi Ay ya da Mavi Dolunay”olarak isimlendireceğiz.

Aynı zamanda an haritasında dolunayı,Satürn ve retro Plüton ile kare açı içinde görüyoruz. Jüpiter 17 derecede bulunarak,açı etkileşimine orb derecesi bakımından daha uzak konumlanıyor. Bu kare açı görünümü, geriye dönük düzenlemeler, yapılması gereken işlerin tekrar tasnif edilmesi gibi durumları oluştururken, bir taraftan da ilişkiler açısından temelde yatan durumların dolunay enerjisiyle ortaya çıkmasına yardım ederek,tekrar gözden geçirilmesine imkan sağlıyor. Bu nedenle, ilişkiler ve işler açısından kritik kararların alınacağı bir süreç olacağını söyleyebiliriz.

Bir süre evvel Retrodan direkt harekete dönen Satürn, ileriye dönük işleri ve bir takım durumların belirlenmesini ifade ediyor fakat mevcut açılar altında da geçmişe dönük halledilmesi gereken karmik durumlar söz konusu olabilir. 28-29 Eylül tarihlerinde yaşamlarımızda dönüşüm rüzgarlarının eseceğini öngörebiliriz.

Dolunaylar, özellikle ilişkilerdeki durumları objektif bir şekilde anlamak bakımından önemlidirler. Koç ve Terazi aksında gerçekleşen dolunaylar bu nedenle daha fazla önem teşkil ederler.

Koç enerjisi bireyselliği önemli ölçüde ortaya koyar.Girişimde bulunmak,aniden harekete geçmek,egosantrik davranmak bu dönemlerde öne çıkan davranış kalıplarındandır.Çünkü Koç burcunun güdüsel ihtiyaçları arasında hayatta kalma,olma ve otonomi vardır.Koç,benliğin ayrı bir varlık olarak doğuşunu ifade eder.Henüz ayrı bir benlik algısı ve diğerlerinden belirgin bir kimlik farkı olmasa da,özerk bir varlık olarak yaşamda varolma arzusu güçlüdür.Bu prensip bir yandan işbirliği (Terazi)ile doğrudan zıttır.Bekleme, plan yapma,hayal kırıklıklarına katlanma ve sabretme kapasitesi düşüktür.Tahammülsüzlük Marsiyen bir ruh halidir.Koç,Sigmund Freud’un id veya libido (fiziksel enerji)dediği şeyi anlatmaktadır.Burada göreceli olarak ham ve ilkel bir enerjinin varlığı söz konusudur.Kısaca Koç enerjisini ,Latince bir deyiş olan “nunc aut nunquam” (ya şimdi ya hiçbir zaman) ile tanımlayabiliriz.

Terazi ise daha çok biz kavramı ile ilgilidir. Burada daha sosyal gruplar içinde,iyi bir iletişim diliyle ve en önemlisi politik hareket etmek söz konusudur.

Terazi,kolektif burçların ilki olduğundan,zodyağın sosyal farkındalığı temsil eden burcudur.I Ching’de şöyle bir ifade yer almaktadır : “İlişkide olmanın ana ilkesi olan şefkat,dünya üzerindeki tüm ilişkilerdeki en önemli şeydir.”Terazi burcunun ana ilkelerinden biri de insanları konuşturarak ilişki içine çekmektir.Terazi davranış kurallarını önemser.Terazi dürtüleri bir tür sosyal düzenleyici gibidir,farklılıkları törpüler ve arabuluculuk sağlar. Tartarak ve kıyaslayarak hareket eder ve buna göre bir tutum sergiler. Değerlere göre bir tavır ve tutum içindedir.Farkındalığı yüksek oladuğu için dinamiklerin pürüzsüz ve uyumlu çalışmasını sağlar. Koç burcunda böyle bir strateji ve ihtiyatlılık yoktur. Direkt hareketler, kararlılık ve benliğin sesi söz konusudur. Terazi,enerjisel olarak kendine karşı kayıtsız kalır,tarafsız ve önyargısızdır.Ancak konunun her iki yanını da görebilme kabiliyeti olduğundan bazı durumlarda kararsız ve zayıf kalmakla ilintilidir.Kişilikteki aşırı uyum ,etkileşim sistemini dengeleme çabasıyla karşısında olanı aşırı saldırgan olmaya itebilir.

An haritasında ,Koç burcunun yöneticisi Mars Koç burcunda retro harekette bulunuyor ve sert açılara sahip. Terazinin yöneticisi Venüs, Aslan burcunun son derecelerinde görünüyor ve Mars ile uyumlu açısı bir açıdan uzlaşıyı ön plana çıkarıyor.

Mars ve Venüs’ün uyumlu birleşimi, sevgi paylaşımında kendini ortaya koyma fırsatı sunar. Bu etki altında sevdiğimiz şeyler için harekete geçebilir, mücadele edebiliriz. Arzuladığımız şeyleri kendimize çekebiliriz. Aşk için harekete geçme ve enerji harcama isteğimiz uyanabilir.

Fakat, bu zaman sürecinde Mars’ın sesi daha çok geriye dönük konular ile ilgili bir takım engeller getirebilir. Koşullar dürtüsel bakımdan daha yavaşlatıcı, düzenlenmeye ve törpülenmeye dönük bir zamanı da işaret edebilir.Mars, özellikle retro dönemlerinde daha çok içe dönen veya yanlış kullanılan enerji ile alakalı bulunur.Dolayısıyla içsel dengeyi yakalamak ekstra zorlaşabilir.Mars’ın retro konumda olması ve kolektif gezegen Satürn ve retro Plüton’a kare açısından dolayı ilişkilerde eyleme geçmek,bir şeyleri netleştirmekte kısıtlamalar ,engeller veya saplantılar oluşabilir.

Venüs, Aslan burcunda daha dışa dönük bir enerjiyle yani yang enerji olarak çalışacaktır.Kendimizi olduğumuz en iyi biçimde ortaya koymamız,sürekli kendimiz ile ilgilenme arzumuz ve kendimizi dış dünyaya kanıtlama isteğimizin tavan yapması olasıdır.Tüm bunlardan da anlaşılacağı gibi, ikili ilişkilerde hareretli ve bir o kadar da mücadele enerjisinin etkili olduğu bir dönem deneyimleyeceğiz. Fakat ,burada yine en büyük savaşı kendimizle vereceğiz.Çünkü eylemlerimiz bizi tıpkı bir projeskiyondan yansır gibi etkileyecek .

7 Ekimden itibaren başlayıp, 8 Ekim’in ilk saati içinde yani gece 12:00 civarı Akrep burcunda ilerleyen Merkür’ün ,Boğa burcunda retro hareketine devam eden Uranüs ile karşıt konuma doğru geleceğini ve yüksek etkilerde bulunacağını öngörebiliriz.

Merkür Akrep’in ,Uranüs karşıtlığı etkisinde bulunduğu zaman dilimlerinde sonucunu düşünmeden yapılan ani hareketlere , sakarlıklara, teknolojik kazalara, hava olaylarına, ağızdan çıkan kelimelere,manipülasyona dikkat etmek gerekir.Bir şeyleri elde etmek,kendi özgürlük alanımızı yaratmak adına eyleme geçerken, kendimizi diğer insanları iğnelerken ve kontrolü kaybebetmemek için çabalarken de bulabiliriz.Merkür Akrep, bütünleşme yaşayamadığı takdirde mevcut düzene tehtid olarak gördüğü her şeyi kontrol etme arzusu duyar.Böylelikle kontrol edilen nesnenin başkaldırı potansiyeli pahasına sahte bir bütünlük elde edilir.

Tekrar eden Uranüs karşıtlığını hesaba kattığımızda ,yine Sigmund Freud’un Thanatos kavramı ortaya çıkabilir.Thanatos,kişinin kendi kendini mahveden davranışlarını anlatan bir kavramdır.Enerjisel olarak,üzerinde güç sahibi olduklarımızla bütünleşmeyi ve böylelikle zihinsel ölümle dönüşümü anlatır.Gölgemize entegre oluruz.Bu sürece karşı koyan yanımız kişiliğin bilinçli yanı,yani egodur. Akrep kendini aşağıya çeken şeylere muhalif olduğundan düzeni bozar ve bunların kuyusunu kazar.Böylelikle egonun bağımsızlığına karşı atakta bulunur.Kendi karanlığımızı kucaklamaya hazır değilsek benlik ile gölge arasındaki ayrım asla çözümlenemez.İçsel korkular yansıtılıp bir dış tehtidin yerini aldığında karşımıza “paranoyak savunma davranışı”çıkar.

Diğer taraftan maddi ekonomik, banka kredileri, kazançlar ile ilgili konularda ani gelişmeler olabilir.Planladığımız şeylerin yolunda gitmemesi durumuna karşı hazırlıklı davranmamız önem teşkil edecektir.Hava ile ilgil

14 Ekim’de Merkür Akrep burcunda geri hareketine başlayacak. Bunun anlamı, retro hareketten ötürü Uranüs Boğa karşıt açısının iki defa daha gerçekleşecek olmasıdır.

Ayrıca 14 Ekim günü ilk saatlerde Koç burcunda retro yapan Mars ile  Güneş Terazi konumu karşıt açı yapacak. Yine ilişkilerden yana karmik ve önemli bir zamanlama olacak. Bireysel hareket etmek ile kolektif alanda eyleme geçmek arasındaki seçimler, mahkemelik konular, karmik hesaplar gündeme gelebilir. 

Anın yükseleninde bulunan Yengeç burcu,vatan,millet,güvenlik,milliyetçilik,aile,kadın ve annelik konularına atıfta bulunuyor.Aile içi konularda birikmiş öfkenin açığa çıkması,hasır altı edilmiş olayların tekrar konuşulması ve ilişkilerin stabilitesini değiştirecek olaylara sebebiyet verebilir.Bu nedenle dürtüsel davranışlardan oldukça uzak durmakta yarar olacaktır.Yükselen derecesinde Sirius ve Castor yıldızlarının etkisini görmekteyiz.Sirius küçük adımların büyük sonuçlar doğurması,öfke,zenginlik,ün,gururla doğrudan bağlantılıdır.Castor yıldızı ise,yeni fikirlerle,yazmakla ve araştımakla ilgilidir.Dolayısıyla eylemlerimizde bu yıldızların etkilerini de gözlemleyebiliriz.Dolunay sırasında Ay Algenib,Güneş ise Diadem yıldızıyla kavuşumda olacak.Algenib iftiraları,yanlış anlaşılmaları,şiddeti ve talihsizlikleri işaret eder.Diadem ise kolektif konular için kendini feda etme,isteklerinden vazgeçme ile ilişkilidir.Bu sabit yıldızlar da dolunay enerjisinde etkili rol üstleneceklerdir.

Dolunaya Türkiye gündemi açısından baktığımızda ise ;

Koç Dolunayı, Türkiye Astroloji haritasında onuncu ve dördüncü ev aksında gerçekleşiyor.

Onuncu ev iktidar partisi ile ilgili özellikle ve genel olarak da Türkiye’nin uluslararası statüsünü temsil eder. Dördüncü ev ise muhalefet partisi kanadını temsil ediyor.İktidar partisinin bir takım icraatları muhalefet tarafından eleştirilebilir.Siyasi arenada geriye dönük konularla ilgili durumlar tekrar ön plana çıkabilir.

Koç yöneticisi Retro konumdaki Mars’ın, Oğlak’taki Satürn ve Retro Plüton ile kare açısı müttefikler, ortaklar ile ilgili konularda geriye dönük düzenlenmesi gereken durumları yine gündeme getirecektir. Anlaşmalar ile ilgili konular önem arz edebilir.Müttefik ülkelerde savaş enerjisi gözle görülür hale gelebilir.

Doğal afet, hava durumu ilgili ani durumlar (Yıldırım, hortum, dolu vb.) ve yangın riski artabilir.

Yine ülkemizin natal hatasının Mars /Plüton karesinde aldığı etkiler neticesinde patlamalar meydana gelebilir.

Aslan burcundaki Venüs, Türkiye Astroloji haritasının ikinci evinde ilerliyor ve ekonomik anlamda daha akılcı politikalar ve girişimler konusunu devam ettirecektir.Ani gelişecek ekonomik düzenlemeler,planlar bu dönemde açıklanabilir.

Venüs Başak Burcuna geçtiğinde, Türkiye Astroloji haritasının üçüncü evine yerleşecek ve burada özellikle yolculuklar, taşımacılık sektörü, medya, yurt dışı bağlantılı işler,akademisyenler,mahkemeler, eğitim konuları ile ilgili durumlar ön plana çıkabilir ve sağlık konusu da bunlarla birlikte gündeme gelebilir. 

Bununla beraber Merkür ve Uranüs konuları olan İletişim, elektrik, elektronik, teknoloji, internet ve sosyal ağları ilgilendiren konular da ön plana çıkabilir. Kesintiler ve ani durumlar oluşabilir.

Amerika haritasına baktığımızda, başkan Trump zorlu durumlar yaşayabilir.Hakkında spekülasyonlar türetilebilir.

BAŞAK BURCUNDA YENİAY:MÜKEMMELİ ARAMAK

17 Eylül 2020 İstanbul saatine göre 13.00’de 25 derecede Başak burcunda bir Yeniay gerçekleşecek.Anın yükseleninde 11 derece Yay Burcunu görüyoruz.

Yeniay dönemleri yaşamlarımız için önemli başlangıç evreleridir.Özellikle yeniaydan üç gün sonra oluşan hilal fazı başlangıç yapmak adına en olumlu dönemdir.Başak yeniayları ise bir fikri eyleme döktükten sonra sağlayacağımız istikrar açısından bizleri toprak enerjisiyle daha fazla destekler.

Başak burcu astrolojide ;somut olan herşey,nesnellik,maddi güvence isteği,çalışma-hizmet sektörü ve buradaki eğilimler,bireysel sağlık ve sağlık sektörü,mükemmelliyetçilik,keşfetmek, detaya inmek, hiperaktivite,bize hizmet veren kişiler vb. konularla doğrudan ilgilidir. Yarım kalmış işlerimizi tamamlamak, sağlıklı yaşam için uyguladığımız rutinlerine kaldığımız yerden devam etmek adına uygun bir zaman diliminde olacağız.Uzun zamandır askıya aldığımız işleri tasnif etmek isteyebilir,detaylara odaklanarak ve prensipli şekilde günlük düzenimizi tekrar işlerimizin etrafında şekillendirebiliriz. Yeniay sürecinde zihinimiz daha mekanik çalışacaktır.Bu dönem çevremizde gelişen her şeye daha eleştirel yaklaşabiliriz fakat yeni bir ilişki başlatmamız durumunda daha akılcı ve sağlam temellere dayanacağını söyleyebiliriz.Bu konumlanmanın gölge tarafı mükemmeli aramak olacaktır.Unutmamalıyız ki mükemmel yoktur ,bu sadece bir algıdır. İnsanın her zaman eksik bir parçası olmak durumundadır ve tekamülü için gereklidir.

Satürn , Yeniay’a trine açıda bulunduğundan disipline olmamıza büyük katkı sağlayacaktır.Zihinsel olarak dağılan parçaları toplamak,rahatsız olduğumuz durumları(bağımlılık, yeme bozuklukları vb.) değiştirmek, enerji alanımızı düzeltmek için çalışmalara başlamak için de ideal enerjilerle çevrili olacağız. Yeni bir iş girişimi ya da iş alanımızı değiştirmek,kronik sağlık sorunlarımız için alternatif tedavi arayışları, yanımızda çalışan kişiler ve ev hayvanlarımız da bu dönem odak noktamızda olabilir. Fakat, burada dikkat etmemiz gereken bir Neptün etkisi bulunmakta.Yeniay derecesi Neptün ile karşıt açıda bulunuyor.

Neptün,Venüs’ün bir üst oktavı olduğundan bağımlılıklarımıza sıkı sıkıya sarılma,tembellik eğilimi,kurban psikolojisinde kaderine razı olma ,gizlilik ve çekincelerle gelen arka planda kalma isteğini tetikleyebilir.Bu da eyleme geçmeyi engelleyebilir. Başlangıç yapmak ,dönüşüm isteğimizi somutlaştırmak gibi konularda zorluklar yaşayabiliriz. Eylemsizlik arzu çalmaz.Evrende, hareketin önüne geçerek bir şeyleri durdurmaya çalışmak boşunadır. Zira, gördüğümüz kaya parçası ve hayal ettiğimiz kaya parçası temelde aynı şeylerdir. Eğer bir şeyleri bırakmak, değiştirmek istiyorsak harekete geçmeli bunu yine iyi eylem (karma yoga)yoluyla yapmamız gereklidir.

Yeniay etkilerinin devam edeceği yaklaşık on beş gün boyunca bir şeyler bizi bırakmaya bir şeyler de azim ve kararlılık göstermeye teşvik edecektir. Bu kombinasyonun olumlu tezahürü, kendimizi bir konuya adamak, fedakar bir şekilde görev ve sorumluluklarımıza odaklanmaktır. Böylece rüzgarı arkamıza alabiliriz.

Yine an haritasına baktığımızda yükselende Yay burcu ve yöneticisi Jupiter’in konumlanmasına bağlı olarak ülkemiz adına dış ülkelerle ilişkilerde gerginlikler,basın-yayın sektörüyle ilgili gergin ve kısıtlayıcı gündemler ,çalışma ve eğitim konularına ilgili revizeler,yolculuklara dair kısıtlamalar ve sağlık konusunda düzenleyici adımlar getirebileceğini görüyoruz.Haritada var olan Jupiter-Merkür karesi özellikle bilgi kirliliğinin yaşanabileceğinin altını çiziyor.Bu süreç tam bir “Cadı avı” şeklinde gelişebilir.

Bireysel anlamda kendimizi bir sonraki aşamaya taşımak, büyümek ve genişlemek için sorumluluk almaya istekli olmalı, fedakar ve egosuz bir şekilde gerekeni yapmalıyız.Enerjiyi olumlu kullanmak için başkalarına da söz hakkı tanımamız ,her görüşü sevgiyle kabul etmemiz gerektiğini ve her insanın kendi içerisinde bir evren taşıdığını unutmamalıyız.Aynı zamanda bilmeliyiz ki, çevremizde var olan her şeyin bizim birer yansımamızdır. Yeni bir vizyon kazanmak adına etkileri devam eden Venüs/Uranüs karesini kullanabilir ,gelenekselliğin ve bireyliğin kısıtlayıcı ilişki modelinden özgürleşebiliriz.Bunu ifade ederken kolektif bir uyum anlayışını benimseyebilirsek liberal ilişkiler kurabiliriz.Boylelikle, Aralık 2020’de Jüpiter ve Satürn kavuşumuyla başlayacak Kova döngüsünün güçlü enerjisiyle uyumlanmamızı da kolaylaştırmış oluruz.

Fakat aynı zamanda gölge kullanımında var olan ilişkilerden aniden kopma,özgürleşme,yeni deneyim alanları yaratma arzumuz tavan yapabilir.Özgürlüğü kaybetme korkumuz nedeniyle gerçek ilişki modelinden uzaklaşabiliriz.Sıradışı olanı arzulayabilir,sıradan diye nitelendirdiklerimizi küçük görebilir,esneklik payı bırakmadan kesin ve benmerkezli kararlar alabiliriz. Varyasyonlarımız üzerinden büyük yanılgılar yaşadığımızı düşünebiliriz.Saturn’e kare yapan retro Mars tepkilerimizi güçlendirebilir ve amacımıza ulaşmak, duvarları yıkmak adına daha saldırgan davranma eğiliminde olabiliriz. Sadece farklı olmak ya da öyle görünmek uğruna ani çıkışlardan kaçınmalı ve özellikle maddi kaynaklarla ilgili problemlere daha akılcı yaklaşmalıyız.

Tüm bu etkileri de işin içine kattığımızda,ülkemizin diyalog içinde bulunduğu ülkelerle yapılacak anlaşmalar ülke prestijine ters etki yarattığı gerekçesiyle ve kısıtlayıcı nitelikleri nedeniyle reddedildiğini görebiliriz. Sanatçıların ekonomik sebeplerle yaptığı protestolar artabilir, gündem yaratabilir. Borsa, para piyasalarında büyük hareketler, dalgalanmalar görülebilir. Kadın ölümleri ile ilgili ani gündemler oluşabilir. Neptün karşıtlığı denizlerle ilgili doğa olaylarını tetikleyebilir.

ASTEROİD TANRIÇALARIN KEŞFİ VE KOZMİK EŞZAMANLILIK: CERES, VESTA, PALLAS VE JUNO BİZLERİ NASIL ETKİLİYOR ?

Asteroid kuşağı, Mars ve Jüpiter arasında yer alır. Aslında bunun sembolik bir anlamı olduğu söylenebilir çünkü bu konum tam da kişisel gezegenler ile sosyal/dışsal gezegenler arasında bir “ara bölge” oluşturmaktadır. Kişisel düzeyde kontrol edilmesi güç transandantal gezegenler Uranüs, Neptün ve Pluto’nun aksine, asteroidler kişisel seviyede kullanılabilir. Bu sebeple asteroidlerin keşfi ve astrolojide kullanımı, daha önce erişimimiz olmayan bazı arketipleri artık kişiliğimizde bütünleyebilmemizi vaad etmektedir. Bu asteroidlerin arketipleriyle tanışmadan önce, asteroidlerin astronomisine, yani somut gerçekliğine bakalım.

Mars ile Jüpiter arasındaki asteroid kuşağında yaklaşık 1.9 milyon asteroid yer alsa da, tüm bu asteroidlerin kütlesinin yarısını Ceres, Vesta, Pallas ve Hygeia oluşturur. Tüm asteroidlerin kütlesi Ay’ın %4’ü kadardır.Bu 4 asteroid 1801 ila 1807 arasında keşfedilmiştir. İlk keşfedilen asteroid Ceres, 1 Ocak 1801’de Giuseppe Piazzi tarafından ilk defa gözlemlenmiştir. Ceres, asteroid kuşağındaki en büyük cisimdir. Bütün asteroid kuşağının kütlesinin üçte biri Ceres’e aittir. Ceres artık Pluto ile beraber “cüce gezegen” sınıflandırmasına sokulmuştur. Zodyaktaki bir turu 4 yıl 3 ay ila 4 yıl 10 aydır.

Devamında Pallas 1802’de, Juno 1804’de ve Vesta da 1807’de keşedilmiştir. Pallas tüm asreroid kuşağının kütlesinin %7’sini, Vesta %9’unu ve Juno da %1’ini oluşturur. Bu kütleleri, onların somut bir yer kapladığını ve bundan dolayı onların yarattığı etkiyi ciddiye almamız gerektiğini göstermektedir. Zodyaktaki turları, Pallas’ın 4 yıl 2 ay ila 5 yıl, Vesta’nın 3 yıl 3 ay ila 3 yıl 10 ay ve Juno’nun da 4 yıl 2 ay’dır.

Ataerkil toplumdan önce Tanrıça kültü vardı. Bu ilksel dönemde büyük gizemler ve arketipler hüküm sürmekteydi. Tanrıça doğa ayinlerinde insanlarla etkileşime giriyor ve doğum-ölüm döngüsüyle doğaya can veriyordu. Bu ataerkil öncesi dönemde büyü/sihir bilinçliliği yüksekti. Doğaüstü güçler ilahlaştırılmıştı. Doğa güçlerine yüksek saygı gösteriliyordu. Ancak insanoğlunun bilinci oluşmaya başladıkça, Tanrıçanın bilgeliği yer altına gömüldü. Rasyonel yapılar ve bilimsel bilgi domine etmeye başlayınca tanrıçanın gizemleri silindi, büyülü/sihirli süreçler dışlandı. 

Şimdi, asteroidlerin keşfiyle Tanrıça tekrar bilince geldi.

Tanrıçanın bilgeliği doğanın döngülerini yönetir. Bu içsel yaşamın aklıdır. Tanrıçanın bilgeliğinde kehanetin kutsallığını, şifalandırmanın gizemini ve ritüellerin gerekliliğini görürüz. Bu kadim dişi bilgelik yaşamın tüm aşamalarını kucaklar, gizemlerini kutsar, geçiş dönemlerini ritüellendirir ve doğanın muazzam gücünü bilir.

 

Asteroidlerin Keşfi ve Kozmik Eşzamanlılık

Bir gök cisminin keşfi, o arketipin kolektif bilinçte uyandığını gösterir. Keşfedilen gezegenin arketipiyle o dönemde gerçekleşen olaylar arasında bir paralellik gözlemlenir. Bu eşzamanlılığa Uranüs, Neptün ve Pluto gezegenlerinin keşfedildiği 1781, 1856 ve 1930 yıllarında sırasıyla gezegenlerin sembolize ettiği devrimler, romantizm ve faşizm/atom bombası temalarının vuku bulmasıyla şahit olmuştuk. Gezegenlere isimlerini astroloji bilgisine hâiz olmayan kimseler verse bile, kolektif bir bütün olarak çalışmaktadır. O esnada o gezegenin keşfedilmesini ve o isimle isimlendirilmesini sağlayan güç ile yine aynı anda dünyada bu temaların cereyan etmesini sağlayan güç aynıdır. BİRdir. Bu sebeple bir gezegen keşfedildiğinde, ona verilen isimdeki mitolojik tanrının arketipiyle, dünyada o sırada yaşananlar arasında benzerlik görülür.

1801’de Sicilyalı bir Astronom ilk asteroidi keşfetti ve ona yöresinin tanrıçasının adı olan Ceres ismini verdi. İlk 4 asteroid 1807’ye kadar bulundu, ve dördüne de Olimpos Dağındaki tanrıçaların isimleri verildi. Bu dişi prensibin uyandığının bir işaretiydi. Gerçekten de biz 1800’lü yıllarda ilk defa feminizm akımının çıktığını gözlemledik. O dönemde 1848’de ilk Kadın Hakları Kongresi düzenlendi. Bu sırada ortaya çıkan Birinci Dalga Feminizmin konusu kadınların oy hakkı. 1800’lerde asteroidlerin keşfiyle eşzamanlı olarak kadınlar ilk defa cinsiyetler arası eşitlik, oy verme hakkı ve mülkiyet hakkı talep etti.

Asteroidlerin 1800’lerde astronomik olarak keşfedilerek kolektif bilince girmesi ne kadar önemliyse, 1973’te ilk kez efemerislerinin çıkarılması sonucu astrolojik literatüre girmeleri de o kadar önemli bir kilometre taşıdır. 1973’te Eleanor Bach ve George Climlas 4 temel asteroidin zodyak derecelerini gösteren ilk efemerisi yayınladı. Bu tablolar sayesinde artık astrologlar analizlerinde asteroidleri kullanabilmeye başladılar. Tam da bu sırada, dünya “İkinci Dalga Feminizmin” yükselişiyle çalkalandı. Asteroidlerin ilk kez astrolojide kullanılmaya başlandığı bu yıllarda, İkinci Dalga Feministler, ilk defa cinsellik, aile kavramı, aile içi şiddet, evlilik içi tecavüz, tecavüz madurları için yardım merkezleri, kadın sığınma evleri, iş ortamında eşitsizlik, üremeyle ilgili haklar, yasal veya yasalarla belirlenmeyen de facto eşitsizlikler, velayet yasasında değişiklikler ve boşanma yasasında değişiklikler konularını gündeme getirdiler ve haklarını aradılar. 1973’te ilk asteroid efemerisinin yayınlandığı bu yıllarda, Amerika’da 1977’de ilk Ulusal Kadın Konferansı yapıldı.

Tarihte asteroidler açısından önemli bu iki anın dünyada da feminizmin yükselişiyle eşzamanlı olması, bize kolektif bilinçte ana tanrıçanın uyandığını göstermektedir. Artık kadim dişi prensip geri dönmüştür.

Dişi prensip, bugüne kadar astrolojide sadece iki gezegenle temsil edilebilmekteydi: Ay ve Venüs. Olimpos Dağında 12 tanrı ve tanrıça olmasına ragmen, astrolojik repertuarda bariz bir eşitsizlik göze çarpmaktaydı: 10 gezegenden sadece 2’si Olimposlu kadınlara bırakılmışken, 8’i Olimposlu erkeklere ayrılmıştı.

Şimdi, Asteroidlerin keşfiyle dışlanan Olimposlu Tanrıçalar tekrar Astrolojiye girdi.

Asteroidlerin keşfiyle feminenin yeni imgeleri de ifade edilebilir oldu: Ceres ⚳, Vesta ⚶, Palas ⚴ ve Juno ⚵. Aynı dönemde insanlık kadim tanrıça kültlerini tekrar keşfetti. Sosyo-kültürel arenada Feminizmle beraber feminen güç tekrar kazanıldı. Astrolojide de asteroidlerin kullanılmaya başlanmasıyla kadim dişi bilgelik tekrar bilince geldi. Şimdi tek tek bu asteroid tanrıçaların ifade ettiği arketipleri tanıyalım.

Asteroidler ve Arketipleri

Pallas

Pallas, Yunan mitolojisinde Pallas Athena, Roma’da ise Minerva olarak bilinir. Pallas, babasının başından doğdu. Doğduğunda zırhlı ve olgun haldeydi. Bu sebeple Pallas baş ile ilişkilendirilir. Zekadır, akıldır, rasyonel olanın cisimlenmiş halidir. Sol-beyindir. Bu sadece kuru bir mantık ya da kurnaz bir zeka değil, daha bilgece, akl-ı selim içinde, içe doğmayla ilgili bir akıldır.

Pallas’ın bu içe doğan bilgisi annesinden gelir. Annesi Metis de danışmanlık ve zeka tanrıçasıydı. Zeus Metis’i yuttu, sonrasında başından Pallas’ı doğurdu. Pallas’da yaşamaya devam eden Metis feminen gizemleri bilme, kalpten gelen akıl, içgüdü, sezgi ve içine dogma ile ilgilidir. Pallas’a annesinden “önsezi” yeteneği miras kalmıştır. Bu midede hissedilen bilgidir. Karından gelen histir. Bu biliş hastalıklar ve semptomlar kanalıyla konuşur. Pallas, dolaysız, birden kavrama özelliğini temsil eder.

Pallas ayrıca gri-gözlüdür. Keskin bakışlıdır. Bu Pallas’ın burnunun ucundakini pür dikkat görme yeteneğini gösterir. Gri-gözler ayrıca geleceği de görür. Sembolü baykuştur. Bu bilgelik pronoia diye adlandırılır. Önceden bilmek anlamına gelir. Pallas, öngörüyü, basireti, önlem almayı ve strateji kurmayı temsil eder. Bir savaş tanrıçası olan Pallas, Mars gibi kavga etmeye duyulan ateşli bir dürtüyü değil, akılla, diplomasiyle, stratejiyle ve düşünceyle kazanılan savaşları gösterir.

Pallas, Atina şehrinin koruyucu tanrıçasıdır. Şehrin sulh ve sükûnunu sağlar. Ev işlerini ve zanaatlerini yönetir. İplik yapma, dokuma ve yemek pişirme Pallas’ın uzmanlıklarıdır. Pallas aynı zamanda bir savaş tanrıçasıdır. Her zaman savaş meydanındaki kahramanın yanındadır, onu korur, destekler, ona danışmanlık verir ve rehberlik eder. Merhametli adaletin sembolüdür. Atina’da demokrasiye ilham olmuştur.

Pallas, işe yarayan zanaatleri temsil eder. Hüner, el sanatları, ustalık, teknik, cihazlar ve faydalı icatlar Pallas’ın konularıdır.

Pallas ayrıca kültürü sembolize eder. Pallas insanı medenileştirendir. Adalet ve hukukun üstünlüğünün simgesidir. Pallas, ilkel dürtüleri kontrol eden bilgeliktir. Amacı karanlığı ve ilkeli yok etmektir. İnsana kültür vermek ve insanı uygarlaştırmak, medenileştirmek ve düzenlemek Pallas prensipleridir. Pallas, karanlık güçlere ve canavarlara karşı savaşır. Eski döneme ait izler taşıyan içgüdüsel doğaya sahip güçlere karşı kahramanı destekler.

Astrolojide Pallas, düşünmektir, duygusal reaksiyonun zıttıdır. Pallas, araya mesafeye koyup nihai hareket planı formüle etmektir. Pallas, bilge bir savaşçı gibi strateji geliştirmektir. Pallas, kafa ve kalp arasında kalmayı gösterebilir. Pallas, kahramanca hareketi destekler. Pallas, derin düşünme, objektiflik ve uzak/kopuk/bağlantısızlıktır. Pallas, kriz anında sakin, derin düşünce, tefekkür ile aksiyonunu ve stratejini planlamaktır. Pallas, Metis sayesinde doğru zamanda doğru olanın içe doğmasıdır, mideden gelen bilginin bilince gelmesidir. Pallas, duygusal açıdan karmakarışık durumlarda bilinçliliğin gelişmesidir.

Juno

Juno, Yunan mitolojisine Zeus’un karısı Hera’dır. Kraliçedir. Juno’nun birinci prensibi evlilik içinde bir eş olma durumudur. Bu fonksiyonuyla sosyal geleneklere bağlı birliktelikleri temsil eder. Juno bir “ruh eşi”, ya da “tutku” değildir. Juno, toplumsal olarak belirlenmiş kurallar içinde çift olmaktır. Medeni kanuna uygun, gelenek göreneklere, adetlere göre belirlenmiş bir ortaklık şemasıdır. Sadakat, bağlılık ve taahhüt altına girmeyi vurgular. Juno, sosyal adet ve vazifeler altındaki kadın vatandaştır.

Astrolojide Juno, bizzat sosyal gelenekleri ve seremonileri temsil eder. Düğün ve benzeri seremoniler Juno’nun alanıdır. Burada giyim, kuşam, süsleme, dekorasyon, güzelleştirme konuları Juno tarafından temsil edilir. Tüm sosyal adetler, gelenekler, görenekler, kurallar, adab-ı muaşeret, davranış kuralları, teamüller, hanım efendilik ilkeleri ve zerafet Juno’dur.

Juno, Zeus’la evliliğinde defalarca aldatıldı. Ancak Juno sadık kaldı. Juno’nun tepkisi intikam almaktır. Mitolojide, Zeus’la olan kaçamakları yüzünden Juno’nun intikam dolu gazabına uğramış karakter çoktur. Bu hareketleriyle Juno dişi iktidarı gösterir. Dişi kurnazlıklar, dolaplar, hileler, cilveler ve planlar ile güç sahibi olmayı vurgular. Bunlar aslında olumsuz durumlarda Juno’nun gölge yansımalarıdır. Aslında, olumlu ifadesinde Juno eşit ilişkidir. Bir evlilikte iki tarafın adil ve denk birlikteliğidir. Adalet ve eşitlik bozulduğunda Juno’nun kıskanç yüzünü görürüz.

Juno kadınlığın sezonlarını temsil eder. Annelik ve Evlilik. Juno’da bir kadının üç sezonunu görürüz. Bu üç aşama Hebe, Hera ve Hekate’dir. Bunlar bakire kız, evil kadın ve yaşlanmış yalnız kadındır. Juno’nun Argos nehrinde yıkanıp bekaretini geri kazandığı rivayeti bakire sembolizmin kalan bir anlatıdır. Bazen Zeus’u bırakıp biraz mahremiyet, yenilenme ve tapınılma için uzaklaşması ise, yalnız yaşlı kadın arketipinden getirdiğidir. Bu sezonlar içinde evlilik önemli bir geçiş anıdır. Evliliğe hazırlanan genç kızlar ve kadınlığa geçiş ritüelleri Juno’ya adanmıştır. Juno aslında Zeus’tan bile eski bir tanrıçadır. Aslında Zeus evliliğiyle Juno’yla eşitlik kazanmış, ve eski ana tanrıça Olimpos’a eklemlenmiştir. İlk halinde bir Ay tanrıçası olduğu düşünülür. İnek gözleri ziraatle, beyaz kolları ise Ay ile ilişkilendirilir.

Astrolojik bir prensip olarak Juno evlilikte eşitliği gösterir. Juno, biriyle uzun süreli taahhütlü ilişkiye girmektir. Demetra George onu mandalasında alçalanla özdeşleştirmiştir. Buna göre Juno kendinden çıkmaktır. Öteki insana yönelmek, böylece kendini tamamlamaktır. Bire bir ilişkidir. Juno ayrıca bir şeyi sürdürmeyi, idame ettirmeyi vurgular.

Vesta

Vesta, Yunan mitolojisinde Hestia’dır. Zeus’un bakire ablasıdır. Vesta’ya ait bir mit yoktur, Vesta’nın heykelleri ve resimleri yapılmaz. Vesta, aslında metaforik seviyede bekaretin kutsallaştırılmasıdır. Günümüzde Vesta adına çizilen resimler, Roma’daki Vestal bakirelerdir. Bunlar 30 yıl boyunca tapınakta hizmet eden, ateşi muhafaza eden ve çok sıkı bir bakirelik yemini etmiş rahibelerdir. Vestal bakireler kutsal ateşi gözetirler.

Astrolojide Vetsa, kendini adama, özveri, sorumluluk prensibidir. İçsel ve kutsal alanı temsil eder. Vesta kutsal ateşin ruhudur, içsel yaşamın sahiciliğidir.

Vesta örtülüdür, bakiredir. Mabedi bir sığnaktır, iltica yeridir, siyasi barış alanıdır. Vesta değişmez, sabittir, odaklanmıştır. Her tapınakta ve evde bulunan ocaktır. Aile ocağıdır. Merkezdir. Yuvanın odağıdır. Aile hayatıdır. Vücutta sakral merkezdir. Hem spiritüel hem de fiziki açıdan kutsal alandır.

Vesta bir mekan tanrıçasıdır. O mekanı temsil eder. Bu üç boyutlu mekandır. Boşluktur. Güvenli mekandır. Vesta’nın bekareti, sessiz, hareketsiz alanın kişileştirilmiş halidir. Hareketsizlik, sukunet, dinginlik ve sessizliktir.

Vesta, merkezlenmektir. Böylece endişe ve panik zaptedilir. Vesta, dışsal hayata bir ara vermektir. İnzivaya çekilmedir. Dinlenme dönemidir. Vesta, günlük ritüeller yaratmadır. Vesta, sessiz ve meditatif alan oluşturmaktır. Vesta, tüm düşüncelerimize ve duygularımıza ev sahipliği yapmaktır. Vesta, ruhumuzu onurlandıracak kutsal alan, sessiz an ve “sunak” oluşturma içgüdüsüdür. Vesta, içimizdeki düşkünlerevidir. İçimizde yerinden edilmiş ve yerinden çıkarılmış parçamıza tekrar ev sahipliği edecek bakımevidir. Vesta, günlük hayatın ortasındaki sessizlik, sukunet, iç huzuru, gönül rahatlığı, meditasyon, yalnızlık, tenhalık ve ıssızlıktır. Vesta, iç yaşamdır. Bu iç yaşam, günlük hayatın kirliliğini, kaygıyı ve umutzuluğu içinde saklayacak bir kaptır.

Vesta, kendini adama, özveri, fedakarlık ve hevestir. İçte yanan ateştir. Bir işe tamamiyle adanmışlığı, böyle bir bağlılığı gösterir.

Vesta, ocağın muhafızı ve kutsal sunağın koruyucusu olarak içsel ruh ateşini muhafaza etmeyi gösterir. Tapınak Rahibesi Arketipidir. Bakirelik metaforiktir. Bu bekaret, kendinde tam, bütün olma anlamındadır. Vesta ilk yutulan ve son kusulan çocuktur. Bu kendinde başlayıp, kendinde bitmeyi gösterir. Kendinde tamamlanmaktır. Vesta, spiritüel odaklanma prensibidir. Adanmışlık, hevesine/tutkusuna bağlılık, Vesta fonksiyonlarıdır. Bir kişinin kendisi için özel “çağrıya” kulak vermek ve bu misyon için kendini feda etmek Vesta’dır.
        

Ceres

Ceres, Yunan Mitolojisinde Demeter olarak adlandırılan ziraat tanrıçasıdır. Ceres hakkındaki ana mit, kızı Persephone’un amcası Hades tarafından kaçırılmasıdır. Bir gün Persephone çiçek toplarken, yerde bir delik açılır ve içinden dört siyah atıyla yer altı tanrısı Hades belirir. Hades, Persephone’u kaçırır ve yer altının kraliçesi yapar. Ceres kızından ayrılmanın acısıyla öfkeden çıldırır, dünyadan bereketini çeker ve bunun üzerine dünyada kıtlık ve açlık hüküm sürer. Araya girmek zorunda kalan Zeus, Hades’ten Persephone’u bırakmasını ister. Ancak Persephone cehennemde nar taneleri yemiştir ve cehennemde bir şey tüketen artık cehenneme aittir. Bu sebeple, Persephone tamamen cehennemden kurtulamaz. Yapılan anlaşma üzerine, Persephone’un yılın üçte ikisini yeryüzünde annesi Ceres’in yanında, geri kalan üçte birini de yer altında eşi Hades’in yanında geçirmesine karar verilir. Bu mit mevsimleri açıklar. Bu eski dönemde yılı yaz ve kış diye iki mevsime bölen anlayıştır. Bizim kültürümüzdeki Hıdırellez (Boğa) ile başlayan yaz mevsimi ile batı kültüründe cadılar bayramıyla (Akrep) başlayan kış mevsimi, Persephone’un yer üstünde ve yer altında geçirdiği dönemlere tekabül eder. Ceres’in mitolojisi bize Ceres asteroidinin içerdiği arketip konusunda ipucu verir.

Astrolojide Ceres, daha sonra bırakmak gerekilecek bir yaratıcı projeyi beslemeyi gösterir. Bir bağlılığı bırakabilmek yeninin doğabilmesine olanak sağlar. Ceres bir bağı bırakıp yeni fazın başlamasına izin vermektir. Ceres, daha önceden alıkonmuş, esirgenmiş enerjimizi, hapsedilmiş duygularımızı, ya da tecavüz edilmiş bir parçamızı serbest bırakabilmektir. Böylece yeni yaşam başlar

Ceres, bağlılık, ayrılma ve kayıp süreçlerini anlatır. Ceres, ayrılıktan doğan acının, aslında büyük çarkın sadece bir fazı olduğunu bilen feminen bilgeliktir. Yas tutmak bu sürecin tamamlanmasını sağlar. Böylece bırakabiliriz. Yaşam yenilenir. Ceres, bu kayıp, ölüm ve yeniden doğuş döngüsünü yönetir. Yenilenme prensibidir. Hayatın devamlılığıdır. Eski bir toprak ana arketipi olan Ceres, aslında ziraat döngüsünü anlatır: “Doğum, Hasat, Çürüme, Ölüm ve Yeniden Doğuş.” Ceres ancak tohumunu (Persephone) yılın üçte biri yer altına bırakarak, tekrar ürün alabilmeyi gösterir. Bir süre kopabilmek, ayrılabilmek, acı da olsa bırakmak, yeniden daha verimli, bereketli ve doğurgan bir doğuşu sağlar. Ceres, atam olarak Karamazov Kardeşler romanının epigrafında yer alan İncil bölümünde anlatılan yok olarak bereketli ürün verme kavramıdır.

Gerçeği söylüyorum size, gerçeği: Buğday tanesi yere düştükten sonra yok olmazsa, bir buğday tanesi olarak kalır; ama yok olursa, o zaman bereketli ürün verir.

İncil, Yohanna XII. bölüm 24

Bu haliyle Ceres mevsimleri ve ziraati yönetir. İnsana mısır vermiştir, tüm tahılları, bereketli hasatı, çiftliği, tarlaları, pastoral hayatı, doğayı, kırsal kesimi, ham olanı, yontulmamışlığı, yalınlığı, sadeliği, besinleri ve beslenmeyi sembolize eder.

Eskiden toprak ana (Ceres) ve yeraltı tanrısı (Pluto) aynı şeydi. Bu açıdan, Ceres’in temel mitinde Pluto’yu önemli bir rolde görmek anlamlıdır. Ceres bu yüzden, hem hasadı hem de kayıbı temsil eder. Yeraltının Kraliçesine dönüşen kız evlat hikayesi, Plutonik kavramların Ceres’le her zaman birlikte düşünülmesi gerektiğinin altını çizer. Bu Plutonik döngü, Ceres’te yakınlık, ayrılık, acı ve kavuşma silsilesi olarak görülür. Aslında ayrılık neticesinde iki kadının kendi alemlerinde birbirinden bağımsız olarak gelişebilmiştir. Bu bir insanın ancak ebeveyninden acı veren kopuşu neticesinde bağımsız bir birey olabileceğini anlatmaktadır. Anaerkil dönemden çok ciddi izler taşıyan bu çok eski mitte göze çarpan başrollerin kadın karakterlere verilmiş olmasıdır. Ceres bu  açıdna anne-kız ilişkisini anlatır. Çocuk bakımı, besleme, büyütme, ve çocuğun velayeti gibi konuları Ceres gösterir. Psikolojik temelli yeme bozuklukları Ceres’in alanıdır.

Ceres bir anne arketipidir. Ziraat tanrıçasıdır. Fiziki formu doğurur. Çocuk doğurur. Hayatta kalmaları için yiyecek sağlar. Koşulsuz sevgidir. Besleme desteği sunmaktır. Demetra George Ceres’i kendi hazırladığı mandalada IC ile özdeşleştirmiştir; bu sebeple Ceres temellerle, köklerle ve aileyle ilgilidir.

KOÇ BURCUNDA MARS RETROSU:GÜÇ SAVAŞLARI

Mars ,iki buçuk senede bir yaklaşık doksan gün geri harekette bulunan bir gezegendir.Astrolojide enerjimizi nereye yönlendirdiğimizi,ne için çaba sarfettiğimizi, özgüvenimizi, libidomuzu anlatır.Bu yıl 10 Eylül 2020 ‘de 28 derecede retro hareketine başlayacak olan Mars,14 Kasım 2020’ye kadar bu pozisyonda kalacak.Retro harekette bulunacağı ve aynı zamanda yöneticisi olduğu Koç Burcunda güçlü bir Mars göreceğiz.

Mars Retrosu döneminde enerji alanlarımızda büyük dengesizlikler yaşayabiliriz.Az hareket etmemize rağmen ağır yorgunluklar hissedebiliriz.Mars retro dönemleri özellikle bağışıklık sistemimize ekstra özen göstermemiz gereken bir süreci işaret edebilir.Fiziksel ve mental olarak mücadele etme gücümüz en alt sınıra çekilebilir.Hastalıklara ve kazalara karşı dikkatli olmalı delici,kesici ve risk grubundaki aletlerle yaralanmamaya özen göstermeliyiz.Yine risk içeren sporlardan da bu dönemde uzak kalmak daha faydalı olabilir.

Bu dönem bizi motive eden faktörleri tekrar gözden geçirmek adına oldukça uygun bir dönem olacaktır.Uğruna çaba sarfettiğimiz her ne ise bu konu hakkında yeni kararlar alabilir;hırslarımızı ve rekabeti bir kenara bırakabiliriz.Mars Retrosu, geçmiş stratejilerimizi veya geçmişte neden kazanmadığımızı göstermek adına yeni bir bakış açısı sunabilir . Bu dönem yeniden düşünmemiz ve hatalı yönlerimizi kabul etmemiz için iyi bir zamandır. Bize ait ve yaşam planımızda sahip olabileceğimiz belirlenmiş hiçbir şey engellenemez. Önemli olan yaşam amacımızı bulup, doğru anahtarla doğru kapıyı açmaktır.

Kendimizi korumak ve güvende tutmak adına savunma mekanizmamız daha fazla çalışabilir.İş ortamında ya da ikili ilişkilerde baskılandığımızı,kendimiz gibi davranamadığımızı düşünebiliriz.Aldatılma korkumuz ya da buna dair saplantılı düşüncelerimiz nüksedebilir.Enerjimiz içe yöneleceğinden pasif agresif ruh haline bürünebiliriz.

“Beş gezegen aynı anda retro harekete geçeceğinden enerji olarak karşılığı da çok büyük olacaktır.Özellikle psikolojik şiddet,istismar,insanlar arasındaki anlaşmazlıklar bu dönemde büyüyebilir.Ülkemizde kadın cinayetleri artabilir.Bireysel ve toplumsal tezahürlerinde bu konuların artmaması adına farkındalıkla yaklaşılmalıdır.Zira,Mars retro dönemleri nevroz,psikoz veya saplantılı hastalıkları tetikleyebilir.”

Dolayısıyla zararı kendimize vermemek adına özellikle Muladhara çakrasına yönelik çalışmalar yapmak bizler için çok faydalı olacaktır.Muladhara çakrası bedende fiziksel farkındalık,kuvvet,enerji,kalıtım,güvenlik,itimat ve tutkuyu temsil eder.Mars bu çakrada Satürn ile yöneticisi pozisyondadır.Kundalini enerjisinin merkezidir.Olma ve olmayı kabul etme ile ilgili bulunur.Tekamülün ve kişiliğin inşasının temelidir.

Bu dönem özellikle duygularımızı dengelemek adına aromatik yağ olarak:


Tarçın yağı
– Karanfil yağı
– Zencefil yağı
– Mür yağı
– Sakız ağacı yağı

Doğal Taş olarak :

Kaplan gözü
– Jasper
– Aventurin
– Hematit
– Kırmızı akik
– Yakut
– Lal
– Kırmızı turmalin
– Kırmızı kuvars
– Mercan
– Kantaşı

kullanmamız faydalı olacaktır. Ayrıca Kundalini ve Hatha yoga da büyük katkı sağlayabilir. Toprakta, kumda çıplak ayakla yürümek, bitkilerle temas etmek, doğal ortamda bulunmak, dans etmek, spor faaliyetleri, duş almak günlük rutinlerimizin ayrılmaz parçaları olmalıdır.

Türkiye ve dünya gündemi açısından ,savaş sirenlerinin güçlü yankılarını duyabiliriz, gerilen ilişkiler gündemde üst sıralara taşınabilir.Kadınlarla ilgili konular ön plana çıkarken,toplumsal bazda kadın önderliğinde başlayan hareketler ve verilen mücadeleler tarihte bir şeylerin dönüşümünün habercisi olacağını gösterebilir. Özgürlük ve kadın kelimelerini aynı cümle içerisinde bu dönem daha fazla kullanabiliriz.Fakat Mars’ın Saturn ile olan hareketi değişim isteğinin karşısında duran baskılayıcı düzeni de bizlere gösterecektir.Yine bu kısıtlama, sanat alanında da etkili olabilir. Bu dönemde covid vaka sayılarında oldukça büyük bir artış gözlemleyebiliriz.Ekonomi açısından baktığımızda daha büyük ölçekli bir kriz dönemini karşılayabiliriz.Fay hatları tetiklenebilir.

Sağlık astrolojisi açısından baktığımızda;gözler,kafa bölgesine ait kemiklerde sorunlar,sternum(göğüs kemiği),klavikula(köprücük kemiği),parotid bezi ,göz kasları,çiğneme -yanak kasları,apseler,dil,beyinle ilgili sorunlar veya bronşit görülebilir.

Natal haritasında öncü burçlarda Güneş, Ay, Yükselen ya da diğer içsel planet yerleşimi olanlar retrodan daha yüksek etkiler alacaklardır. Bunun yanında diğer ateş grubu burçlar Mars’ın gölgeli yanlarının yanı sıra atılgan ve girişimi seven enerjisini daha çok hissedebilirler.Onemli olan enerjiyi dengeli kullanmak olacaktır.

2 EYLÜL 2020 BALIK BURCUNDA DOLUNAY:AKIŞTA KALMAYI ÖĞRENMEK

2 Eylül 2020’de İstanbul saatine göre 08:22’de Balık burcunun 10 derecesinde bir Dolunay meydana geliyor.Anın yükseleninde 1 derece Terazi Burcunu görüyoruz.

Duygularımızı yüksek seviyelerde yaşayacağımız,içimizdeki şifalanma ve şifalandırma güdüsünün bizi birileri için şeyler yapmaya zorlayacağı,yardıma muhtaç insanlar ,bu doğrultuda hizmet veren kuruluşlar ya da hayvan barınakları için gönüllü çalışmalarda bulunabileceğimiz,yaratıcılığımızın artacağı bir dolunay döngüsüne giriş yapıyoruz.Her dolunay döngüsü gibi bu dolunayda da toprağa attığımız tohumların meyvelerini topluyor olacağız.Olgunlaşan konular, önümüze gelenler hakkında kararlar verebilir,bilinmeyenleri öğrenebiliriz.

Balık Burcu doğasında akışta kalmayı,teslimiyeti taşıyan bir burçtur.Klasik yöneticisi Jupiter,modern yöneticisi ise Neptün’dür.Bu nedenle teslimiyetimiz en başta “Kendi gerçekliklerimize teslim olmak“şeklinde tezahür edebilir.Kendimize spiritüel anlamda büyük farkındalıkla yaklaşabiliriz. Maddi ve manevi konulara dair bağımlılıklarımızdan kurtulmak konusunda istekli davranabiliriz.Hak,hukuk,adalet kavramı bizim için büyük önem teşkil edebilir.

Balık burcunda gerçekleşen bir dolunay etkisinden söz ediyorsak orada hayallerimiz ve ideallerimize dair bir farkındalıktan da söz edebiliriz.

Karşıt aksında bulunan Güneş, Başak Burcunda somut değerler ve fayda sağlayan şeyleri görmek isterken, Ay Balık enerjisi ise duygusal anlamda kendi kendini kandırabilecek ve hayallerin sınırsızlığında kaybolabilecek bir enerjidedir. Güneş ve Ay karşıt konuma gelerek bizlere ışık tutarken ,bazılarımız büyük hayal kırıklığı ve kurban psikolojisini deneyimlerken,bazılarımız ise beklediği sonuca kavuşacaktır.

Dolunayda 1 derece Terazi burcu yükseliyor. Temelde Balık ve Terazi burçları birbirlerine 150’lik açı doğasında yaklaşırlar fakat yakın özellikleri de bünyelerinde barındırırlar. Bu dolunayın olumlu tezahürüyle; egodan sıyrılıp, gereksiz kurban psikolojisinden çıkarak Terazi’nin temsil alanındaki diplomasiyle köprüler inşaa etmeye başlayabiliriz. Kurulabilecek denge sayesinde ortaklıklar, işbirlikleri, evlilik ve ilişkiler ve arabuluculuk vb. temalar öne çıkabilir.

Astrolojide 6 ve 12 aksı ,bilinçatı ve sağlık durumu ile de ilgilidir.Yaşayacağımız ani uyanışlar ya da bilinçaltımızın tetiklenmesi ile bedensel sağlığımıza etki edecek durumlar ortaya çıkabilir.İdeallerimizi mantık çerçevesinde oluşturmak,kendimizi kandırmamak hepimiz için her zaman daha faydalı olacaktır.Fedakarlığın sınırlarının da mantık çerçevesinde oluşturulması gerektiğini unutmamalıyız.Kendimizi hangi konularda kandırdığımızı,nelerin asıl gerçekler olduğu bu dolunay döngüsüyle ortaya çıkabileceğinden depresif hissetmemiz olasıdır.Zira,kırılmalar yaşanmadan kişi gerçek anlamda uyandığını öne süremez ve gerçek ben ile tanışamaz.Dolayısıyla gitmesi gereken yolu tam anlamıyla kavrayamaz.Dünyada varolma amacımız temelde “Kendimizi gerçekleştirmek”ten öte bir çizgide değildir.

Hepimizin gördüğünün üstünde bir plan olduğunu ve bizlerin sadece belirli misyonlara sahip varlıklar olduğumuzu kavramak için de oldukça ideal bir zaman dilimindeyiz.

Yine Dolunay 6 ve 12 aksında gerçekleştiğinden salgın konusuna atıfta bulunacaktır.Mevcut vakalar ve tedavilere dair yeni açıklamalar,revizeler gelebilir. Uranüs’ün dolunay anında Ay’a altmışlık, Güneş’e ise partil bir üçgen açı yapıyor olması; teknoloji, bilim, toplumsal meselelere dair pozitif bir bakış sunabilir.Fakat işin içinde Uranüs olduğunda kendi yörüngesi gibi düzensiz etkiler yarattığından, daha dikkatli davranmamızı gerektiren durumlar da ortaya çıkabilir.Yine bireysel bazda ani çıkışları, öne çıkma girişimlerimizi mantık çerçevesinde yapmak faydalı olacaktır.Özellikle anlık duygu değişimlerine dikkat etmeliyiz.Zihnimiz süratli çalışabilir ve orijinal fikirler üretemeye meyledebilir.Sezgilerimiz güçlenebilir.Yenilik ve değişimlere karar verip şansımızı yaratabiliriz. Bireysel değil toplum yararına olacak biçimde çalışmalar yapmamız daha faydalı olabilir.Uranüs’ün Güneş’le olan açısı bastırdığımız duyguların ortaya çıkmasına neden olabilir.

Güneş ve Uranüs üçgeninin doğru kullanımı ; başarılı olmamız, ilerlememiz, içimizdeki duyguları karşımızdaki kişiye anlatmamız ve aşk itiraflarında başarıyı dolunay haftasında getirecektir. Ayrıca, bu hafta yeni başlangıçlar ve duygusal bir arınma için oldukça uygun enerjilere sahip olacağız. Güneş ve Uranüs üçgeni ile birlikte içimizde biriktirdiğimiz problemlerden ve negatif duygulardan arınabilir, yepyeni başlangıçlar yapabiliriz.Özellikle regresyon seansları için çok uygun bir haftada olacağız.

Global çapta aşırı yağışlar, deniz kazaları, heyelan ve sel, sis ve bulutlu havalar görülebilir.Venüs/Plüto karesi nedeniyle ülkemizde orman yangınları, kadın cinayetleri yaşanabilir. Bu dolunayda yardım ve bağışta bulunmak çok verimli olabilir.

Güneş, Uranüs ve Jüpiterin dolunay anında oluşturdukları büyük toprak üçgeni natal haritasında olumlu tezahuru olanlarımız için parayı doğru değerlendirme, sağlam iş anlaşmaları, yurt dışı ve eğitim imkanları, mal ve mülk alımı, güven yapılandırmak adına destekleyici olacaktır.

Sağlık astrolojisine göre; ayak tarak kemikleri ve topuk bölgeleri, ateşli romatizma,hormonlar, lenf sistemi, parmaklara etki eden sorunlar,böbrekler,guatr ve tiroid ile ilgili problemler ortaya çıkarabilir.

WordPress.com ile böyle bir site tasarlayın
Başlayın