30 ARALIK 2020 :YENGEÇ BURCUNDA DOLUNAY

30 Aralık 2020 saat 06.28’de Yengeç Burcunun 8.derecesinde bir dolunay deneyimleyeceğiz.Anın yükseleninde 14 derece Yay Burcu bulunuyor.

Yaşamımızda değişmeyen tek şey değişimdir. Hiçbir şey statik değildir. En küçük hücreden en karmaşık organizmaya varıncaya dek,  yaşam–gelişim–bozulma–ölüm–yaşam şeklindeki döngü sürekli tekrarlar. Gezegensel sembolizmde, sürekli olarak büyüyen – küçülen döngüye sahip olan Ay değişim ile birlikte anılmaktadır.

Dolunay döngüleri ,yaptıklarımızın amacını sorgulama zamanlarıdır. İç hesaplaşma dönemleridir. Bitirilmesi gereken konuları gündeme getirir,eylemlerin sonuçları görülerek karar aşamasına gelinir. Belki yaşam yolunda çalan şarkının süregelen ritmi içerisinde bir “Es verme” zamanıdır. Böylece ,çalınacak yeni şarkı için daha zevkli seçimler yapılır. Ayrıca , yeni şarkıyı seçerken dinleyici kitlesinin sadece kendimizden ibaret olmadığının farkına varır , çok farklı zevklere sahip kişilerin zevklerine de -istemli ya da istemsiz- kulak kabartmayı öğreniriz.

Yengeç , hafızayı ifade eder. Bir anlamda hatırlanacak bir geçmişe sahip olma ihtiyacını sembolize eder. Dolayısıyla Yengeç ,duygusal güven kaynağı olan ,ait olma duygusunu yaşatıp sevilme, kabullenilme ve koruma ile ilgili hatıraları canlandıran kökler ve temellerle ilintilidir. Geçmişe olan bağlılık, aile yadigarları, hediyelik eşyalar, hatıralar, eski eserler gibi şeyleri biriktirip ,eski güzel günleri hatırlatacak bir şeyleri elde tutmak şeklinde kendini gösterir.

Aile olmak, ev ile ilgili konular, duygusal güvenlik , koşulsuz sevgi, beslenmek, merhamet etmek, kulak vermek, önemsemek, aynı titreşimde olmak , hissetmek, kapsamak ,hatırlamak ve tepki vermek yine su grubu Yengeç Burcundaki Ay’ın direkt yansımalarıdır. Ay burada , ait olma ve yakınlık arayışındadır. Reddedilmekten kaçınmaya çalışır ve çekingen davranır . Özellikle , yaşam döngümüzdeki kadınlar ve spesifik olarak anne profilini net biçimde ön plana çıkarır. Aynı zamanda Yengeç , kişisel burçlardan olduğundan cümlelerin içinde “benim” kelimesinin sıklıkla kullanılmasına sebebiyet verir.

Dolunay an haritasına baktığımızda , Yengeç burcundaki Ay’ın Mirzam yıldızından etki aldığını ve Oğlak burcunda seyrine devam eden Merkür ile opposite poziyonda olduğunu görüyoruz. Mirzam Yıldızı ,Sirius’un yükselişini ilan eden ve özellikle Ay ile çalıştığında büyük güzellikler veren bir yıldızdır.

İyi niteliklerle çalışan Ay , sosyal olarak güzel etkiler sağlarken, ev ve aile ortamında , sevgiyi ve güven duygusunu hissetmeye odaklı olacağımızı göstermekte. Merkür ise Alya yıldızı ile etkileşimde bulunuyor. Bu ikilinin Ay ile opposite konumu bizlere bazı konularda sabit fikirli davranabileceğimizi ,mükemmeli arayacağımızı göstermekte.Bu etkileşimde ortamda ön plana çıkma ,öncülük etme isteğimiz artabilir.Duygular ve mantık arasında zorluk yaşayacağımızdan denge unsuru büyük önem taşıyacaktır. Dolunay’ın ana enerjisi empati üzerine vurgu yaptığından, zaman zaman durup dinlemek, kendimizi karşımızdakinin yerine koymak büyük önem arz edecektir. Aynı zamanda ,hicvetme konusunda güçlü bir enerji çalışacağından ve alınganlıklar artabileceğinden bu konuda da temkinli davranmamız yarar sağlayabilir.

İkili ilişkilerimizde Cemal Süreya’nın dizelerindeki ” Sen , aklım ve kalbim arasında kalan en güzel çaresizliğimsin” durumunu yaşamamak için yine denge unsurunu göz önünde bulundurmak önem teşkil edecektir.Zira , kalp ve zihin arasındaki çelişki bizi duygusal yıpranmaya sürükleyebilir. Kararsızlıklar neticesinde, söylemlerimizi önce çok mantıksız olarak algılarken, çok kısa süre sonra mantıklı bulabiliriz.Bu duruma Venüs ile karşıt açılanan Kuzey Ay Düğümü de katkı sağlayacaktır. Merkür’ün transit ettiği burcun yöneticisi Satürn , Jupiter ve Pallas ile Kova burcunun ilk derecelerinde kavuşum halinde bulunduğundan enerjisel olarak daha objektif olarak bakmamıza olanak sağlayabilir.

Buradaki keskin çözüm , duygular ve mantığı harmanlamaya çalışmamız, bencil duygularımızı bir kenara bırakarak herkesin yararına olacak biçimde davranmamız olacaktır.Ay’ın Uranüs ile yaptığı sekstil açı da bu durumu destekleyecektir.Daha üst plandan bakmamızı sağlayacak bu kontakt , mevcut durumda ne olduğundan çok “nasıl geliştirilir” sorusunu zihinlerimizde canlandıracaktır.Gelişmeye ve ilerlemeye önem vereceğimiz bu dönemde zekamızı daha aktif kullanarak , günlük işleri hiç alışılmadık şekilde çözebiliriz. Yeni fikirlere çok çabuk adapte olabilir ve herkesin yararına kullanabiliriz. Aynı zamanda sezgilerimiz ve kolektif bilinç ile bağımız güçlenebilir. Duygusal ilişki ihtiyacımız artacağından ani başlangıçlar olabilir.

Fakat an haritasında Sabık yıldızıyla etkileşimde olan Venüs’ün , Neptün ile olan partil karesine de farkındalıkla yaklaşmamız gerekir. Sabık Yıldızı , Venüs ile çok güçlü ve ihtiraslı çalışacaktır. Dolayısıyla hayal kırıklığı ya da tatminsizlik yaşamamak adına neye çekildiğimizi ekstra gözlemlememiz gerekir. Sevgi paylaşımında gerçek dışı hayaller ve beklentiler nedeniyle , idealize edilmiş fantaziler ile dünyevi iştah arasında uyumsuzluk yaşayabiliriz. Bu gerilimin temelini bir tarafta her şeyi öğrenme, bilgi toplama, tecrübe etme sevgisiyle diğer yanda bilinçli aklın isteklerini feda etme, olanı kabullenme ideali arasındaki çelişki oluşturacaktır.

Venüs’ün , Mars ile olan trine açısı bu sisli enerjinin içinde büyük bir duygusal enerji açlığını ortaya çıkaracak ve dolaysız harekete geçmemizi sağlayacaktır.

Yaşam ışığı Güneş ile bağımsızlığın gezegeni Uranüs arasındaki trine açı özgürlük isteğimizi arttıracak , farklılığımızı ve yaratıcılığımızı cesurca yansıtmamızı sağlayacaktır. Bu bağımsızlaşma, iyimser bir şekilde ve uzak ufuklara doğru genişleyerek; benliğimizi var etmemize olanak sağlayacaktır.Çünkü bu değişime büyük katkı sağlayan bir enerjidir.

Bu dönemde enerjiyi doğru kullanmanın ve stratejik hareket etmenin önemli olduğunu hatırlarsak çok olumlu sonuçlar alabiliriz.

Sahte alkol veya yiyecek zehirlenmeleri ise bu dönemde dikkat etmemiz gereken konulardan bir diğeridir. Aşırı alkol tüketimi ve yemek yeme eğilimleri gösterebiliriz. Alkol bağımlılığı olanlarda durum uç noktalara ulaşabilir.

Aşı konusunda tartışmalar oluşabilir , güvenilir olup olmadığı tartışılabilir.Bu durum uluslarası bir krize dönüşebilir.

Toplumsal bazda baktığımızda duygusal sapkınlıklar ,toplum normlarına uymayan ahlaki davranışlar ,kadın cinayetleri, tecavüz veya taciz haberlerini ön plana taşıyabilir.

Haritadaki Mars açılanmaları ve Güneş ile Uranüs arasındaki trine açı ,toplumsal olarak hareketli süreçler yaşayacağımızı işaret ediyor.

Uranüs ‘ün kolektiflere yaptığı kare neticesinde iletişimde ani kopmalar meydana gelebilir.

Özellikle yükselen yöneticisi Jupiter’e olan dokunuşu neticesinde, üniversiteler, akademisyenler, yargı organları gündeme taşınabilir.

Dolunay etkisi ve özellikle 18 Ocak 2021 ‘de açısını kesinleştirecek Boğa Burcundaki Uranüs ve Kova burcunda transit eden Jupiter ile Satürn ve Pallas ikilisini de hesaba kattığımızda (ve hala Yay burcundaki tutulma etkisinde olduğumuzdan ) dünya üzerinde özgürlük,adalet,eşitlik adına kitlelerin harekete geçeceğini ve bu durumun pek olağan şekilde oluşmayacağını öngörebiliriz. Süregelen tolumsal normları yıkmaya gelişecek bu süreçte (18 Ocak (±)9 gün ) ekonomi, inanç sistemi, adalet sistemi, yöneticiler, eğitim,süregelen materyalist sistem büyük dönüşümlere uğrayabilir. Bunun yerine daha özgür altyapılı ,kolektif, fütüristik ve ilginç sistemler önerilebilir. Fakat , işin içerisinde Uranüs olduğundan ve bu genişleme çok ani etkilerle kontrol edilemez boyutlara ulaşabileceğinden ,yeni sistem oluşturmakta zorluklar oluşabilir. Yine Uranüs’ün açılanmalarının yıl içerisinde tekrar edeceği bu dönemde daha önce tanımadığımız yeni bir lider profili ortaya çıkabilir. Ortaya çıkacak bu kadın profil siyasette süregelen eril enerjiyi kırabilir.

Bahsettiğim bu süreçte, ülkemiz ve dünya genelinde büyük ölçekli depremler yaşanabileceğinin de altını çizmek gerekir .

Bu süreçte bakış açımızda optimist bir hal görülecek fakat bu durum gerçeklik imtihanına tutulacaktır. Aşırı iyimser ve girişken durumun neleri göz ardı etmemize sebep olduğu etraflıca düşünülmelidir. İnandıklarımıza körü körüne bağlılığın neleri kaçırmamıza sebep olduğu analiz edilmelidir. Aldığımız risklerin ölçeğini belirlediğimiz sınırlar oluşmalıdır.

Jupiter’in 19 Aralık 2020 ‘den 14 Mayıs 2021’e ve sonrasında 28 Temmuz 2021’den 29 Aralık 2021 ‘e kadar olan transiti bireyleşme hızını arttıracak ve büyütecektir.

Bu süreç Jung analizlerinin de nihai hedefi olan birey olma kavramının altını çizecektir.Birey olma yolunda , insan bilinçli ve bilinçdışı tüm yönlerini kabul edip , kendi denge merkezini bilinç ve bilinçdışının tam ortasına konumlandırır.

Burada vermemiz gereken sağlıklı tepki gerçeklik ışığında özgür bir ruh geliştirmek ve bunu benliğimizle özdeşleştirmektir.Uranüs ,Merkür’ün bir üst oktavı olduğundan aklın yanında yüksek ve kolektif aklı da kabul etmektir.Yüksek bilgi ışığında felsefi bir görüş,bilimsel icat ve özgün sanatsal eserler oluşturmaktır.Jupiter eşliğinde bunun genişlemesinin önünü açmaktır.Bilinç sıçraması yaşamaktır.

Dolunay sürecinde topraklanma ve merkezlenme çalışmaları yapılabilir.

Vishuddha (boğaz) ve Svadhistana (kuyruksokumu) chakralarına yönelilk enerji egzersizleri , adaçayı , okaliptus,sandal ağacı tütsüleri ,turuncu ve mavi renkleri kullanmak fayda sağlayacaktır.Bunun yanında bol su içmek (ayrıca turuncu meyve- sebze suları veya blueberry tüketmek) ve bu yüksek enerjiyi dengelemek adına tuz kullanarak duş almak etkili olacaktır.

★ Eğer sınırsız uzay ve sonsuz gökyüzü gibi açılırsak, bilginin ve içgörünün en derin düzeyiyle ödüllendiriliriz. Benliğinizdeki ışığı keşfetmenin hazzını yaşayacağınız bir yıl olması dileğiyle …

14 ARALIK 2020 :YAY BURCUNDA TAM GÜNEŞ TUTULMASI

14 Aralık 2020’de Türkiye saatiyle 19.16′ da Yang enerjiyi yansıtan Yay Burcunun 23. derecesinde yılın son Güneş Tutulmasını deneyimliyor olacağız.Tutulma Solar Saros 142 ‘de (Güney) gerçekleşecek ve dört saat yirmi dakika sürecek.Anın yükseleninde Yengeç Burcu bulunuyor.

Güney düğüm yönünde gerçekleşecek serinin ilk tutulması 17 Nisan 1624′ te deneyimlendi.Saros döngüsünü kapatan son tutulma ise 5 Haziran 2904′ te deneyimlenecek.Serinin gerçekleşen son tutulmaları 4 Aralık 2002 ve 22 Kasım 1984’te meydana geldi.Derecesel olarak en yakın tutulma ise 15 Haziran 2011’de gözlemlendi.Yaşamlarımızda bu dönemlerde gelişen olayların yansımalarını görebiliriz.

Tutulma, Güney Amerika, Antarktika, Pasifik Okyanusu, Atlantik Okyanusu’nun güneyi ve Afrika’nın Güneydoğusundan izlenebilecek. Tutulmanın tam olarak görülebileceği tek kara parçası ise Güney Amerika. Güney Amerika’da da Arjantin olacak.İlerleyen yıllarda ise 2021 Aralık Antartika’da, 2023 Nisan’ında Endonezya ve Avustralya’da, 2024 Nisan’ında ise ABD ve Kanada’da izlenebilecek. 2026 yılında Ağustos ayında ise tam Güneş tutulması İspanya’nın kuzeyinden Grönland ve İzlanda’ya kadar görülebilecek.

Yay burcu değişken bir burç olduğundan ve astrolojik olarak değişken burçlardaki tutulmalar her saat için haftalık dilimle kıyaslandığından, Hiper tutulma etkisini bir ay yirmi gün kadar hissediyor olacağız.Hiper Tutulma; tutulma serilerinin içinde en güçlü olanıdır, dolayısıyla etkileri de yüksek ölçekte deneyimlenir.

Tutulmanın gerçekleşeceği Yay burcu ateş elementi burçlarından bir tanesidir.Mitoloji’de Zeus’tur.Coşku kelimesini en çok yansıtan burçlardan ilkidir.Coşku ,Yunanca’dan gelen ve Tanrı ile dolu olmak anlamına gelen bir sözcüktür.Bu sözcük orijinal metinlerde “Enthusiasm” şeklinde yazılmış ve etimolojik olarak baktığımızda en(içinde) ve theos (Tanrı) köklerinden türemiştir.Dolayısıyla bu arketipteki anahtar sözcük inançtır.Yay yaşama , Tanrıya ve evrene duyulan inancı ifade eder.Altında yatan kanı ,adil ve lütuf sahibi bir güç tarafından yönetilen düzenli ve kendi dimağına sahip olan bir evren içerisinde yaşıyor olmamızdır. Gölge yönleriyle ise ,fanatizm kelimesinin eş anlamlı görülebilir.Yay ,iyi/kötü ,doğru/yanlış gibi lineer kavramlar konusunda yargılayıcı bir tavır sergiler.Ateş grubu ve evrensel bir burç olduğundan erdem ve hakikate o kadar bağlıdır ki diğer husular geri planda kalır.

Ateş elementi burçlar harekete geçmeye meyillidir. Bu burçlarda gerçekleşen tutulmalar sansasyonel ve sıcak olaylar ortaya çıkmasına, din ve inançlarla, kültürel ve sosyal konularla ilgili hızlı gündemlere işaret edebilir. Feda olma karşılığında arınma dürtüsünden kaynaklanan riskli tavırlar, fanatik eylemlere sebep olabilir.

Tutulmanın gerçekleşeceği Yay burcu değişken burçlardan biridir. Değişken burçlarda tutulmalar, esnekliği, uyumu, yeni koşulları algılama ve adapte olma ihtiyacını gösterir. İş ve ev değişiklikleri, kararsızlıklar ve dağılma riski dikkat çeker. Değişken burçlar, gerginliği ve huzursuzluğu yansıtabilirler. Yay burcu felsefi fikir ve görüşleri, din ve inançları, sosyal ve kültürel konuları temsil ettiğinden, bu tutulma civarındaki günlerde bu konularda hızlı değişimler, adaptasyon gerektirecek yeni yaklaşım ve ideolojiler, keşif ve buluşlar görülebilir.Aynı zamanda , dünya dışı yaşamla ilgili konular gündeme gelebilir.

Güneş tutulmaları güçlü yeniaylardır.Yaşamlarımızda yeni tohumlar ekmek için güçlü istekler duyduğumuz zaman dilimleridir.

Mundane Astroloji’de ise devlet adamları,yönetici ve idarecilerle bağdaştırılırlar.Bu etki,yöneticilerin gözden düşme, alaşağı edilme, sürgüne gönderilme, hapsedilme ya da ölümlerine yönelik öngörülerle eş anlamlı tutulmuştur.

Tutulma an haritasına baktığımızda ,tutulma derecesinin Venüs ve Saturn doğasındaki Ras Alhugue yıldızıyla birlikte bulunduğunu görüyoruz.Merkür tutulmada başrolü oynuyor ve Atria yıldızından etki alıyor.Aynı zamanda tutulma Güney düğümde bulunuyor.

Ras Alhugue ,kendi içinde mistisizm ve şifa taşıyan fakat gölge yönleriyle sapkınlıklara ,zehirlenme ,sapkın ayinler ve tecavüz gibi olaylara sebebiyet veren bir yıldızdır.Suçluluk duygusunu arttırarak ,bedel ödeyerek bir şeylerden kurtulma duygusunu tetikler.Enfeksiyonlar ve mantarlar bu yıldızın etki alanındadır.

Bireysel yaşamlarımızda , hayaller ve idealizasyonlar net algılamayı engellenebilir.Haritalarımızda tutulma derecesinin bulunduğu ev konularıyla alakalı kafa karışıklıkları yaşayabiliriz. Aynı şekilde fazla mantıklı düşünce, içsel bilgiyi ve sezgileri baskılayabilir.Bu gerginlik, kendi bakış açımızın tek doğru olduğuna inanan yargılayıcı zihin ile ışıltılı özlemlerin, büyüleyici fantezilerin sisi içinde kaybolmamıza sebebiyet verebilir.Voltaire’in Candide adlı eserindeki zapt edilmesi güç profesör Pangloss buna iyi bir örnektir.

Bu ışıltılı, ilüzyonlu etki altında aşırı hayalperestliğe kapılmamak bizlere fayda sağlayacaktır.

  • Tutulma enerjisiyle birlikte , rasyonel bakış açısından öte sezgisellik ön plana çıkabilir.

Tutulma ve Merkür’ün bulunduğu derece Güney Ay Düğümü ile kavuşumda olduğundan, zaman aşımına uğramış konuların, sarfedilen sözlerin gündemde olacağı bir zaman diliminde olacağız. Eylemlerimizde ego tatmini yerine ,yeni bir karma oluşturmaktan uzak durmak hepimiz için en doğru seçenek olacaktır.

Zehirlenme tehlikelerine ve bağışıklık sistemimize bu dönem dikkat etmemiz daha faydalı olabilir.

Yine tutulma derecesi ve Merkür’ün , Mars’a yaptığı trine açı neticesinde tutulma döneminde keskin düşünme kabiliyetine sahip olabiliriz. Hayata olumlu ve işlevsel bakma arzumuz artabilir. Özellikle hayal gücümüz çok kuvvetli çalışacağından ,yaratıcılık ve edebi yetenek gerektiren işlerde başarılı sonuçlar elde edebiliriz. Yeni eğitimler almak adına atılımlarda bulunabiliriz.

Fakat çevremizdeki her şey çok hızlı gelişmesini isteyeceğimizden huzursuz ,depresif hissetmemiz de olasıdır. Burada önemli olan ; nokta tek yöne konsantre olmayı başarıp,o doğrultuda ilerlemek olacaktır.

Tutulmanın yöneticisi Jupiter’e baktığımızda,kolektiflerle birlikte Oğlak burcunda son günlerini yaşarken ,Koç burcunda transitine devam eden Mars ile kare açıda bulunuyor.Mars ise Baten Kaitos yıldızıyla kavuşum gerçekleştiriyor.

 Bu ikilinin verdiği aşırı enerji hissi, sürmenaj tehlikesi barındırabilir. Kök salma,genişleme ve bir krizden diğerine atlama isteğimiz yüksek seviyelere ulaşabilir,aşırı özgüvenli davranabiliriz.Bunun temelinde ağır bir psikolojik dönüşüm yatabilir. Bu etkiyle , tutulma döneminde gereksiz risk almak kaza tehlikesi oluşturabilir. Özellikle bu dönemde sudan gelen riskler (boğulma vb.) artabilir.Daha önce de bahsettiğim gibi Mars ,Baten Kaitos’tan etki aldığından ve Jupiter ile kare açıda bulunduğundan , eğitim alınacak doğru alanı bulmak için etraflı şekilde düşündükten sonra karar verilmelidir.

Kibirli ve ukala tavırlar sergileyebiliriz. Çevredeki her şey hakkında bir söylemde bulunarak ego tatmini sağlamaya çalışabiliriz. Bu dayatmacılık ve nobranlık, sosyal ilişkilerimizi olumsuz etkileyecektir. Jüpiter-Mars karesinin bir diğer verimsiz kullanımı, aşırı iyimserlikle projelere aceleci, sabırsız, düşünmeden ve planlamadan girişmektir. Bu optimist girişkenlik hata yaptırır, bedel ödetir. Ayrıca aşırı yayılmaya ve sağlıksız genişlemeye yol açabilir.

Olumlu kullanımda içinde bulunacağımız enerjik ve faal dönemi kaliteli bir biçimde tecrübe edebiliriz. Kontrollü şekilde harekete geçmeyi başarabilirsek,potansiyellerimizi keşfedebilir,yeni temeller atabiliriz.

Tutulma esnasında Venüs’ün , Jüpiter ve Satürn ile sekstil açıda olması ise, karşılaşılan zorluklarla başa çıkma konusunda yardımlaşma enerjisini güçlendirecektir.

  • Bu dönemde iç bilgiye yönelmek isteyebiliriz.Bilinçte sıçramalar ,eşikten atlama ve yeni vizyonlar oluşabilir.Yeni boyutlara taşıyan ani entelektüel ve kozmolojik ufuklar görülebilir,teoriler gelişebilir.Bu enerji daha önceki yazılarımda da bahsettiğim gibi 21 Aralık 2020’deki Jupiter/Satürn kavuşumu (Büyük zamanlayıcılar)da büyük ölçüde perçinlenecektir.

Tutulma etkilerine Türkiye ve Dünya gündemi açısından baktığımızda ;

 Yayıncılar,medya patronları/çalışanları, din adamları, gezginler, akademisyen ve eğitimciler, profesör ve dekanlar, sanayiciler, yabancı kişiler, kültürler ön plana taşınabilir.

Bu dönemde ülkemizde orta ölçekli depremler meydana gelebilir.

Neptün’ün de tutulma derecesine kare açıda bulunması nedeniyle, toplumda büyük yankı uyandıracak skandallar,din adamları ile ilgili gizli ,ve can sıkıcı gerçeklikler gündemde yer bulabilir.Hizmet-sağlık sektörü ,eğitim,hukuk ve basın-yayın kuruluşları vb. kurumlar ile ilgili çıkacak yeni kanunlar,yapılacak yeni düzenlemeler yankı uyandırabilir.Sanatçılar,mimari (özellikle dinsel mimari)konuları ön plana çıkabilir.Yeni belgeler, sırları açıklayan yayınlar, belgeseller, videolar bu dönemde basına sızabilir.

Gemi kazaları gündeme gelebilir.

Uluslararası ticaret ve ekonomi, ittifak halinde bulunulan ülkelerle ilişkiler irdelenebilir.


Sosyolojik çalkantılar, ayaklanmalar oluşabilir.

Siber saldırılar artabilir.

 Aşırı, körü körüne inançlar gözden geçirilebilir.

Bilim ve teknolojide çok hızlı gelişmeler görülebilir.

Yıldırım, şimşek ve hava ile ilgili doğal afetler tetiklenebilir.Dünyanın herhangi bir bölgesine meteor düşebilir ya da dünya dışı yaşamla ilgili gerçeklikler açıklanabilir. Bu tip deneyimler yaşadığını dile getiren kişi sayısı artabilir. Yine bu dönemde ani rezonans değişimleri yaşanabilir.

Dünya üzerindeki önemli yapılarda patlamalar, yangınlar meydana gelebilir.Tutkulu ve fanatik dinsel bir amaç uğrunda kurban edilenler, toplu intiharlar, sapkın ritüeller gündem olabilir.

Seyahat kısıtlamalarına yenı maddeler eklenebilir.

30 KASIM 2020 :İKİZLER BURCUNDA PENUMBRAL AY TUTULMASI

Yılın son Ay Tutulması, 30 Kasım 2020 saat 12.29′ da Yang enerjiyi yansıtan İkizler burcunun 8.derecesinde meydana gelecek.Tutulma, Lunar Saros 116 ailesine ait olacak ve 4 saat 21 dakika sürecek.Anın yükseleninde ise Kova burcunu görüyoruz.

Tutulma Avrupa’nın kuzey batısı, Kuzey ve Güney Amerika, Avustralya, Asya, Atlantik Okyanusu’nun kuzeyi ve Pasifik Okyanusu’ndan görülebilecek.

Kuzey düğüm yönünde gerçekleşecek tutulmanın, ait olduğu serinin ilk tutulması 11 Mart 993 yılında meydana geldi. Sonuncusu ise 14 mayıs 2291’de görülecek.

Lunar Saros 116. seriye ait son iki tutulmayı 8 Kasım 1984 ve 20 Kasım 2002’de deneyimledik.Benzer derecede tutulmalar ise ; 29 Kasım 1993 ve 29 Kasım 1974 tarihlerinde meydana gelmişti. İkizler- Yay ekseninde meydana gelen tutulma serisini ise Aralık 2010 ile Mayıs 2013 aralığında deneyimlemiştik. Bu yıllarda yaşanan belirgin temaları, yaşayacağımız tutulma evresinde de görebiliriz.

Tutulmalar önemlidir, çünkü “Karma” ile doğrudan ilgilidir.İnsan hayatındaki en önemli olaylar genelde tutulmalar çerçevesinde deneyimlenir.Sadece bireysel yaşamlarımızda değil,toplumsal olaylar da bu etki sürecinde gerçekleşir.Tutulma etkilerini astrolojik bir kural çerçevesinde açıklarız.Sürdüğü her saat için, bir ay etki verirler ve on beş gün öncesinden etkilerini hissettirmeye başlarlar.Bu bir ön hazırlık sürecidir.Bu tutulma etkisi ise dört ayı aşkın bir süre geçerli olacak.

Klasik dönem astrologlarına göre, hava burçlarındaki tutulmaların sosyolojik çalkantılar, ayaklanmalar, isyana teşvikler, yıkıcı fırtınalar, rüzgarlar, anlaşmalar -ittifakların yanı sıra,  insanların sosyal durumu ve ticaret ile ilgili konularda değişiklikler getireceğini bildirmektedir.

İkizler burcu değişken burçlardan biridir.Değişken burçlardaki tutulmalar insanların durumu ve ticaret ile ilişkilendirilir.Bu alanda stres ve sıkıntılar ön plana çıkar.Aynı zamanda grevler, suçlar, solunum yolları ile ilgili hastalıklar, huzursuzluk, din ve eğitim gibi konular gündeme gelir.Dini konularda hoşgörüsüzlüğün artmasının yanı sıra insanlar arasındaki güvensizlik , dini kullanma, ün sahibi kişilerin aleyhine gelişecek olaylar, bu olayların gerçek yüzü, kuşların zarar görmesi, denizlerle ilgili doğa olayları da ön plana çıkabilir.

*Astrolojide İkizler-Yay aksı iletişim, kültürel, felsefi, hukuksal konular, özgürlük arayışı ile bağdaştırılır.

İkizler burcundaki tutulmalar, sosyal alanda ve politikada komplike taktiklerin hareketlendiği dönemlerdir. Hile, kandırma, yanlış yönlendirme riski taşır. Uluslararası bilgi akışları hızlanır, asparagas haberler, söylentiler arttırırlar.

Günümüzde ise bilgi hırsızlığı ile doğrudan ilgilidir. Bu dönemde hackerlar iş başındadır. Siber saldırılar artar. ABD astroloji haritasının Uranüs derecesinin üzerinde gerçekleşen bu tutulma, ABD’nin de bu gibi durumlarla karşılaşabileceğini gösteriyor.

Tutulmanın gerçekleşeceği İkizler burcu değişken burçlardan biridir. Değişken burçlarda tutulmalar, esnekliği, uyumu, yeni koşulları algılama ve adapte olma ihtiyacını gösterir. İş ve ev değişiklikleri, kararsızlıklar ve dağılma riski dikkat çeker.

Değişken burçlar, gerginliği ve huzursuzluğu yansıtabilirler. İkizler burcu fikir ve görüşleri temsil ettiğinden, bu tutulma döngüsündeki günlerde fikirlerde hızlı değişimler görülebilir.

Hava şahittir,izleyicidir ; ego, bilinçaltı veya kişi ve çevre arasında objektif bir arabulucu olarak işleyen fonksiyondur. Bu sayede mevcut durumun üzerine çıkılabilir , çatışmalar ve süreçler farklı bir perspektiften görülebilir. Hava elementi , adapte olabilen bir elementtir.Şartları stabil hale dönüştürene kadar çaba sarfeder.İkizler somut gerçekler ve ampirik veri ile daha fazla ilgilenir.Fakat benmerkezli bir burç olmasından dolayı kişisel doğruları empoze etmek konusunda ısrarcı davranabilir.

Yine ikizler’in Yang enerjisi nedeniyle , özgürlük odaklı,dışadönük,farklılaşan,girişken,spontane,direkt,gelişime açık ve dürtüsel davranışlar sergileyebilir.

Bu tutulma, George Orwell’ın Bin Dokuz Yüz Seksen Dört’te kaleme aldığı ” İki kere iki dört diyebilmektir. Buna izin verilirse, arkası gelir. “cümlesini zihinlerde tazeleyecektir.

Fakat hedeflerin ne olduğunu bilmeden ilerlemek bu dönem bir şey kazandırmayacaktır. Odak noktası belirlemeden çıkılan yolculuklar zafere götürmekten öte ,kaybolmaya sebebiyet verebilir.Güçlü yanların aşırı vurgulanmasından kaynaklı dikkat dağınıklığı,konudan kopmalar yaşanabilir.Yine bu dönem başkalarının ne düşündüğü de göz önünde bulundurulmalı,empati kabiliyeti geliştirilmelidir.

Tutulma an haritasına baktığımızda ,yükselende Kova burcunu görüyoruz.Klasik yöneticisi Satürn kolektiflerle birlikte son günlerini yaşarken Ay ile trine açıda bulunuyor , modern yöneticisi Uranüs ise Boğa ‘da ve Akrep Venüs ile karşıt açılanmış durumda.

Sorumluluk almak için gönüllü davranabilir ,yaşamda bir şeyleri tasnif etmek,dönüştümek ve tekrar yapılandırmak için gerekli motivasyona sahip olabiliriz.Bunu yaparken kişisel görüşleri,zevkleri ön plana çıkarmak için ani çıkışlarda bulunabilir,dürtüsel davranma eğilimi gösterebiliriz.Bu özellikle ikili ilişkilerde kıskançlık, maddi sorunlar, ilişkiden özgürleşme vb. sebeplerle ani bitiş ve kopuşlara sebebiyet verebilir.

Neptün’ün KAD ve GAD’a yaptığı olumsuz açılar neticesinde realiteye uzak kalabilir,gerçekleri anlamakta zorlanabiliriz.Mental olarak ,geçmiş ve gelecek arasındaki köprüyü kurmakta zorluk çekeceğimizden diyalog kurduğumuz kişiler tarafından da anlaşılamayabiliriz.Uzun zamandır ilerlemeyen, kilitli kalmış konuların hızla ilerlemesine dair kuvvetli bir etki olan Mars ve KAD üçgeni, hedefe giden yolda karşımıza çıkabilecek kişi ve durumların nazikçe kenarından geçmek veya onlara çekilmelerini rica etmek yerine, hırsla kenara itmemize sebep olabilir.

Tutulma anında kraliyet yıldızları büyük rol oynuyor.Güneş Antares ,Ay ise Aldebaran yıldızlarıyla etkileşimde bulunuyor.

Güneş ile birlikte bulunan Aldebaran , Doğu’nun gözcüsüdür. Zenginlik, büyük başarı getiren ticaret yıldızıdır. İletişim, ticaret, medya, radyo televizyon yayıncılığı ile de alakalıdır. Konuşma yeteneği, yazma yeteneği verir. Melek Michael ile alakalı bir yıldız olduğu için, tabiat olaylarını kontrol eder. Yaratım ve üretim süreçlerine büyük katkı sağlar.

Bunun yanında Aldebaran , zaman zaman çıkışlara sebebiyet veren, zaman zaman da çıkıştan sonra gelecek sakinlikle ilgili bir yıldızdır. Fakat en önemli özelliği -diğer kraliyet yıldızlarının da olduğu gibi- sınava tabi tutmasıdır. Ticarette, sözde, yazıda, ihtişamda, şöhrette dürüstlüğünü ve ahlakı korumak büyük önem arz eder.Güneş ile Aldebaran ‘ın etkileşimde bulunması büyük bir enerjiyi ortaya çıkaracaktır.Fakat Ay (Antares) karşıtlığı nedeniyle ,duygularda sürekli değişim yaşatabilir.Bu dönemde yaratıcılık gerektiren işlerde başarı sağlanması olasıdır.

Ay’ın birlikte bulunduğu Antares , diğer ismiyle Satavis veya Uriel, Batı’nın gözcüsüdür. Uriel aslında Azrail anlamına gelir. Antares zaten direkt olarak “Akrebin Kalbi” denilen yıldızlardan biridir.Antares (anti-ares)Eski Yunan ve Latin dilinde Mars benzeri, savaş demektir.

Bunun yanında Antares çift yıldızdır. Çift yıldız olması da onun etki gücünü arttırır. (Betel Stars) Savaş yıldızıdır. Acımasızlıkla ve aynı zamanda ahlakla alakalı bir yıldızdır.

Aldebaran nasıl ticaret ile ilgili bir yıldızsa , Antares o kadar erdemli savaşçılık, erdemli mücadele anlamına gelir. Olumlu yanlarıyla Antares aslında faydalıdır. Onur, güç kuvvet verir.Fakat gölge kullanımıyla sürekli etik ve ahlakı sorgulatabilir. Maddi ve manevi terazi dengelenmek zorundadır.

Bu dönemde gereksiz güç mücadelelerinden ,agresif davranışlardan,riskli ortamlardan kesinlikle uzak durmak gerekir.Ay’ın yöneticisi Merkür’ün ,Güneş’in yöneticisi Jupiter ile kurduğu sekstil açıyı kullanarak enerjiyi yazmak,çizmek gibi sanatsal faaliyetlerde kullanmak fayda sağlayacaktır.Antares ; kalp hastalıkları, ani kalp problemleri, tansiyonda iniş-çıkışlar yaşatabileceğinden sağlığa bu doğrultuda özen göstermek gerekebilir.

Yine Merkür’ün yöneticisi Mars’ın KAD ile üçgeni de tansiyon problemlerini tetikleyen bir diğer faktör olarak görülebilir.

*Mars -KAD aşırı enerjisini az baharatlı, ılık veya soğuk yiyecekler tüketerek, süt içerek de azaltabiliriz.Yoga yapanlarımız için savaşçı pozu da yüksek enerjiyi dengede tutmaya yarayabilir. 

Tutulmaya Türkiye ve Dünya gündemi açısından bakacak olursak ,

Yönetici figürlerinin güç ve otorite arzusu artabilir. Bu figürler basın- yayın işleri ile ilgili kişiler de olabilir. Güneş’in Mars-Jüpiter Antares aşırılıklarla ilgilidir.Büyük başarı vaat eder. Ama aynı zamanda takıntılar dolayısıyla kendini bitirme sebebi olabilir. 

Mundane Astrolojide Antares, giriş ya da tutulma haritalarında köşede ya da etkinse krizlere, tehlikelere ya da ölümlere işaret edebilir. Güneş ile etkileşiminde ana tema otorite temsilcisi kişiler olabilir.

Hükümet-Muhalefet gerginliği artabilir. 30 Kasım haftası güç mücadelesi zirveye varabilir.

Aldebaran savaşlar, saldırılar, işgaller, deniz savaşları, deniz kazaları, yoğun şiddet olayları, yangınlar, seller,suikastler, patlamalar, facialar, ülke liderleri ile ilgili olaylarla ilişkilendirilir.

Eski astrologlara göre ,tutulma İkizler burcunda olduğunda “Havanın bulanıklaşmasına, şiddetli rüzgar esmesine, toz ve karanlığın çoğalmasına, hayrete düşüren hava olaylarının meydana gelmesine, kehanet işlerinin kuvvetlenmesine, insanların hasenat işlerde kuvvetlenmesine ve sanayi işlerinin bozulmasına sebep olur ”kanısı hakimdir.Gökyüzünde bulunan açılanmalar neticesinde bu dönemde şiddetli kar yağışı veya kuvvetli rüzgarlar görülebilir.

Tutulma ikizler burcunun ilk dekanında gerçekleştiğinden yağmalama olayları,istila,savaş,saldırılar artabilir.Antares ve Aldebaran etkisiyle bu bir askeri müdahale olabilir.

İkizler burcu kapsamına giren ülkeler ve bölgeler: Afrika’nın Kuzeydoğu kıyıları, Ermenistan, Belçika, Brabant, Mısır, Flanders, Lombardia, Sardunya adası, Tripoli, Kuzey Amerika, Los Angeles, Plymouth, Versay, Galler, İngiltere’nin Batısıdır. 

Merkür’ün 30 Kasım tutulmasının derecesini tetikleyeceği 7 Aralık Pazartesi günü eğitim, yayıncılık, uluslararası ilişkiler, seyahatlerle ilgili sınırlama getiren kararlar alınabilir.

Kutsal mekanlar ve din adamları, dini örgütler ile ilgili skandal durumlar oluşabilir.
 İnternet bankacılığında sorunlar, dolandırıcılıklar artabilir.Uçak kazaları, ulaşım sorunları görülebilir.
 Medya, gazeteciler,eğitim konuları gündeme gelebilir.
Gizli belgeler basına sızabilir.

Protestolar, grevler, gösteriler artabilir. Bu durum bir çok ülkede eşzamanlı görülebilir.

Virüs sebebiyle hastaneler, sağlık çalışanları büyük zorluklar yaşayabilir. Virüs önüne geçilemez bir artışla yayılabilir ve bu durum Aralık döneminde kontrol edilemez hale gelebilir.

15 KASIM 2020 :AKREP BURCUNDA YENİAY

15 Kasım’da İstanbul saatiyle 08:07’de 23 derece Akrep burcunda bir Yeniay deneyimleyeceğiz. An haritasının yükseleninde de Akrep burcunun 25.derecesi bulunuyor.

Yeniay, Dünya bazlı bakış açısıyla bakıldığında Ay ve Güneş’in birleşiyormuş gibi görünmesiyle başlar. Aralarındaki açı 45 dereceye ulaşana kadar devam eder. Yeniaylar,doğum ve bahar enerjisi gibi dinamik bir enerjiye sahiptir .Yeni projeler başlatmak için uygun zamanlardır. Takip eden üç gün boyunca da yoğun etkilerini deneyimleriz. Devam eden etki ise bir sonraki dolunaya kadar, yani on dört gün sürer.Bu dönemlerde güdüsel davranışlarımız artar ve bir eylemi ardını düşünmeden başlatmak önceliğimiz haline gelir.

Akrep arketipinde, birlik ve bütünlük hissetmek için başkalarına ihtiyaç vardır. Ayrı öğeleri bir bütün haline getirme , farklılıklar arasında uzlaşı sağlama ve bu kaynaşma sayesinde dönüşüm yaratma ihtiyacı söz konusudur. Kriz girişimlerinde bulunmak, risk almak, daha derin ilişkiler kurmak bu burcun rolleri arasındadır. Akrep şunu sorar ” Daha derin, bütünleşmiş ve güçlü hissetmek için ne yapmalıyım? “

Akrep sosyal burçlar grubunda olduğundan bu dönem sosyal ilişkilerin önemini, kendi ihtiyaçlarımızın yanı sıra başkalarının da ihtiyaçları olduğunu göz önünde bulundurabiliriz. Akrep aynı zamanda sabit bir burç olduğundan anın enerjilerinde dikkat etmemiz gereken en önemli husus, yeniliğe karşı direnç göstermemek ve kontrol mekanizmamızı stabil seviyede tutmak olacaktır. Hayatımızda Akrep’in etki alanında karşımıza çıkan fırsatları korku ve tehtid olarak algılamamak yarar gösterecektir.

An haritasında Yeniay derecesi Agena Yıldızı ile kavuşumda bulunduğundan,sağlık konusunda yeni adımlar atabilir yeni şifa yöntemlerini yaşamlarımıza entegre edebiliriz. Yeniay yöneticisi Mars’ın da retrosunun bitmesiyle birlikte bedensel ve ruhsal enerjimizi daha verimli kullanabilir, kendimizi daha sağlıklı hissedebiliriz.

Yeniay derecesinin kolektiflere ve Pallas’a yaptığı sekstil açı etkisiyle , kurallara uyum sağlamak ve otorite gördüğümüz figürlerle köklü ilişkiler kurmak ya da ilişkilerimizi derinleştirmek adına çaba sarfedersek olumlu sonuçlar alabiliriz. Yine Yeniay’ın Venüs’ün bir üst oktavı olan Neptün ile kurduğu trine açı etkisi olayları daha geniş,ilahi plandan görmeye başlamıza yarar sağlayabilir. Kolektif enerjiye ayak uydurabilir, kadersel etkileri kabullenebiliriz.

 Benliğin özünden gelen istekle ve içsel yaratıcılıkla temas kurabiliriz. Benliği aşan idealler için kendini adamak isteyebiliriz. Fakat, bu yüksek ilhamlı ve yaratıcı şansı yakalamak için, kendi derinliklerimizdeki karanlık materyalle yüzleşmeye cesaret etmek ve kabulleniciliği geliştirmemiz gerekir. Burada Sigmund Freud’un “Thanatos” kavramını birebir uygulayabilir,bizi bütünleşmekten alıkoyan karanlık parçamızı dönüştürüp tekrar kendimize entegre edebiliriz. Bu etki altında, mantık ötesi alanla ve ezoterik konularla ilgilenme, hayal gücü, sanatsal yetenek ve kolektif olarak diğerlerine adanmışlık gözlemleyebiliriz. Bilincin genişlemesi, duyu ötesi enerjileri algılama ve evrendeki her şeyle bir ve uyumlu hissetme gibi etkiler baskın olabilir. Maddesel olanın ötesine geçme ve spiritüel olanı deneyimlemek ilgi çekici gelebilir.

An haritasında, Venüs Foramen/Spica ve Yeniay yöneticisi Mars Alpheratz yıldızından etki alıyor. Mars -Alpheratz etkisiyle oluşacak enerji neticesinde keskin zihin, enerjik davranışlar, kendi çabamız ile işte başarı ama bunun yanında benmerkezci tavırlar, özgürlük arayışları hatta flörtöz davranma isteği artabilir. Buna karşın Venüs -Foramen ikilisi ilişkilerde ahenk yakalama ihtiyacı, yıkımın ardından gelen büyük güç, hakedimiş mutlulukları yaşamlarımıza çekebilir. Foramen karadelik demektir.Bir çeşit galaksi gözüdür.Büyülü bir frekanstır.

Spica ise bereket getiren yıldızdır.  Venüs Spica etkisiyle bu dönem önemli bilgilere ulaşabiliriz.Yeni bir ilişkiye başlama şansımız büyük ölçüde artabilir. Venüs’ün Terazi burcunda yönetici ve güçlü konumunun KAD ile yaptığı üçgen ile amaçlarımıza gidecek yolda akıllıca ilerlememizi kolaylaştıracaktır.

Fakat Mars ile karşıt açısı sebebiyle alma -verme dengesinde sıkıntı, ilişkilerde duygusal açıdan doyumsuzluk,ego savaşları oluşabilir .

Merkür-Uranüs karşı açısı nedeniyle ani çıkışlarda bulunabilir,iğneleyici ,manipülatif davranabiliriz.Özellikle Merkür’ün Zuben El Genubi yıldızından etki almasıyla ,bu geçmişte deneyimlediğimiz ve bilinçaltımızda yer edinen aldatılmalar,yalanlar vb. kaynaklı çıkışlar olabilir.Çünkü ,burası karmanın çöpüdür.Merkür ve Uranüs’ün yöneticislerinin de karşıtlık yapması sebebiyle,yeni bir ilişkiye başlamak eğer karma temizlenmediyse zarar getirecektir.

Bu gölgeli etkilerden kurtulmak için ,Yeniay’ın Neptün’e yaptığı trine açının olumlu tezahürlerini kullanabiliriz.

Bu etki altında egosal istekleri aşma, diğerleri için merhamet ve şefkat geliştirme, enerji çalışmaları yapma,yardım faaliyetlerine adanma gibi eğilimler gösterebilirsek,buradaki zorlu karşıtlıkları nispeten rahatlatabiliriz.Böylelikle,ikili ilişkilerde benmerkezcil tavır ile aşırı uyum sağlama arayışı arasındaki köprüyü daha üst bir amaca hizmet ederek kurabiliriz.

Fakat,bu enerjiye verilebilecek yanlış (Neptünyen)tepkilerden biri maddi dünyanın gerçeklerinden kaçma isteğiyle hayallere, rüyalara, bağımlılıklara kaçmaktır. Bu açı altında benliğin sağlıklı sınırlarının tamamen erimesi; ve böylece etrafımızdakilerin tesiri altında kalmamız söz konusu olabilir. Bu egonun silinmesine ve kimlik kaybına yol açar. Aldatılma, kandırılma riskine kapı açar.Agena Yıldızı’nın gölge yönleri de bu Neptünyen etkinin sonucundaki kandırılma,aldatılma durumlarını destekleyebilir.Bu dönem sezgilerimizle yol almalı ,derinleşmeli ve dış etkileri akıl süzgecinden geçirerek değerlendirmeliyiz.

Mars-Venüs karşıtlığı yaşaycağımız bu Yeniay’da aşağıda belirttiğim enerji egzersizlerini kullanabilir bu sayede enerji alanınızı dengeleyebilirsiniz :

*Çalışmaya başlamadan önce Sandal ağacı -Karanfil ya daYlang-Ylang-Sedir ağacı tütsü kombinasyonlarından herhangi birini kullanıp bulunduğunuz alanın enerjisini değiştirebilirsiniz.

*Bu egzersize başlamadan önce ,merkezleme egzersizi yapmanız gerekir.Bunun için ellerinizi dördüncü(Kalp) chakrasının üzerinde birleştirin ve nefes verirken tüm enerjinin birinci (Muladhara)ve yedinci (Sahasrara)chakraya doğru yayılmasını sağlayın.

*İkinci aşamada elleriniz Anahata (Kalp)chakra üzerinde nefes alıp,nefes verirken ikinci chakraya (Svadhistana) doğru indirin.Sonra yeniden nefes alırken ellerinizi ikinci chakranın önünde iki yana açın.Bunu sekiz kez tekrarlayın.

*Ayakta dik bir şekilde durun ve ayaklarınızla sürekli olarak bir topuğunuza bir parmak ucunuza basın.

*Daha sonra kalçanızla yatay bir sekiz veya sonsuzluk işareti çizin.

*Kendinizi okyanusta bir dalga olarak imgeleyin ve bu ahengi hissedin.

Yeniay’ın Türkiye gündemi açısından etkilerine baktığımızda ,

Jüpiter-Plüton kavuşumundan hemen sonra gerçekleşen bu yeniay, , hukuk ve ahlak konularında işe yaramayanın sonlanacağı döngüyü gündeme getirecektir.

Yine Jupiter- Plüton kavuşum etkisiyle, virüs sebepli ölüm oranlarının en yuksek olduğu döngüde olduğumuzu soyleyebılırız.

Tutulma etkisini de hesaba kattığımızda, yasakların genişletileceğini öngörebiliriz.

Önemli kişiler hakkında gizli bilgiler ifşa edilebilir,toplum tarafından bilinmeyen konular gündem yaratabilir.

Para piyasalarıyla ilgili ani kararlar,uygulamalar açıklanabilir.Dış ülkelerle mali kaynak anlaşmalarına gidilebilir.

Kadın ve çocuklara yönelik özellikle cinsel taciz olayları konuşulabilir.

Denizler,gemi kazaları (kargo gemileri vb.)gündeme gelebilir.

Kadın,sanatçı hareketleri ,eylemleri artabilir.Fakat bu hareketler sert engellerle karşılaşabilir.

JUPİTER-SATURN KAVUŞUMU VE SOLAR DÖNGÜ İLİŞKİSİNİN BENLİĞİMİZ ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ

Jupiter ve Saturn ,hava elementindeki ilk kavuşumlarını 21 Aralık 2020’de Kova Burcunun sıfır derecesinde gerçekleştirecekler.Bu kavuşumun astrolojik olarak oldukça önemli bir gökyüzü hareketi olmasının yanında özellikle Solar aktiviteler üzerinde oldukça etki gösterdiği bilinmektedir.

Bu görselin boş bir alt özelliği var; dosya ismi: solar-cycle_cnnph.jpg

Astroloji’de de Güneş yaşam kaynağı(Hyleg) olarak kabul edilir. Yeryüzünde yaşayan tüm canlılar için etkisi çok büyüktür. Aynı zamanda bir otorite figürü gibi çalışarak kaos oluşumunu engeller ve bize gereken yaşam enerjisinin nerede odaklandığını gösterir. Güneş “ben” yani “ego” demektir. Kendimizi Güneş kimliğimiz üzerinden tanımlarız.Astrolojik hiyerarşide, gökyüzünün en büyük hakimi olarak kabul edilmiştir. Tüm olaylarda nihai otoriteyi, en üst mercii temsil eder.Mısır’da Ra,Yunan mitlerinde Apollon’dur.Güneş’in yaşam biçen rolünün yanında , kimliğe zarar veren yönleri de vardır. Aynı şekilde gökyüzünde de Güneş’e belirli bir orb aralığından fazla yaklaşan gezegen yanık durumda kabul edilir. Işık, bilinç ve aydınlanma gibi anlamları da sembolize eden Güneş, amaç duygusu, kimlik,üst bilinç, yaratıcılık gibi kavramlarla bağdaştırılır.

Güneş aynı zamanda elektromanyetik yayıncıdır ve güneş sistemimizdeki gezegenlere sıcaklık, ışık, UV radyasyonu ve elektrikli partiküller yayar. Saçtığı ısı ve ışığın yanı sıra diğer elektromanyetik formları ve elektrikle yüklü iyon karışımı gazları uzaya ve dünyaya gönderir. Buna Güneş Rüzgarı denir. Güneş rüzgarı, barındırdığı manyetik plazmanın yoğunluğuna ve hızına göre değişen büyük bir güçle dünyanın manyetosferine çarpar ve dünyadaki tüm yaşam formlarının manyetik alanlarını doğrudan etkiler. Bu manyetik kutupsallık anında bazen öyle güçlü bir enerji salınır ki, büyük jeofiziksel olaylara sebep olmasının yanı sıra, insan DNA’sını etkiler ve evrimsel değişikliklere yol açar.

Teknoloji sayesinde Güneş ile özellikle de Güneş’in dış tabakasıyla ilgili bilgilerimiz gün geçtikçe artmaktadır. Güneş’te meydana gelen manyetik değişimlerin dünyamızın manyetik alanını etkilediği tespit edilmiştir.Şu an 25.Solar döngüde bulunmaktayız.Bir Solar döngü ortalama 11,1 dünya yılı kadar sürmektedir.Bu döngü içerisinde Güneş,siyah noktalarla lekelenir.Bu lekeler, Güneş’in derinliklerinde meydana gelen elektromanyetik aktivitenin semptomatiği olarak belirirler. Siyah bölgeler olarak görülen bu lekeler Güneş yüzeyinde yoğunlaşan manyetik alanlardır.Periyodik olarak her bir döngünün başlangıcında lekeler Güneş’in kutuplarına yakın yerlerde belirir,geliştikçe ekvatora doğru yaklaşır ve genellikle dairesel döngünün hızı iyice azaldığında lekeler tekrar kutuplara yakın yerlerde belirmeye başlar.Güneş’in lekelerini doğurması, tıpkı rahimden bir bebeğin çıkışına benzemektedir. Güneş’ teki güçlü manyetik alanlardan oluşan yeni lekeler, Güneş Ekvatoru’nun Güney ve Kuzeyinde 30- 40 derecelerinde görülmesi, yeni döngünün başladığına işarettir .Güneş aktivitesi 1775 yılından bu yana en düşük seviyede ilerliyor.
Aralık 2020’de başlayacak döngü, 15. yüzyıldan bu yana Kova Burcundaki ilk Jüpiter-Satürn kavuşumu olacak.Bir sonraki maksimum döngü ise 2025 civarı bekleniyor.

Güneş lekeleri aslında, bulundukları alanın sıcaklığını düşürürler. Bu nedenle diğer alanlara göre daha koyu görünürler. Lekeler, şiddetli manyetik alanlar Güneş yüzeyinde belirdiğinde ortaya çıkarlar ve çevrelerine göre manyetik etkinliği yüksek olan bölgelerdir. Lekelerin sayısındaki artış, manyetik alan kuvvetinde de artış demektir. Güneş’te meydana gelen güçlü fırtına ve patlamalar, Güneş lekeleri şeklinde gezegenimizden gözlemlenmektedir.Her dögüde 0-400 arasında değişkenlik gösterirler.

Güneş fizikçileri ve astronomlar, yaptıkları çalışmalar sonucunda, Güneş lekeleri sayısı ile Güneş aktiviteleri arasında bir ilişki olabileceğini öne sürmüşlerdir. Güneş aktivitelerinin dönemsel olarak maksimum ve minimum olduğu periyodlar, lekelerin dönemsel artış ve azalışlarını içine alan periyotlar ile çakışmaktadır. Güneş lekeleri sayısında artış olduğunda, Güneş aktivitelerinde de (güneş patlamaları, manyetik fırtınalar, vb.) bir artış, azalma olduğunda da bir gerileme gözlenmiştir. Bazı bilim insanları, Güneş lekeleri ile iklim değişiklikleri arasında bağlantı olabileceğini de ileri sürmüştür. Güneş lekelerinin azaldığı dönemlerde sıcaklıkta azalma, yağışta artış, lekelerin arttığı dönemlerde ise, sıcaklıklarda artış, yağışta azalma meydana geldiği belirtilmiştir.

Astrofizikçi Dr. Percy Seymour, gezegen dizilimlerinin ve bu dizilimlerin Güneş ile sert açılarının Güneş lekeleri ve şiddetli Güneş aktivitelerinin oluşmasında rolleri olduğunu öne sürmektedir. Seymour’un teorisi, Jane Blizard’ın NASA için yaptığı araştırmanın sonucunda vardığı gezegenler arası kavuşum, yüz seksen ve bazı doksan derecelik dizilimlerin ve bu gezegenlerin Güneş ile sert açılarının Güneş’te şiddetli bozulmalara yol açtığına yönelik teorisini desteklemektedir. Jüpiter, Satürn, Uranüs ve Neptün, Güneş’in manyetik alanının değişmesine ve bir yönden diğerine dönmesine neden olurlar. Bu gezegenler, Güneş’ in manyetik kanalını bozmada rol oynarlar.

Seymour’un teorisine göre, gezegenlerin dalga rezonansları genişleyerek, Güneş’in manyetik alanında değişimlere sebep olur. Bu manyeto dalga rezonansını, Dünya’ nın manyetosferine uygularsak, gezegenlerin Dünya’nın manyetik alanını doğrudan etkilediğini söyleyebiliriz. Yani, Dünya’nın manyetik alanının gezegenler tarafından etkilenmesi, sadece Güneş fırtınaları yoluyla değil, onların doğrudan manyetosferi etkilemesi yoluyla da olmaktadır. Güneş alanı geometrisindeki gezegenlerin dalga etkisi bu alanı bozarak Güneş’ te şiddetli aktiviteler oluşmasına yol açmaktadır.

Seymour’a göre, Güneş döngülerinde baskın gezegenler Jüpiter ve Satürn’dür.Bu iki gezegen kavuşumu Astrolojik olarak büyük zamanlayıcılar olarak bilinmektedir.Zamanın ruhunu belirlerler ve kavuşumlarındaki element değişimi çok uzun zaman alır. 21 Aralık 2020’de hava grubunun en soğuk tabiatlı burcu Kova’nın başlangıç derecesinde kavuşumları bu nedenle önemli hale geliyor.

Gezegenlerin elektromanyetik enerjilerini, kişisel ve gezegensel biyosferimizde güçlü bir şekilde hissedeceğimiz bu zamanlarda Dünyasal yaşam üzerinde etkin sonuçlar ortaya çıkartabilir,özellikle inatçı soğukları tetikleyebilirler. İnsanların psikolojisini ,enerji alanlarını ve fizyolojisini etkileyebilirler.

Peru’lu şamanlar bu dönemde ortaya çıkan insan modelini “Işıltılı insan“olarak tanımlamışlardır.

Öncelikle zihinsel farkındalık ve gelişim süreci ön plana çıkacaktır ve bilim -teknoloji de bu doğrultuda çalışacaktır .Sonrasında, Plüton’un da Kova’ya geçmesiyle “Street light interference phenomenon” gibi örnekler bile görülebilir. Küresel iklim değişikliklerini hızlandırabileceği, kasırga ve tornadolara sebep olabileceği, volkan patlamalarını ve depremleri tetikleyebileceği, manyetik alanda ani değişimlere yol açabileceği ,elektronik ve haberleşme frekanslarında(uçaklar dahil) arızalara yol açacağı öngörülebilir.

Daha olumlu tahminler arasında göz kamaştırıcı auralar, küresel ısınmayı dengelemek için yeterli küresel soğuma ve gece bulutları daha ön sıralarda gösterilebilir. Çünkü bu dönem Dünya’nın yukarısındaki meteor dumanının buzlanmasını desteklemektedir. Su molekülleri meteor dumanı zerrelerine yapışarak, yüksek irtifa güneş ışığına çarptığında elektrik mavisi parlayan buzlu bulutların içinde toplanır.

Bu kavuşum etkilerine manyetik alanda kayma olasılığını da ekleyebiliriz.

Gezegenimizde ekstra galaktik veya ‘kozmik’ ışınlarla zaten başa çıkarız.Astronotlar ve çok uçan insanlar (örneğin: pilotlar, uçak mürettebatı) onlardan daha fazla etkilenirler. Solar Minimum etkisiyle ve Dünya’nın manyetik alanı azaldıkça, bunlardan daha fazlasını elde edeceğiz.

Metafizik bir mercekten bakıldığında, Güneş ve Gaia’nın bu kozmik rüzgarlara maruz kalan uykusu yankılandığını görüyoruz. Hava olayları ve birçok insan daha farklı hale dönüşebilir. Ancak bu çok çeşitli arkeoastronomik ve mitoopoetik temalardan bazıları üzerinde derinlemesine düşünürseniz, sıra dışı kavrayışlar veya bağlantılar uyandıracaktır.Solar Minimum ve bu gizemli alemden gelen ışın akışı, bariz bozulma potansiyelinin altında doğaüstü bir öneme sahiptir. O büyülü frekansı bulmanızı ve uyumlanmanızı tavsiye ederim.

31 EKİM 2020 :BOĞA BURCUNDA URANÜSYEN MAVİ DOLUNAY

31 Ekim Saat 17.49’da Boğa Burcunun 8.derecesinde Mavi Dolunay’ı deneyimleyeceğiz.Anın yükseleninde yine Boğa Burcunun 10.derecesi bulunuyor.

Mavi Ay Nedir ?

Mavi Ay ,bir takvim ayında yaşanan ikinci dolunay döngüsüne verilen isimdir.Ay’ın sinodik döngüsü 29,5 gündür.Yani aynı döngüyü tekrar görebilmemiz için üzerinden bu sürenin geçmesi gereklidir.Çok nadir sandığımız bu doğal döngü, aslında her iki buçuk senede bir meydana gelir.Sadece Şubat aylarında gözlemlenemez.Her Mavi Ay ,mavi gözlemlenmek durumunda değildir.

Mavi Ay, ilk kez 1883 yılında belirgin bir şekilde görüldü ve kayıtlara geçti. Öte yandan mavi rengine en yakın Mavi Dolunay, 1991 yılında görüntülendi.

Dolunaylar, Astrolojik bakış açısından hasat zamanlarıdır.Bu dönemlerde,Yeniay döngülerinde ektiğimiz tohumların sonuçlarını toplarız.Kadersel etkiler ışığında ,irademiz dahilinde olan ya da olmayan konularda nokta koyma zamanlarıdır.

An haritasına baktığımızda, Ay Boğa Burcunda retro hareketine devam eden Uranüs ile kavuşumda bulunuyor.Aynı zamanda Kaffaljıdhma, Azha ve Hamal yıldızları etkisi altında.Boğa Burcunun yöneticisi Venüs ise Terazi Burcunda transitine devam ediyor.Edasich ve Tureis yıldızları ile etkileşimde bulunuyor.

Duygulardaki gerilim, olumsuz sonuçlar doğuracak anlık tepkiler vermemize neden olabilir. Davranışlarda bir çatışma hali görülebilir. Ay-Uranüs kavuşumu nedeniyle duyguları aniden değiştirecek olaylar meydana gelebilir.Ay ,Boğa Burcunun özellikle bu derecelerinde yücelir.

Sürpriz gelişmeler heyecan uyandırabilir ve yaratıcı fikirler son derece dikkat çekici olabilir. Bir uyanış,aydınlanma yaşayabiliriz.Bu uyanış çok ani olduğundan davranışlarımızda başkaldırı hali görülebilir. Ay’ın duyguları ve kavuşumda bulunduğu Uranüs’ün özgürlüğü vurgulaması nedeniyle gerilim hattı oluşabilir. Yaşamda değişiklikler ilgimizi çekebilir. Marijinal alışkanlıklar ve fikirler oluşabilir.

Boğa arketipinde Ay,bir yandan da duyusal hazlara odaklı bir hal içerisinde bulunur.Bu dönemde ilginç, gelenek dışı, yaratıcı insanlardan hoşlanabiliriz.Terazi Burcundaki Venüs ve etkileşimde olduğu sabit yıldızların etkisiyle,niyetimiz herkesle bütünleşmek,uyumlu ilşkiler kurmak olabilir fakat bu tavırlar flörtöz olarak nitelendirilebilir.Sosyal alanda popülarite kazanabilir ya da ani teklifler,haberler alabiliriz.Bu etkiyle ani kararlar verebiliriz. Burada yegane amaç yaşamımıza sahip olmak,güvende hissetmek ve katkı sağlayan Uranyen etkiyle, duygusal olarak uçlarda gezinmektir.

Aynı zamanda,Terazi Burcunda gerilemesine devam eden Merkür’ün,an haritasında kolektiflerle ve Pallas’a olan karesi, yine ikili ilişki dinamiklerinde kalıp kırmak için mücadele eden bir enerjiyle sarmalanacağımızın altını çiziyor. Dolunay’da etkili olan Kaffaljıhma yıldızı, elimizin kolumuzun bağlanması,yöneticilerin, büyüklerin ya da otorite figürlerinin üzerimizde baskı oluşturması gibi durumları tetikleyebilir. Hamal sabit yıldızının enerjisi,hırslı davranmamıza ve gözükara olmamıza sebebiyet verebilir.

Buradaki ihtiyacın bir başka tezahürünü, Yunanlıların “Agape” tanımlamasıyla açıklayabiliriz.Bu perspektif,radikal bir içgörüyü ya da kişinin kendini gerçekleştirmesini ifade eder,her şeyin tümüyle bir arada işlediğine dair anlık bir aydınlanmayla gelen objektif bir farkındalıktır.Uranüs-Ay etkisiyle başkalarının da aydınlanmasına neden olacak eylemlere imza atabiliriz.Yaşayacağımız farkındalık çerçevesinde,her şeyin birbiriyle bağlantıda olduğunu anlatmak isteyebilir,bütünün daima parçalardan önemli olduğunu vurgulayabiliriz.Geniş gruplar içinde hareket etmek isteyebiliriz.Retro Merkür etkisiyle, bugün ve yarından çok düne yani geçmiş konulara ve kişilere yoğunlaşabiliriz.

Tüm bu göstergelere Azha Yıldızı etkisini de eklediğimizde ilişkiler, evlilikler,ortaklıklar oluşturma isteğimizin artacağını öngörebiliriz.Unutmamız gerekir ki, kendi yetersizliklerimizle, yanlışlarımızla başladığımız ilişkiler uzun vadede mutsuzluk ya da başarısızlıklar getirebilir; işte Azha bunu ifade eder. Kısacası bu süreçte evlilikler, ortaklıklar, şirket birliktelikleri gibi fikirler oluşuyorsa detaylı içsel öngörü yapılmalıdır.Varolan Venüs /Satürn üçgen açısı bu içsel dinamikleri düzenlemede bizlere katkıda bulunacaktır. Merkür şu an objektif çalışmadığından,alacağımız kararların Merkür retrosu sonrasına ertlenmesi ,mental anlamda daha sağlam temellere dayanmasını sağlayacaktır.

Güneş ise “Via combusta”yani “Yanık Yol” üzerinde hareketine devam ediyor. Aynı zamanda Nusakan sabit yıldızı ile etkileşimde bulunuyor.Astroloji’de Yanık Yol diye adlandırdığımız alan, Terazi Burcu’nun 15. derecesi ile Akrep Burcu’nun 15.derecesi arasındaki kısımdır.

“Tarihi bir bakış açısıyla, asırlar öncesine baktığımızda da bu alanın neden kötü bir üne sahip olduğunu anlayabiliriz. Birçok mit ve efsanede geçen afetler, felaketler ve çöküşler Yanık Yol ile bağlantılıdır ve Güneş’in ve Ay’ın Yanık Yol’dayken bu felaketlerin gerçekleştiğine dair görüşler vardır. Bu hikayelerden birisi, Güneş Tanrısı Helios’un oğlu, Phaeton’ın hikayesidir. Phaethon Yunanca “Parlayan” ya da “Parlak” anlamındadır. Phaethon’ın hikayesi mitolojideki en önemli göksel felaketlerden birisidir. Hikayede Titan ve Güneş Tanrısı olan Helios oğlu Phaethon’ın dört atlı arabasını bir günlüğüne sürmesine izin verir. Phaethon yola çıkar ve ateş soluyan 4 attan oluşan arabanın kontrolünü kaybeder, araba ateşler içinde yanarak rotadan çıkar, önce zikzak çizerek göklere yükselir ve büyük bir ihtimalle bu zikzak çizerek tutuşan yol “Yanık Yol” fikrinin kaynaklarından birisidir.”

Akrep Burcundaki Güneş,görünenin arkasındakini ortaya çıkarmak,asıl gerçeğe ulaşmak,hayatın doğal döngülerini kabul etmek,dönüşümü gerçekleştirmek,enerjimizi başkalarından bağımsız düşünmeyerek ve entegre olarak büyük olanla bütünleşmek çabasındadır.Boğa Burcundaki Uranüs ve Ay etkisi ise,maddesel dünyada güvene sahip olmaya ya da para kazanmaya yönelik geleneksel sistemlerden özgürleşme talebidir.Boğa-Akrep karşıtlığı temel olarak huzuru ve güvenceyi sağlama,dönüşüme zorlama ve bu nedenle krize neden olan karşıtlık durumudur.Akrep Burcunun yöneticisi Mars’ın Koç’taki retrosu agresyona neden olacaktır.Bu nedenle ,tüm bu içsel aydınlanmanın dışavurumunu gerçekleştirirken enerji akışımızı kontrol edemeyebiliriz. Tepkilerimiz ,Koç Burcunun ham enerjisi çerçevesinde gelişebilir.Yetenekler ve değerler ile temasın kesilmesi sonrası,aciz duruma düşmemek için başkalarını ve durumları kontrol etmek,yerleşik değerlere karşı çıkıp yerine yenisini koymadığımız için kendimizi tehtid altında hissederek kin,nefret,intikam duygularıyla hareket etmek,insanların zaaflarını ve motivasyonlarını kullanarak kendimize bağımlı kılmak ve onlara ihanet etmek,sırf isyan etmek için değerleri reddetmek,hayatımızdaki insanlardan ve alışkanlıklardan radikal bir şekilde uzaklaşmak gibi davranış biçimlerinden bu dönem uzak durmamız faydalı olacaktır.

Burada öğrenmemiz gereken kaybetme korkusundan özgürleşmek,kendimize özgü değer ve yeteneklerle para kazanma becerisini keşfetmek,krizleri yönetebilme ve sırları çözebilme becerisini geliştirmek,tabu olana dokunmak ve onu arıtıp kendi kişiliğimizle özdeşleştirmek için farklı yöntemler keşfetmek olacaktır.

Güneş ile etkili olan Nusakan yıldızı,yaşama sanatsal bir bakış açısıyla odaklanarak problem çözme becerimizi geliştirebilir.Güneş/Neptün üçgeni de ilahı olana sığınma ,akışta kalma ve sanatsal yeteneklerin detekleyicisi olarak kullanılabilir.Yine Neptün/Jupiter sekstili iç dünyamızı zenginleştimek adına meditasyon gibi enerji çalışmalarını destekleyecektir. Fakat gölge yönleri takip etmeyi seçersek Nusakan;mutluluğun yarım kalması, hayal kırıklıkları, ilişkilerde öfke krizleri hatta bazı durumlarda acı ve hayal kırıklıkları verecektir.

Sağlık olarak ,özellikle kazalar ve kafa bölgesindeki yaralanmalara dikkat etmemiz gereken bir dönemde olacağız.Baş ,diz,diş,kemik ağrıları,tansiyon, taşikardi problemleri görülebilir.Beyin hasarları ortaya çıkabilir,Alzeihmer, hiperaktivite, panik bozukluğu ve alkolizm problemleri olanlar extra zorluklar yaşayabilirler.Boyun bölgesine ait damarlar, omuriliğin boyun bölgesinden çıkan spinal sinirler, gırtlak, tiroid, guatr problemleri nüksedebilir. Yine bu dönem,zehirlenmelere karşı yiyecek-içeceklerde dikkatli olmak yarar sağlayacaktır.Sinir sistemimiz hassas ve dikkatimiz dağınık olabilir. Cerrahi operasyonlardan kesinlikle uzak durmak gerekir.

*Dolunay günü, Boswellia Serrata(Günlük), Adaçayı, okaliptus , yasemin tütsüleri kullanımı ve uygun meditasyon/enerji çalışmaları negatif enerjiden arınmamıza yardımcı olacak, akışta kalmamızı sağlayacaktır. Bunu yapmamızın nedeni; 3.,5.ve 7.enerji merkezini dengede tutabilmek dolayısıyla sağlıklı bir sekizinci enerji merkezine sahip olabilmektir.Yapılması gereken en önemli şey zihinsel aktiviteler yerine, bedenimize odaklanarak topraklanma aktiviteleri yoluyla sinir sistemi ve akupunktur noktalarında aşırı elektrik yükünden kurtulmaktır.

Sekizinci enerji merkezinin asıl kimliği kozmik bilinçaltıdır. Bu merkez ruhun doğmadan önce bu yaşam için verdiği kararı içerir, dolayısıyla burası karardan özgürleşebileceğimiz yerdir. Uranüs varlık seviyesini ifade eder. Bu enerji merkezinin temel amacı, bize özgür bir seçim hakkı oldugunu hatırlatmak, uyanışı sağlamak (Uranyen bilinç) ve sonunda da özgürlüğün yolunu açmaktır.

Sekizinci chakra başımızın 5-6 cm üzerinde yer alır. Sol avucumuzu taç chakranın üzerinde tutarak buranın enerjisini hissedebiliriz. Şaman dünyasında sekizinci chakra Wiracocha olarak bilinir. Gümüş uzay dendiği de olur. Eterik bedenin üst seviyelerinde yer alır ve tamamını yönetir. Yaşadığımız çeşitli hayatlar boyunca gördüğümüz, yaptığımız veya söylediğimiz her şeyin kaydının tutulduğu “Akaşik kayıtlar” bu merkezdedir. Bu kayıtlar hem bu yaşamdaki programlarımızı hem de paralel olasılıkları içerir. Burada, yaşamımızda tekrar eden kalıpların ve içine sıkıştığımız alışkanlıkların düğümlerini çözebilir ve bir çok zihinsel ve fiziksel sorundan kurtulabiliriz. Dolayısıyla geçmişten özgürleşip, pişmanlık duygusundan kurtulabiliriz.

Türkiye Gündemi açısından baktığımızda ;

Chiron ülkemizin onuncu evinde seyrediyor, aynı zamanda Mars da burada retro harekette ve kolektiflere kare açıda bulunuyor.Dış ilişkilerde ,ülke imajına ters düşen konularla ilgili gerginliklerin devam etmesi,iktidara yönelik söylemler gündemde kalacaktır.

Borsa,döviz,sermaye piyasalarında ani hareketler görülebilir.

Kadınlarla ilgili destekleyici durumlar,fikirbirlikleri oluşabilir.

Mecliste bu dönemde alınan kararlar,yapılan konuşmalar tartışılabilir.

Grevler,protestolar,eylemler artabilir.

Bu eylemlerde kadın sanatçıların sesi yüksek çıkabilir.

Gizli konular hakkındaki çarpıcı gerçeklikler kamuoyuna yansıyabilir.

Yangınlar,patlamalar,deprem gibi doğal afetler, özellikle hava ile ilgili meteorolojik olaylar görlebilir.Sivil kargaşa, şiddet ve yasa dışı olayları tetikleyici olabilir.

MERKÜR/GÜNEŞ INFERIOR KAVUŞUMU VE ENERJİ EGZERSİZLERİ

Bugun Merkür ,İstanbul saatiyle 17.34’te Güneş ile tam derece kavuşumda bulunuyor.Kavuşum Akrep Burcunun 2.derecesinde gerçekleşiyor.Bu durum Astrolojide, evrenin açık kapılarından biri olarak betimlenir.

Inferior kavuşum adı verilen bu durum,Merkür retro pozisyondayken gerçekleşir.Bu süreçte Merkür,Dünya ile Güneş’in arasında durup tam hizada yer alacağı için Güneş tarafından gölgelenir.Oluşan bu etki bir tutulma veya yeniay etkisi gibi düşünülür.

Merkür’ün temsil alanındaki fikirler ,düşünceler,ticari girişimler,eğitimler,yayıncılık,yolculuklarla ilgili istekler güçlü bir biçimde açığa çıkar.

Bunun yanında,kavuşumun Akrep Burcunda olması nedeniyle sezgiler,öngörü ,farkındalık,şifalanma gibi konular ön plana alınır.Akrep arketipinde,düşünceyle birebir yüzleşme ve yüzleştirme söz konusudur.Bilincin derinliklerinde saklanan konular,dönüşüm temaları yine Akrep semboliği kapsamındadır.

Gizli saklı gerçekler,kıskançlık,manipülasyon,elde etme ve otorite kurma çabaları,stratejik planları sembolize eden Akrep,Merkür gibi tutum ve davranışları temsil eden bir gezegenle kavuşum yaptığında kendini tüm özellikleriyle ortaya koyar.Bu esnada oldukça karanlık duygular içinde olabilir,gölgeli yanlarımızın farkına varabiliriz.Bunun yanında bizim birer yansımamız olduklarından , çevremizdeki kişilerin de karanlık yanlarını keşfedebiliriz.

Kavuşum anında meditasyon yapmak en büyük ölçekli yararı sağlayacağı gibi yazmak,dilemek,dua etmek,mantraları kullanmak da etkili olacaktır.

Meditasyon ve diğer enerji çalışmaları esnasında ;bergamut,biberiye,lavanta,adaçayı ve okaliptus tütsülerinden birini kullanmanız çalışmanıza fayda sağlayacaktır.

Her enerji çalışmasının öncesinde olduğu gibi topraklanma yapılmalıdır.

NEFES EGZERSİZLERİ VE MEDİTASYON ÖNERİLERİ :

  • Sinir sisteminin genel anlamda arınması (Arındırıcı Ateş Nefesi) :Temel yoga oturuş pozisyonunda oturun ve sağ elinizi midenizin üstüne koyun.(Bu doğru nefes alıp almadığınızı anlamaya yarayacaktır.Doğru nefes aldığınız takdirde nefes alırken mideniz şişer,verdiğinizde ise iner)
  • Burnunuzdan altı kez güçlü nefes alıp verin.
  • Daha sonra yavaş bir nefes alışverişi ile dinlenin ve aynı işlemi iki kez daha tekrar edin.Yani toplamda üç kez olmak üzere altışar güçlü nefes alıp verin.Başlangıçta biraz başınız dönebilir ancak bu beyninize daha fazla oksijen gittiğini gösteren güzel bir işarettir.
  • Sinir sisteminin tam arınması (Yoni Mudra) :Bu nefes egzersizi zihnin berraklaşmasını ve sakinleşmesimi sağlamanın yanı sıra ,endişeyi de ortadan kaldırır.Yoga’da bu egzersiz algıları rahatlatmasıyla bilinir çünkü algılara dışarıdan yön vererek iç sukuneti sağlar.İki varyasyonu olan bu egzersizin en kolay uygulanışı şu şekildedir:
  • Önce baş parmaklarınızla kulaklarınızı tıkayın.İşaret parmaklarınızı göz kapaklarınızın üzerine koyun.Orta parmaklarınızı burun deliklerinizin üzerine yerleştirin.Yüzük ve serçe parmağınızıla dudaklarınıza bastırın.Burun deliklerinizden nefes alın,sonra orta parmağınızla sağ burun deliğinizi kapatın.Bu arada sol burun deliğinizden nefesinizi verin.Sol burun deliğinizden nefes alın,nefesinizi tutun,kısa bir süreliğine iki burun deliğinizi de kapatın,sonra sağ burun deliğinizi açın ve nefesinizi verin.Bunu her iki burun deliği için de altışar kez tekrarlayın.
  • Bandu : Zihininizin ve sinir sisteminizin arınmasının ardından bu güzel ve temiz enerjinin olabildiğince uzun süre enerji sisteminizde kalmasını sağlamak için “Bandu” yapın yani bu enerjiyi yükseltip tamamlayın.
  • Bunun için yoga oturuş pozisyonu alıp ellerinizi uyluklarınıza koyun.Nefes alın,nefes verirken de anüsünüzü ve boğazınızı tıkayıp omuzlarınızı kaldırarak ve başınızı aşağıya eğerek,ellerinizle kendinizi uyluklarınıza kadar itin.Midenizi içeri çekerek ,enerjiyi birinci,ikinci üçüncü,dördüncü,beşinci chakraya kadar sırayla itin.Sonra alacağınız nefesle başınızı kaldırın,omuzlarınızı indirin ,anüsünüzü serbest bırakın ve enerjiyi beşinci chakradan ,altıncı ve yedinci sıralamasına uyarak yükseltin.Bunu üç kez tekrarlayın.

Bu egzersizden sonra, evrenle uyum içinde anlamına gelen “Nam-Myoho-Renge-Kyo”mantrasını tekrar etmeniz önemlidir.

Çünkü bu mantra, beşinci chakrayı arındırmak için kullanılabilecek en iyi mantralardan biridir.Lotus sutra mantrasını boğaz chakrasından söylemeye başladıktan sonra sesinizi üçüncü chakraya kadar alçaltarak Merkür ile Güneş’i (Solar pleksus)bu sesle birbirine bağlayın.

Tüm bu nefes çalışmaları sonrasında evrenin rehberliğini dilerken, aynı zamanda başarmak istediğiniz konuya odaklanın. Neyi halletmek ve hangi konuların sizin için en olumlu şekilde sonuçlanmasını istiyorsunuz? Bunu içinizden en az on iki kere tekrarlayın ve sessiz kalarak gözlerinizi kapatın, uzanma pozisyonunda devam edin. İç sesiniz iletişim halinde kalarak,evrenin size sunduğu vizyonları,sembolleri takip edin.Zira, bu durum en güzel yüzleşme ve arınma şekillerinden biridir.Ayrıca bu yontemle süregelen ve cevabını bulamadığınız negatif enerjinin kaynağını, sorular sorarak /yanıtlar isteyerek bulabilirsiniz.

16 EKİM 2020 : TERAZİ BURCUNDA YENİAY


16 Ekim 2020 saat 22.30’da ,Terazi burcunun 23. Derecesinde bir Yeniay deneyimleyeceğiz . Bu Yeniay, Ay’ın dünyaya en yakın (perigee) geçtiği yerde gerçekleşecek. Yani etkilerini çok daha yüksek etkilerde hissedeceğiz .Anın yükseleninde Yengeç burcunun 10.derecesini görüyoruz.

Yeniaylar güçlü başlangıç etkilerini içlerinde barındırırlar.Antik Mısır’da yeniaylardan sonraki üçüncü gün yani Hilal fazı tohumun toprağa atıldığı zaman olarak belirlenmiştir.Bu dönemde başlatılan işlerin çok verimli sonuçlar alınacağına inanılmıştır.


Yeniay an haritasına baktığımızda ,Terazi burcundaki Ay’ın yöneticisi Venüs’ün ,Başak burcunda ve Neptün ile karşıt açıda bulunduğunu görüyoruz.Bu iki planetin tam karşıtlığının yaşanacağı tarih ise 18 Ekim 2020 olarak karşımıza çıkıyor.

Retro alanında gölgeli günlerinde olan Merkür,Retro Uranüs ile karşıt açıda konumlanıyor.Yükselen Yengeç’in asıl sahibi Ay ise Terazi burcunda ağır planetler ve Mars ile zorlu görünümde bulunuyor.


Terazi burcu,kolektif burçların ilki olduğundan ,zodyağın sosyal farkındalığı temsil eden burcudur.Bu arketipte ana ihtiyaç ilişki kurmaktır.Zira, yeniay haritasında Arcturus ve Spica yıldızları da etkili konumda bulunuyor.Başkaları ile bağ kurma,içsel dengeyi yakalama,en başta benliğimiz hakkında bilgiye ulaşma teması bu yeniayda ana konu olarak ön plana çıkıyor.
Yeniay anındaki enerjiler, kontrol mekanizmamızı revize etmek için de uygun koşulları sağlayabilir.Pasif agresif davranmamız gereken bir dönemde olacağız.Suçluluk duygusu ve sahip olduğumuz ya da olmadığımız şeyler için öfke duymaktan kaçınmalıyız.Sanatsal faaliyetlerde bulunmak yeniay döneminde ruhumuza iyi gelebilir.Sağlığımız hakkında yeni kararlar alabiliriz.Yeni beslenme ,tedavi şekilleri denemek isteyebiliriz.Fakat başlamak için 5 Kasım sonrası daha olumlu bir dönem olacaktır.Anne figürü ,kadın figürler ve ebeveyn olmak ile ilgili konular gündemimizi meşgul edebilir.


Yine Venüs’e baktığımızda, Başak burcunda transitine devam ettiğini görüyoruz.Venüs,Başak burcunda pek de rahat ettiği bir pozisyonda değildir.Daha materyalist ve rasyonel bir bakış açısına sahip olduğundan,Venüs’ün asıl temsil alanıyla pek de uyuşmaz.Fakat ,özellikle ikili ilişkilerde kendisini hizmet etmek,yarar sağlayarak gösterme ihtiyacı içine girer.


Aynı zamanda Venüs burada Balık burcundaki Neptün ile karşıt açıda bulunuyor.Venüs, Neptün ile karşıt açı yaptığında özellikle istekler ve ilişkilerimiz üzerine yansıyan kafa karıştırıcı, gerçeklik algısından uzaklaştıran, hayal gücünün zaaflarının devrede olabileceği etkiler altında olmaya başlarız.

Ortaya çıkabilecek olan duygusal aşırılıklar; istekler, arzular ve aranılan güven, konfor, huzur üzerinde fazlasıyla beklentili yada fazlasıyla fedakarlık yapmaya yönelik durumlar yaratmakta olur. Gerçek olabilmekten uzak istekler içine girmek ve kişisel hareket tarzını bu yanıltıcılık barındırabilecek olan arzulara, taleplere göre yönlendirmeye çalışmak aldatıcı, yanıltıcı bir hareket tarzı oluşturur.


18 Ekim günü kesinleşecek Venüs/Neptün karşıtlığının içinde bulunduğumuz süreci, hayal gücünün öne çıktığı, duygusal karışıklıklar yaşayan, gerçeklik algısının kaybedilebilindiği bir süreç haline getirebileceğini bilerek değerlendirmek ve hem kendi isteklerimize hemde karşılıklı ilişki içerisinde edindiğimiz role karşı gerçekçi tarafımızı kaybetmeden bakabilmemiz faydalı olacaktır.


Bu açılanma manevi inançlar konusunda da belirleyici bir rol üstlendiğinden ,ilişkiyi ya da herhangi bir dünyevi zevkten feragat etmeyi ,bağışlanmaya giden yolda feda edilmesi gereken bir şey olarak görebiliriz.Yeniay’daki bu açılanma etkisiyle, ebeveynler tarafından aktarılan ve filtresiz olarak bilinçaltımızda idealize ettiğimiz sevgi,aşk gibi Venüsyen temaların hatalı kodlarını bulabiliriz.


Süregelen Merkür retrosu ve Uranüs ile iki kez daha tekrar edeceği karşıt açıları ,ilişkilerdeki yanlışları gözle görülecek şekle getirebilir ve bizleri Neptünyen yanılgılardan özgürleştirip,üst plandan bakmamızı sağlayabilir.
İçsel farkındalık ile bakmaya çalıştığımızda hayaller ve gerçekler arasında gereken köprüyü kurabilmemizi sağlamaya çalışan görünümler; mükemmelliyetçilik peşinde arzulardan, fazlasıyla gerçekçi olmak adına aşk yada sevgi duygusunu arka plana atmış, kaybetmiş yada değersizleştirmiş hayat görüşünden uzaklaşmak ve yeni bir denge kurmanın zorlayan yaratıcılığı taşıyor. Olayları ve duygu durumumuzu doğru değerlendirebiliyor olmak ile biz de kendimize bir de bu açıdan bakabiliriz.Venüs’ün Uranüs ve Jupiter-Satürn-Plüton ile ile olan üçgeni bu konulara farkındalıkla yaklaşmamızı ve dönüştürmemizi kolaylaştırabilir.


Enerjilere daha yakından baktığımızda, şu sıralar yöneticisi olduğu Koç burcunda retroda bulunan Mars’ın yeniaya kare açıda olduğunu görüyoruz.

Koç,Sigmund Freud’un id veya libido (fiziksel enerji)dediği şeyi anlatmaktadır.Burada göreceli olarak ham ve ilkel bir enerjinin varlığı söz konusudur.Koç enerjisi bireyselliği önemli ölçüde ortaya koyar.Girişimde bulunmak,aniden harekete geçmek,egosantrik davranmak bu dönemlerde öne çıkan davranış kalıplarındandır.Çünkü Koç burcunun güdüsel ihtiyaçları arasında hayatta kalma,olma ve otonomi vardır.Koç,benliğin ayrı bir varlık olarak doğuşunu ifade eder.Henüz ayrı bir benlik algısı ve diğerlerinden belirgin bir kimlik farkı olmasa da,özerk bir varlık olarak yaşamda varolma arzusu güçlüdür.Bu prensip bir yandan işbirliği (Terazi)ile doğrudan zıttır.Bekleme, plan yapma,hayal kırıklıklarına katlanma ve sabretme kapasitesi düşüktür.Tahammülsüzlük Marsiyen bir ruh halidir.

Dolayısıyla dürtüsel olarak eyleme geçme ihtiyacımız yeniay etkileriyle artacaktır.

Mars’ın ağır planetlere yaptığı kare açı nedeniyle otorite figürleriyle,yaşamlarımızdaki kuralları belirleyen ya da üzerimizde baskı kuran figürlerle zorlanmalar yaşayabiliriz.


Gölgeli Merkür,mental olarak bizleri zorlamaya devam etse de an haritasında ,Merkür ile Neptün arasında şanslı bir üçgen açı mevcut.Bu açı iletişimde sezgilerin ön plana çıkacağını göstermekte.

Zihinsel fonksiyonlarımız hayallere ve ideallere odaklanarak; hayal gücü ve yaratıcılığı vurgulayabilir.
Bu şansı yakalamak için derin katmanları araştırıp, orada karşılaşılan materyali anlayışla, kabullenicilikle, merhametle iyileştirmek ve kimliğe tekrar entegre ederek dönüşmek gerekir.Bu açıyla içten gelen düşüncelerle temas kurmamızın önü açılacaktır.


Bu açı altında bilinçli akıl (Merkür), rüyalar, vizyonlar ve sezgi kanalıyla kolektif bilinçdışıyla temas kurabilir. Bu sebeple bu dönemde rüyalara ve iç imgeleme özellikle dikkat etmek gerekir.


Bu transit altında, kolektif bilinçdışının arketipleriyle iletişim kurmak ve bunların işaret ettiği yöne doğru iç sesi dinlemek, benlik bilinci geliştirmek ve benliği aşmak için çok faydalı olacaktır.


Neptün Merkür birlikteliğinin bir başka şansı, ilahi sözleri güçlü bir enerjiyle gündeme getirmesidir. Bu açı aktifken dua çalışmaları ve mantralar oldukça kuvvetli geri dönüşler verecektir.


Neptün’ün Merkür’e olan açısı, hayal gücünü ve yaratıcılığı artıracaktır. Bu açının da verimli kullanımı sanat faaliyetiyle meşgul olmaktır. Bu süreçten olumlu istifade etmek istiyorsak iletişim kanallarınızı açmalı, egoyu aşıp kolektifle bağlantı kurmalıyız. Haritada bulunan Neptün/Jupiter ve Neptün/Plüton sextil açıları da bu duruma katkı sağlayan faktörler .

Sağlık etkilerine baktığımızda,böbrek,apandisit,fıtık problemleri,bel sorunları,yumurtalık iltihapları oluşabilir.

Bu problemlerin çözümü için, Sakral chakra ya da diğer ismiyle Svadhistana’yı dengeleyecek enerji çalışmalarında bulunmamız uygun olacaktır.


Enerji merkezindeki dengesizliğin en önemli göstergesi kıskançlıktır.Yeniay haritasındaki Jupiter karesini de hesaba kattığımızda bu merkezdeki enerji akışının bozulacağını ,bir duyguya aşırı bağlılık ve sonucunda tatminsizlik ve kıskançlık yaşayacağımızı öngörebiliriz.

İmrenmek de ikinci enerji chakrasındaki sorunların bir diğer göstergesidir.Bu sürekli olarak daha iyisi olabileceği düşüncemizden tatmin olma duygusuna ulaşamadığımızı,sürekli kıyas halinde olabileceğimizi açıklar.


İkinci ve altıncı chakralar arasındaki döngünün dengelenememesinden dolayı kendi elimizdekilerle asla mutlu olamaz,başkalarının hayatlarını irdelemeye başlarız.Burada dualite büyük bir sorundur.Aşılabildiğinde misyonu olan birliğe ulaşılabilir.Duygular su,akış ve hareket ile ilgilidir.Dolayısıyla bir duyguya takılı kaldığımızda,bedenimizdeki ilgili yerlerde kramplar,gerginlikler ve arızalar oluşması olasıdır.


Bir diğer etki olarak bu enerji alanında blokajlar olduğunda,diğer insanlar ile iletişim becerilerimiz zayıflar,sürekli yargılanıyormuş,hatalarımız vurgulanıyormuş gibi hissedebiliriz.


Şükran (Venüs’ün Sanskritçedeki karşılığı teşekkür anlamına gelen shukra kelimesidir.Burada ise anahtar kelimedir.İkinci enerji merkezinin dengede olması için gerekli histir.


Venüs’e yönelik enerji egzersizlerinde su elementi ile çalıştığımız ve okyanusta bir dalgaya benzediğimiz için teslimiyet hissini deneyimleriz.


Bu chakra için bakır ve özellikle Ay Taşı kullanmak fayda gösterecektir.

Notası RE, Mantrası VAM,Rengi Turuncu ,Aroması Ylang-ylang ve Sandal ağacı,Yoga şekli Tantra Yoga’dır.


*Bu dönem oluşan venüs -neptün karşıtlığı yiyecek-içeceklerle alakalı zehirlenmeleri gündeme getirebilir.Bağımlılıklarımızı (yeme-içme vb.) farketmek için uygun bir süreç olabilir.


Yeniay’a Türkiye ve Dünya gündemi açısından bakacak olursak ;


Ülkemizin Azerbaycan-Ermenistan’ı ilgilendiren askeri sürecin arabuluculuğuna dâhil olması söz konusu olabilir.

Bu uzlaşma çabasında sonuçsuz kalınabilir.Savaş etiği konuşulabilir.


İktidar ve muhalefet kanadında fikir çatışmaları gündeme gelebilir.Ego savaşları görülebilir.

Enfekte hasta sayısında artışlar gözle görülür hale gelebilir.


Örgün öğretimle ilgili alınan karar değiştirilebilir.


Sanatçılar,eğlence sektörü,yeme-içme alanlarıyla alakalı toplumu ilgilendiren, tepki çeken gündemler oluşabilir.

Kadın cinayetlerine yenileri eklenebilir.


Kadın,çocukları ilgilendiren konular tekrar konuşulabilir.

Çocuk cinayeti, taciz vb. haberler ve alınan kararlar tekrar üst sıralara yerleşebilir.Bu konudaki tepkiler,eylemler artabilir.


Döviz kuru ve borsada hareketlilikler meydana gelebilir.


Sosyal medya,iletişimi ilgilendiren platformlarda arıza,sorun, kısıtlamalar oluşabilir.Yeni girişimler gündeme gelebilir.


Çiftlik,mahsül,üretim ,mesire alanları,gayrimenkul konuları ve bunlarla ilgili yeni sistemler gündeme gelebilir.Bu bölgelerde yangınlar oluşabilir.


Mahkemeler,yargı mercileri,akademik konular,ülke mirasları ve doğal miraslar ile ilgili konular kapsamında mecliste tartışmalı ve kısıtlayıcı yeni kararlar alınabilir.

Yer altı kaynaklarının kullanımı konuşulabilir.

Doğal afet riski artabilir.

MERKÜR RETROSU BAŞLIYOR :28 EKİM-5 KASIM 2020

2020’nin son Merkür Retrosu öncesindeki durağan günlerini deneyimlemeye başladık. Bir planetin durağan (S) günleri ,retro döneminden daha güçlü etkiler ortaya çıkarır.Merkür, retroya başladığında ise 11 derece Akrep ile 26 derece Terazi burçları arasında gerileyecek.

Merkür Astrolojide; iletişim, hitabet, yazılı -sözlü anlaşmalar, elektronik aletler,el becerileri, ticaret vb. konularla ilgili bulunur.Retro dönemlerinde gölge özelliklerini daha fazla yansıtır.

Retro süreci içerisinde iletişimde problemler çıkarabilir, elektronik aletler bozulabilir, günlük yaşamda kullandığımız gereçlerde problemler ,sosyal ağlarda ve iletişim kanallarında (mail vb.)karışıklıklar ve öğrenme sorunları yaşayabiliriz.Kafa karışıklarımızın oluşması olağandır. Özellikle disleksi problemi olanlar bu dönemde ekstra güçlük yaşayabilirler.

Akrep, temsil alanı dolayısıyla finansal konularla da doğrudan bağdaşır.Bu nedenle ödemesi gecikmiş borçlar ya da ödenen borçların oluşacak karışıklıkla tekrar karşımıza çıkması olasıdır. Finansal meseleler ya da temellendirilmiş finansal fikirler tekrar gündeme gelebilir.Evraklar bu dönemde iki kere incelenmeli,yeni bir girişim için imzadan uzak durulmalıdır.

Retro döneminin en belirgin özelliği, takıntılı bir ruh hali olabilir.Bu takıntılı ruh halini odak dağıtarak değiştirmek büyük önem arz edecektir.Eşzamanlı olarak devam eden Mars Retrosu’nu da hesaba kattığımızda enerjimizde büyük düşüşler yaşayabiliriz.Akrep,ölüm ve dönüşüm konularıyla doğrudan ilintili bir burç olduğundan yaşadığımız takıntılı ruh halinin temelinde ölüm ve hiç olma korkusunu gösterebiliriz.Egoyu temsil eden Güneş’in, gölgeli günlerde gerçekleştirdiği Mars-Saturn-Plüton karelerinin ve 14 Ekim’ den sonra iki kez daha tekrar edecek olan Merkür-Uranüs karşıtlığının da retronun doğasına katkısıyla manipülatif, kısıtlamalar getiren ve sadece kendi isteklerimizi gerçekleştirmek isteyen bir tutum içerisinde olabiliriz. Başkalarına baskı kurarak var olmaya çalışabiliriz.Merkür’ün sağır burç olarak kabul edilen bu Akrep’teki retro sürecinde karşımızdakilerle iletişimde kalmak istemeyebiliriz. Bedensel ve mental sağlığımız hassas olacağından, dikkatli olmamız faydalı olacaktır.

Merkür Akrep’in ,Uranüs karşıtlığı  etkisinde bulunduğu zaman dilimlerinde sonucunu düşünmeden yapılan ani hareketlere , sakarlıklara, ağızdan çıkan kelimelere dikkat etmemiz gerekir.Bir şeyleri elde etmek,kendi özgürlük alanımızı yaratmak adına eyleme geçerken, kendimizi kaybebetmemek için çabalarken de bulabiliriz.

Merkür Akrep, bütünleşme yaşayamadığı takdirde mevcut düzene tehtid olarak gördüğü her şeyi kontrol etme arzusu duyar.Böylelikle kontrol edilen nesnenin başkaldırı potansiyeli pahasına sahte bir bütünlük elde ettiği yanılsamasına düşer.

Retro döneminde karşılaştığımız her olayın altında dönüştürülmesi gereken bir durum olduğunu unutmamamız gerekir.Dönüşüm konusuna yaklaşımımızı yine bu dönemde olaylara karşı takındığımız tutumdan anlayabiliriz.Bu dönem,olumlu kullanımında harikulade bir farkındalık kazanma sürecine çevrilebilir.Yasak,tabu,tehlikeli konulara yaklaşımımızı daha belirgin hale getirebiliriz.

Kıskançlık,hırs,nefret,düşmanlık,kindarlık,hiddet gibi acı verici ve yıkıcı duygularla nasıl baş edebiliriz?Bu konularda çıkarımız nedir ve bunlarla nasıl bağdaşabiliriz? Kendimizi nasıl kontrol altına alıp ,bu tip toksik duygulardan kurtulabiliriz ve yeni bir ben yaratabiliriz? gibi tüm soruların cevaplarını yine bu dönemde yapacağımız akılcı gözlemler ve çıkarımlar sonucunda bulabiliriz.

 Retro döneminde ilişkilerde de zorluk yaşayabiliriz.Merkür retrosu “Yansıtmalı özdeşim”prensibini gündeme getirecektir.

İçimizde taşıdığımız travmalar retro süreci Terazi’ye geçtiğinde partnerin doğasında vücut bulabilir ve dile getirilebilir.Güveni ve partnere yansıtılmayı engelleyen psikolojik konularda bazı mücadeleler söz konusu olabilir.Merkür’ün gölge yanlarından korunmanın anahtarları”empati yapmak” olacaktır.

Retro dönemi süregelen duygusal ilişkilerle sınırlı kalmayabilir.Kriz durumları,dönüşüm ve maddi bağlar içeren ilişkiler için de geçerli olabilir.Aynı zamanda şifa süreçleri içeren ilişkiler,mali konularda iletişimde olduğumuz kişiler,ölüm ve tehlike temaları ile ilgili konular ve kişiler,vergi,miras,borç,yatırım konularıyla ilgili bağlantılı gündemler oluşabilir. Biten ilişkiler, evlilikler, ortaklıklardaki sürtüşmeli, mahkemelik konular tekrar gündeme gelebilir.

Retro dönemlerinde yaşanan zaman genişlemesi nedeniyle , zamanın daha yavaş aktığını hissedebiliriz.Yeni ilişkiye başlamak,eski bir ilişkiyi tekrar denemek için atılımda bulunmak, evlenmek ya da herhangi bağlayıcı bir söz vermek için uygun süreç değildir.Bu dönemde, maddenin doğası ve psikolojiye dair okumalar ve araştırmalar yapabilir ,psişik ve ölüm sonrası deneyimler ile ilgili konularla çekilebiliriz.

KOÇ BURCUNDA DOLUNAY:SAVAŞ VE BARIŞ

2 Ekim 2020 saat 00:05’te Koç burcunun 9. derecesinde bir dolunay deneyimleyeceğiz.An haritasında yükselende Yengeç burcunun 16. derecesini görüyoruz.Dolunayda,yükselende Sirius ve Castor yıldızları etkili olurken,Ay Algenib ve Güneş Diadem yıldızlarıyla birlikte bulunacak.

Ekim ayı içerisinde iki dolunay deneyimleyeceğiz.Bunların ilki 2 Ekim ,diğeri ise 31 Ekim’de meydana gelecek.Bir ay içerisinde iki dolunayın gerçekleşmesi nedeniyle ,31 Ekim dolunayını “Mavi Ay ya da Mavi Dolunay”olarak isimlendireceğiz.

Aynı zamanda an haritasında dolunayı,Satürn ve retro Plüton ile kare açı içinde görüyoruz. Jüpiter 17 derecede bulunarak,açı etkileşimine orb derecesi bakımından daha uzak konumlanıyor. Bu kare açı görünümü, geriye dönük düzenlemeler, yapılması gereken işlerin tekrar tasnif edilmesi gibi durumları oluştururken, bir taraftan da ilişkiler açısından temelde yatan durumların dolunay enerjisiyle ortaya çıkmasına yardım ederek,tekrar gözden geçirilmesine imkan sağlıyor. Bu nedenle, ilişkiler ve işler açısından kritik kararların alınacağı bir süreç olacağını söyleyebiliriz.

Bir süre evvel Retrodan direkt harekete dönen Satürn, ileriye dönük işleri ve bir takım durumların belirlenmesini ifade ediyor fakat mevcut açılar altında da geçmişe dönük halledilmesi gereken karmik durumlar söz konusu olabilir. 28-29 Eylül tarihlerinde yaşamlarımızda dönüşüm rüzgarlarının eseceğini öngörebiliriz.

Dolunaylar, özellikle ilişkilerdeki durumları objektif bir şekilde anlamak bakımından önemlidirler. Koç ve Terazi aksında gerçekleşen dolunaylar bu nedenle daha fazla önem teşkil ederler.

Koç enerjisi bireyselliği önemli ölçüde ortaya koyar.Girişimde bulunmak,aniden harekete geçmek,egosantrik davranmak bu dönemlerde öne çıkan davranış kalıplarındandır.Çünkü Koç burcunun güdüsel ihtiyaçları arasında hayatta kalma,olma ve otonomi vardır.Koç,benliğin ayrı bir varlık olarak doğuşunu ifade eder.Henüz ayrı bir benlik algısı ve diğerlerinden belirgin bir kimlik farkı olmasa da,özerk bir varlık olarak yaşamda varolma arzusu güçlüdür.Bu prensip bir yandan işbirliği (Terazi)ile doğrudan zıttır.Bekleme, plan yapma,hayal kırıklıklarına katlanma ve sabretme kapasitesi düşüktür.Tahammülsüzlük Marsiyen bir ruh halidir.Koç,Sigmund Freud’un id veya libido (fiziksel enerji)dediği şeyi anlatmaktadır.Burada göreceli olarak ham ve ilkel bir enerjinin varlığı söz konusudur.Kısaca Koç enerjisini ,Latince bir deyiş olan “nunc aut nunquam” (ya şimdi ya hiçbir zaman) ile tanımlayabiliriz.

Terazi ise daha çok biz kavramı ile ilgilidir. Burada daha sosyal gruplar içinde,iyi bir iletişim diliyle ve en önemlisi politik hareket etmek söz konusudur.

Terazi,kolektif burçların ilki olduğundan,zodyağın sosyal farkındalığı temsil eden burcudur.I Ching’de şöyle bir ifade yer almaktadır : “İlişkide olmanın ana ilkesi olan şefkat,dünya üzerindeki tüm ilişkilerdeki en önemli şeydir.”Terazi burcunun ana ilkelerinden biri de insanları konuşturarak ilişki içine çekmektir.Terazi davranış kurallarını önemser.Terazi dürtüleri bir tür sosyal düzenleyici gibidir,farklılıkları törpüler ve arabuluculuk sağlar. Tartarak ve kıyaslayarak hareket eder ve buna göre bir tutum sergiler. Değerlere göre bir tavır ve tutum içindedir.Farkındalığı yüksek oladuğu için dinamiklerin pürüzsüz ve uyumlu çalışmasını sağlar. Koç burcunda böyle bir strateji ve ihtiyatlılık yoktur. Direkt hareketler, kararlılık ve benliğin sesi söz konusudur. Terazi,enerjisel olarak kendine karşı kayıtsız kalır,tarafsız ve önyargısızdır.Ancak konunun her iki yanını da görebilme kabiliyeti olduğundan bazı durumlarda kararsız ve zayıf kalmakla ilintilidir.Kişilikteki aşırı uyum ,etkileşim sistemini dengeleme çabasıyla karşısında olanı aşırı saldırgan olmaya itebilir.

An haritasında ,Koç burcunun yöneticisi Mars Koç burcunda retro harekette bulunuyor ve sert açılara sahip. Terazinin yöneticisi Venüs, Aslan burcunun son derecelerinde görünüyor ve Mars ile uyumlu açısı bir açıdan uzlaşıyı ön plana çıkarıyor.

Mars ve Venüs’ün uyumlu birleşimi, sevgi paylaşımında kendini ortaya koyma fırsatı sunar. Bu etki altında sevdiğimiz şeyler için harekete geçebilir, mücadele edebiliriz. Arzuladığımız şeyleri kendimize çekebiliriz. Aşk için harekete geçme ve enerji harcama isteğimiz uyanabilir.

Fakat, bu zaman sürecinde Mars’ın sesi daha çok geriye dönük konular ile ilgili bir takım engeller getirebilir. Koşullar dürtüsel bakımdan daha yavaşlatıcı, düzenlenmeye ve törpülenmeye dönük bir zamanı da işaret edebilir.Mars, özellikle retro dönemlerinde daha çok içe dönen veya yanlış kullanılan enerji ile alakalı bulunur.Dolayısıyla içsel dengeyi yakalamak ekstra zorlaşabilir.Mars’ın retro konumda olması ve kolektif gezegen Satürn ve retro Plüton’a kare açısından dolayı ilişkilerde eyleme geçmek,bir şeyleri netleştirmekte kısıtlamalar ,engeller veya saplantılar oluşabilir.

Venüs, Aslan burcunda daha dışa dönük bir enerjiyle yani yang enerji olarak çalışacaktır.Kendimizi olduğumuz en iyi biçimde ortaya koymamız,sürekli kendimiz ile ilgilenme arzumuz ve kendimizi dış dünyaya kanıtlama isteğimizin tavan yapması olasıdır.Tüm bunlardan da anlaşılacağı gibi, ikili ilişkilerde hareretli ve bir o kadar da mücadele enerjisinin etkili olduğu bir dönem deneyimleyeceğiz. Fakat ,burada yine en büyük savaşı kendimizle vereceğiz.Çünkü eylemlerimiz bizi tıpkı bir projeskiyondan yansır gibi etkileyecek .

7 Ekimden itibaren başlayıp, 8 Ekim’in ilk saati içinde yani gece 12:00 civarı Akrep burcunda ilerleyen Merkür’ün ,Boğa burcunda retro hareketine devam eden Uranüs ile karşıt konuma doğru geleceğini ve yüksek etkilerde bulunacağını öngörebiliriz.

Merkür Akrep’in ,Uranüs karşıtlığı etkisinde bulunduğu zaman dilimlerinde sonucunu düşünmeden yapılan ani hareketlere , sakarlıklara, teknolojik kazalara, hava olaylarına, ağızdan çıkan kelimelere,manipülasyona dikkat etmek gerekir.Bir şeyleri elde etmek,kendi özgürlük alanımızı yaratmak adına eyleme geçerken, kendimizi diğer insanları iğnelerken ve kontrolü kaybebetmemek için çabalarken de bulabiliriz.Merkür Akrep, bütünleşme yaşayamadığı takdirde mevcut düzene tehtid olarak gördüğü her şeyi kontrol etme arzusu duyar.Böylelikle kontrol edilen nesnenin başkaldırı potansiyeli pahasına sahte bir bütünlük elde edilir.

Tekrar eden Uranüs karşıtlığını hesaba kattığımızda ,yine Sigmund Freud’un Thanatos kavramı ortaya çıkabilir.Thanatos,kişinin kendi kendini mahveden davranışlarını anlatan bir kavramdır.Enerjisel olarak,üzerinde güç sahibi olduklarımızla bütünleşmeyi ve böylelikle zihinsel ölümle dönüşümü anlatır.Gölgemize entegre oluruz.Bu sürece karşı koyan yanımız kişiliğin bilinçli yanı,yani egodur. Akrep kendini aşağıya çeken şeylere muhalif olduğundan düzeni bozar ve bunların kuyusunu kazar.Böylelikle egonun bağımsızlığına karşı atakta bulunur.Kendi karanlığımızı kucaklamaya hazır değilsek benlik ile gölge arasındaki ayrım asla çözümlenemez.İçsel korkular yansıtılıp bir dış tehtidin yerini aldığında karşımıza “paranoyak savunma davranışı”çıkar.

Diğer taraftan maddi ekonomik, banka kredileri, kazançlar ile ilgili konularda ani gelişmeler olabilir.Planladığımız şeylerin yolunda gitmemesi durumuna karşı hazırlıklı davranmamız önem teşkil edecektir.Hava ile ilgil

14 Ekim’de Merkür Akrep burcunda geri hareketine başlayacak. Bunun anlamı, retro hareketten ötürü Uranüs Boğa karşıt açısının iki defa daha gerçekleşecek olmasıdır.

Ayrıca 14 Ekim günü ilk saatlerde Koç burcunda retro yapan Mars ile  Güneş Terazi konumu karşıt açı yapacak. Yine ilişkilerden yana karmik ve önemli bir zamanlama olacak. Bireysel hareket etmek ile kolektif alanda eyleme geçmek arasındaki seçimler, mahkemelik konular, karmik hesaplar gündeme gelebilir. 

Anın yükseleninde bulunan Yengeç burcu,vatan,millet,güvenlik,milliyetçilik,aile,kadın ve annelik konularına atıfta bulunuyor.Aile içi konularda birikmiş öfkenin açığa çıkması,hasır altı edilmiş olayların tekrar konuşulması ve ilişkilerin stabilitesini değiştirecek olaylara sebebiyet verebilir.Bu nedenle dürtüsel davranışlardan oldukça uzak durmakta yarar olacaktır.Yükselen derecesinde Sirius ve Castor yıldızlarının etkisini görmekteyiz.Sirius küçük adımların büyük sonuçlar doğurması,öfke,zenginlik,ün,gururla doğrudan bağlantılıdır.Castor yıldızı ise,yeni fikirlerle,yazmakla ve araştımakla ilgilidir.Dolayısıyla eylemlerimizde bu yıldızların etkilerini de gözlemleyebiliriz.Dolunay sırasında Ay Algenib,Güneş ise Diadem yıldızıyla kavuşumda olacak.Algenib iftiraları,yanlış anlaşılmaları,şiddeti ve talihsizlikleri işaret eder.Diadem ise kolektif konular için kendini feda etme,isteklerinden vazgeçme ile ilişkilidir.Bu sabit yıldızlar da dolunay enerjisinde etkili rol üstleneceklerdir.

Dolunaya Türkiye gündemi açısından baktığımızda ise ;

Koç Dolunayı, Türkiye Astroloji haritasında onuncu ve dördüncü ev aksında gerçekleşiyor.

Onuncu ev iktidar partisi ile ilgili özellikle ve genel olarak da Türkiye’nin uluslararası statüsünü temsil eder. Dördüncü ev ise muhalefet partisi kanadını temsil ediyor.İktidar partisinin bir takım icraatları muhalefet tarafından eleştirilebilir.Siyasi arenada geriye dönük konularla ilgili durumlar tekrar ön plana çıkabilir.

Koç yöneticisi Retro konumdaki Mars’ın, Oğlak’taki Satürn ve Retro Plüton ile kare açısı müttefikler, ortaklar ile ilgili konularda geriye dönük düzenlenmesi gereken durumları yine gündeme getirecektir. Anlaşmalar ile ilgili konular önem arz edebilir.Müttefik ülkelerde savaş enerjisi gözle görülür hale gelebilir.

Doğal afet, hava durumu ilgili ani durumlar (Yıldırım, hortum, dolu vb.) ve yangın riski artabilir.

Yine ülkemizin natal hatasının Mars /Plüton karesinde aldığı etkiler neticesinde patlamalar meydana gelebilir.

Aslan burcundaki Venüs, Türkiye Astroloji haritasının ikinci evinde ilerliyor ve ekonomik anlamda daha akılcı politikalar ve girişimler konusunu devam ettirecektir.Ani gelişecek ekonomik düzenlemeler,planlar bu dönemde açıklanabilir.

Venüs Başak Burcuna geçtiğinde, Türkiye Astroloji haritasının üçüncü evine yerleşecek ve burada özellikle yolculuklar, taşımacılık sektörü, medya, yurt dışı bağlantılı işler,akademisyenler,mahkemeler, eğitim konuları ile ilgili durumlar ön plana çıkabilir ve sağlık konusu da bunlarla birlikte gündeme gelebilir. 

Bununla beraber Merkür ve Uranüs konuları olan İletişim, elektrik, elektronik, teknoloji, internet ve sosyal ağları ilgilendiren konular da ön plana çıkabilir. Kesintiler ve ani durumlar oluşabilir.

Amerika haritasına baktığımızda, başkan Trump zorlu durumlar yaşayabilir.Hakkında spekülasyonlar türetilebilir.

WordPress.com ile böyle bir site tasarlayın
Başlayın