DIANA FRANCES SPENCER NATAL HARİTA ANALİZİ & ASTROPSİKOLOJİK ÇÖZÜMLEME

Galler Prensesi’nin haritasında Güneş yedinci evde ve Yengeç Burcunda yer alıyor.Bu onun çok hassas,kırılgan,içe dönük ,insan kavramını ön planda tutan,merhametli aynı zamanda anaç biri olduğunu gösteriyor.

Güneş haritalarımızda varoluş enerjimizin yanı sıra ,seçeceğimiz mesleklerimiz hakkında bilgi sahibi olmamızı sağlar.Anaç doğası neticesinde evliliğinden önceki yıllarda çocuk bakım evleri ,kreşlerde gönüllü olarak çalışıyor.Buradaki konumlanmanın, onuncu evindeki Neptün’e trine yapması meslek seçimindeki güdüsel eğilimi tam anlamıyla açıklıyor.Yine kraliyet bünyesinde de insan temelli olarak çalışıyor ve sağlık yardımı başta olmak üzere bir çok konuda gönüllü elçiliklerde bulunuyor.Ayrıca Akrepteki Neptün nedeniyle bu konuyu içselleştiriyor ve yine onuncu ev etkisiyle bunu dış dünyaya yansıttığı kimlik olarak benimsiyor.

Güneş, yedinci evinde ikamet ettiğinden kendini yaşam sahnesinde evliliğiyle ortaya koyacağını gösteriyor.Güneş, Aslan Burcunun asıl yöneticisi olduğundan kraliyeti de temsil ediyor ve Diana kraliyet evliliği yapıyor.Yedinci ev ,idealize ettiğimiz evlilik anlayışını da anlattığından ,küçük yaşlardan beri zaten bu evliliğin hayalini kurmasına neden oluyor.

Yengeç Merkür’ünün retro olması nedeniyle utangaç davranarak ve toplum içinde konuşmaktan kaçınarak , aile veya arkadaş ortamlarında, sevdiği ve güvendiği insanların yanındayken açılıp, fikirlerini paylaşmaktan hoşlanıyor.Evliliği ,Yengeç burcunun ait olmayı seven ,güven isteyen yapısı dolayısıyla tam olarak böyle bir kurum olarak hayal ediyor.

Retro Merkür,Güneş’le(Yengeçte) kavuşumda olduğundan yanık durumda.Zihni ve düşünceleri evliliği neticesinde gölgede kalıyor.Retro Merkür,isteklerini dile getirmek ve anlatmak adına onu pasif bırakıyor.Yine yedinci ev yerleşiminden dolayı idealize ettiği ,üzerinden kendini kanıtlamak istediği evlilik müessesesi iletişimin kısıtlanmasıyla zorlu bir kuruma dönüşüyor.Sağlık evinde bulunan İkizler Burcu’nun yöneticisi Merkür’ün ,Güneşin yanında yanık pozisyonda kalması ,bilinçaltında bastırılan duyguların neticesi olarak , psikosomatik kökenli (bulimia,anoreksiya nervoza) rahatsızlıkların tetiklenmesine yol açıyor.Ayrıca evlilik evindeki Güneş/Merkür’ün ,Venüs’e (Boğa) yaptığı minor açı eş tarafından( yeme içme,dünyevi zevkler vb.)eleştiriye maruz kaldığını gösteriyor.Bilindiği üzere, Diana hastalığının başlangıcını anlatırken Charles tarafından kilolu bulunduğu ve bu nedenle yemek yeme eylemiyle uzun süre barışamadığını ,yediği zaman ise çok yiyerek hemen istifra ettiğini söylüyordu.

Problemlerin köküne inmekte zorlanıyor çünkü esas problem yerine duygusal yapısından dolayı sadece insana odaklanıyor. Karar vermekte zorlanıyor ve evliliği ile alakalı kararları sık sık değiştiriyor. Aynı zamanda eylemlerinde cesaretsiz davranıyor.

Yedinci evinde Güneş-Plüton(Aslan) altmışlığı bulunmakta.Bu olumlu açı özellikle karşı taraf üzerinde etki bırakmak, güçlü kişilerle işbirliği yapmak ve bir konuda kuvvetli bir sonuç almak adına oldukça poziftir. Diana’nın hayatında, kariyer ve kendi bakış açısını oluşturmak,enerjisini akıtmak için bir alan bulmak,dönüştürmek adına eşin çevresini,çalışma alanını (kraliyet)etkin bir araç olarak kullandığını görüyoruz.Aynı zamanda Plüton ,Mars (Başak)ile kavuşumda. Yine Plüton’un(Başak)/Mars(Başak) onuncu evindeki Neptün(Akrep) yaptığı trine, elde ettiği bu gücü (popülariteyi) bir kariyere çevirip enerjisini bu alanda kullanmasına,çeşitli organizasyonlarda dünyanın farklı yerlerinde kıtlık ve hastalıkla mücadele eden insanlara yardım etmesinin önünü açıyor.Buradaki Akrep semboliği ve sağlığı temsil eden Başak Plüton kombinasyonuyla, spesifik olarak Aids gibi cinsel yolla bulaşan hastalıklara yakalanan insanlara ilgi çekmesi,bölgelerde dönüşüme katkı sağlaması ve yardımlarıyla büyük yankı uyandırıyor ve adını daha da etkin bir şekilde duyurmasına olanak sağlıyor.Böylelikle de Plüton’un bir diğer temas alanı olan yedinci evdeki Güneş ve Merkür’ün misyonunu olumlu olarak kullanabiliyor. Diana’nın yükseleninde Yay Burcunu görüyoruz.Yay burcu ,astrolojide özgürlüğü simgeleyen burçlardan biridir.Yine aynı evi, Yay burcu kesiyor.On ikinci evle yükselenin Yay burcunda olması bir karmanın varlığına işaret ediyor.Çünkü,on ikinci evdeki kayıplar,bilinçaltında yatan sebepler veya önceki hayat getirileridir.

Bu durum, aynı enerjinin bu yaşam alanına akmasına sebebiyet verir.Bu ağır bir karmik döngünün işaretçisidir.Aynı zamanda on ikinci ev bilinçaltımızı da simgelediğinden, bilinçaltındaki özgürlük arzusundan bahsedebiliriz. Yay Burcunun yöneticisi Jupiter’e baktığımızda ikinci evinde konumlandığını görüyoruz.Ekonomik özgürlüğünün kısıtlanması ,Onun Kova Jupiter’ine çok ters bir deneyim alanında.

Jupiter ,Part of Fortune ile karşıt açılanıyor.Kraliyet mirasını reddetmesini bu şekilde nedenlendirebiliriz.Temelde ekonomik özgürlüğünü kazanabilmesi onun için büyük önem teşkil ediyor.Kova Burcu’nun temsil ettiği marjinal,özgürlükçü,yeni deneyimlere açık,esnek,insan temelli bakış açısının kraliyet gölgesinde kalması onu oldukça zorluyor.

Jupiter ve Neptün’ün(Akrep) yaptığı kare açı neticesinde bunun kraliyet gölgesinde kullanamıyor oluşu,toplum önünde olmak istediği yerde kendi istekleri doğrultusunda varolamayışı ile alakalı hayal kırıklıkları,bulanıklıklar yaşıyor.

Diana’nın Ay’ı Waxing Gibbous evresinde.Yaşamın neresinde duruyorum,nerede olmak istiyorum,ne öğrendim gibi soruları varoluşundan getiriyor.Bir şeyler için emek vermek,uğruna hakkaniyetle mücadele etmek ve deneyimlerini paylaşmak istiyor.

Ay’ın bu evrede oluşu ve Kova Burcu’nda bulunmasından dolayı sosyal çevre uyumu,sosyal etkinlik ve insan temelli oluşu ön plana çıkıyor.Ruhsal DNA’larına iştirak kodlanmış durumda.Bu nedenle kendini bu ideolojiye adıyor. Yine Ay’ın da bu evde bulunması tüm bunları desteklerken , anne figürünün de özgürlükçü,bağımsız bir yapıda olduğunu görüyoruz.Soylu bir aileden gelen (baba Kont) Diana’nın annesinin de özgürlük ve bağımsızlık arayışı nedeniyle (Ay/Plüton-Mars-Uranüs karesi)babasını terkettiğini görüyoruz.Chiron da tam olarak bu noktada ve Kova Burcunda bulunuyor.Anne ile alakalı ağır bir duygusal hasardan ve sonucunda oluşan özgüven probleminden söz edebiliriz.Sekizinci evdeki gezegen topluluğuna kare yapan Ay annesinin aslında baskıcı, kuralcı bir yapının dışında kalmak istediğini gösteriyor.

Yine annesini idol alan Diana’nın kendi yaşamında biraz daha ait olmayı tercih etmesiyle olumlu sonuçlanabilirdi.Varoluşun bireye bir misyon yüklediğini, çelişen enerjileri yok etme yönelimini bu haritada tam olarak görebiliyoruz.Gad’ın burada bulunmasıyla, aslında toplum yararına işler yaparken kendi egosunu,kimliğini,değerlerini tamamıyla hiçe sayması belki de değersiz görmesini tekamül sürecindeki yanlış akış olarak değerlendirebiliriz.

Kovadaki Ay’ı aynı zamanda kendi anneliğini de açıklıyor.Daha özgürlükçü bir tabanda ,herkesle aynı olduklarına inandırarak çocuk büyütme isteği Diana’dan günümüze en çok iz bırakan unsurlardan.90’lı yılların süregelen anne figürüne tamamen zıt bir tabanda ilerliyor ve söylemlerinde kraliyet aksine çok rahat.Özgürlük alanı için sık sık basınla ters düşüyor fakat tamamen soyutlanmıyor. Olumlu bir tezahür olarak ikinci ev çizgisindeki Jupiter/Satürn kavuşumu ile sextile yapan Mars’ın Diana’nın edindiği deneyimlerle (ağırbaşlılık,oturaklı bir yapı)eşin çevresinde olumlu kullanımlarını görüyoruz.

Kraliyete mental olarak adaptasyon sürecinde (kurallar,kaideler,gelenekler)zorluk yaşamıyor değil fakat Satürn Oğlak’ın birinci evine verdiği bu olgun düşünceler nedeniyle pozitif tepkiler almaya çaba sarfediyor.Buradaki Satürn ile kavuşum yapan retro Jupiter ile özgüven eksikliği,içe yönelimden bahsetmemiz de mümkün.Burada dikkat etmemiz gereken asıl konu ise Jupiter/Satürn birlikteliğinin Venüs’e yaptığı Trine.Diana bu ağırbaşlı görünümü neticesinde aşkı bir kraliyet mensubunda buluyor.Yani ,aslında karşı tarafın da tercih nedeni tamamıyla çekingen ve kurallara uygun yapısı olabilir.

Fakat kendi içinde, çekingen tavırlarını aşk ile esnetme ve dünyevi zevkleri bu şekilde ifade etme eğiliminde.Ayrıca, dünyevi değerlere de kıymet verdiğini söyleyebiliriz. İlk olarak ,Venüs’ünün Ay’ına yaptığı kare ile oluşan zararlı enerji ve yine Venüs’ün Uranüs ile yaptığı açılarla duygusal olarak aldatılmanın getirdiği bir dışavurum olarak kraliyet yapısına uyumsuz bir durum sergiliyor.Duygu-durum açısından bu içinden çıkamadığı paradoksta ,Ay-Venüs karesini ve Venüs-Uranüs karesini gösterebiliriz.

Kısacası Diana aşkı bir sanat olarak,dünyevi zevklerin bir doyumu olarak görüyor fakat haritasındaki olumsuz açılar nedeniyle yaşamına bu yönde şekil veremiyor.Charles ve diğer ilişkilerinde aldatıldığında(Güneş -Venüs olumsuz açısı ) ya da başarısızlıkla sonuçlandığında ise içindeki her şeyden bağımsız ben ile tekrar karşılaşıyor.Birnevi aşk üzerinden kendiyle tanışıyor,duygusal isteklerini sorguluyor.

Burada apex’i Venüs(Boğa)olan üçgenin işleyişini açıkça görebiliyoruz.Aldatılma ya da terkedilme -haksızlığa karşı özgürleşme ihtiyacı-başkaldırı arasında süregelen bir enerji akışı mevcut. Satürn’ü birinci evde kabul ettiğimizde Diana’nın kurallarla dolu,gelenekçi hatta yer yer sıkıcı yapıda olduğunu söyleyebiliriz.Bunu yaptığı röpörtajlarda sıkça dile getiriyor.Satürn’ün yöneticisi olduğu Oğlak’ta bulunması özellikle bu etkiyi pekiştiriyor.Yine Jupiter’in burada bulunması ona uzun boy ve kilo alma eğilimi veriyor.Fakat Satürn de burada olduğundan kilo kontrolünü sağlamak amacıyla çaba sarfettiğini görüyoruz. Diana’nın haritasında Venüs’ün beşinci evde Boğa burcunda .Venüs Boğa’nın yöneticisi olması dolayısıyla burada güçlü bir pozisyonda.Bu konum ,aşk ve çocuk kavramları hayatının merkezinde yer alıyor.Flörtöz kişiliğini,aşka aşık yapısını yine bu yerleşim açıklıyor.Aynı zamanda gençlik yıllarında baleye yöneliyor.Fakat, Uranüs ve Mars’tan aldığı açılar ve sekizinci evinin Aslan Burcuyla başlamasıyla, Prenses’in ölümünün tam da bu nedenle , kraliyet kaynaklı olduğunu söyleyebiliriz.Ölüm Uranüs /Mars etkisiyle aniden ve kaza ile birlikte geliyor .

Venüs’üne sekizinci evinden aldığı Plüton etkisiyle evliliğini zorunlu olduğu devam ettirdiği dönemde yaşadığı ilişki nedeniyle, gizlice dinlendiğini devamlı olarak dile getiriyor. Venüs’ünün bu konumu ona moda konusunda öncülük fırsatı sunuyor. Kraliyet ailesinde kraliçe dışında kimsenin parlak ve canlı renkler giymediği o günlerde , yaptığı kıyafet seçimleriyle zevkiyle konuşuluyor. Venüs’ün sekizinci eve yaptığı(Uranüs) olumsuz açılanma neticesinde bu kraliyet ailesinde marijinal bir hareket olarak algılanıyor.Venüs Boğa güçlü etkisini Royal Wedding için yaptığı hacimli gelinlik seçiminde de görüyoruz. Boğa burcu maddesel değerlere ve estetiğe önem veren bir burçtur. Venüs yöneticisi olduğu Boğa’da kendini olabildiğince sanatsal faaliyetler üzerinden ifade etmeyi sever. Diana ‘nın MC noktası Terazi Burcunda ve Terazinin yöneticisi Venüs beşinci evinde. Hak, hukuk, adalet üzerinde yaptığı çalışmalarla da adından oldukça söz ettirdiğini görüyoruz. İnsan hakları konusunda çalışmalarda bulunuyor.MC yöneticisi Venüs’ün konumu itibariyle yaşam süresi boyunca hakkında en çok haber yapılan konu aşk hikayeleri oluyor. Bu da onu hala bu konular üzerinden hatırlamamıza imkan tanıyor. Ayrıca yine MC’nin Ay’a yaptığı Trine neticesinde bağımsız, özgürlükçü kadın imajını da var olduğu zaman diliminde pekiştirip iz bırakıyor. Diana’nın sekizinci evinde Mars bulunduğundan ve Mars’ın yöneticisi olduğu evde olmasından dolayı kazalara açık bir durumda olduğunu biliyoruz. Hamileyken sarayın merdivenlerinden düştüğünü kendi anılarında aktarıyor.

Aynı zamanda ,sekizinci ev (türetilmiş evlere göre eşimizin ikinci evi)eşimizin yaptığı meslek hakkında da ipucu verir.Diana’nın haritasının en yoğun evi olan sekizinci eve baktığımızda Mars(Başak) ve Uranüs(Aslan) temaları neticesinde Charles’ın kraliyet donanmasında havacılık eğitimi aldığını(Royal Airforce College) ve pilot olarak eğitildiğini görüyoruz. Haritanın üçüncü evine baktığımızda Balık Burcu ile başladığını görüyoruz ve Koç Burcu tarafından kesiliyor.Balık Burcunun klasik yöneticisi Jupiter(retro) Diana’nın ikinci evinde.Üçüncü evin asıl yöneticisi Merkür ise Diana’nın yedinci evinde Yengeç Burcunda ve yanık pozisyonda.Ablasının bu evlilikten önce önce Charles ile sözlü olmasının, Diana’ya kraliyet ve evlilik yolunu açtığını biliyoruz.Yine üçüncü evi Koç Burcu ‘nun kesmesi ve onun yöneticisi Mars’ın ,Diana’nın haritasında en büyük rollerden birini oynayan Ay’a karşıtlık yapması karmik bir yapıyı da gösteriyor olabilir. Altıncı evde İkizler semboliğini görüyoruz.Yönetici Merkür ise Güneş ile birlikte yedinci evde konumlanmış durumda ve onuncu evdeki Neptün’le trine açıda.Diana’nın edebiyat,medya,iletişim konularında evlilik yoluyla fırsat elde ettiğini görüyoruz.Elizabeth’ten sonra düğünü televizyonda yayınlanan ikinci kişi oluyor.Evliliği hakkında yazdığı kitap neticesinde, toplum önündeki duruşuyla kadınlara ilham kaynağı oluyor,kendini tam anlamıyla ifade ediyor.

Neptün’ün ikinci evdeki Chiron’a yaptığı Trine neticesinde yaralı şifacı Chiron semboliğini çalışıyor.Özgüvenini aslında bu yöntemle de tamamlamış oluyor. Diana’nın Chiron’u ikinci evde ve Balık burcunda.Chiron’un bu konumu;kimseye güven duymama,sahip olduğu yetenekleri tam anlamıyla kullanamama,başarılarla dolu işlere imza atsa bile kendini yetersiz görme,maddi açıdan yetersiz olma korkusu,özgüven eksikliği kaynaklı sorunlar,fakirlere hastalara ,yaşlılara ya da kimsesiz çocuklara yardım etme ve bu sayede kendi hayatını iyileştirmeye çalışma,şefkat ve merhamet gösterme,kapalı ortamlarda geçen bir ömür,bilinçaltında yaşanan olaylardan dolayı endişe ve korku dolu olma,kendisinden bir şey talep etmeyen insanlar için bile kendini feda etme,gizli düşmanlıklar,değersizlik hissi,ruhsal problemler,suçluluk duygusu gibi eğilimleri olabileceğini gösteriyor.

Diana’nın sentez burcu Hava + Sabit niteliklere sahip Kova burcu olduğunu görüyoruz.

Özgünlüğü ,özgür olma tutkusu ön planda.

Gölge burcunda ise Ateş+Değişken=Yay var.

Diana’nın haritası ateşin atılgan,girişken özellikleri daha az taşımakta.Kendini net ifade edemeyişini,bilinçaltında yatan arzularının sebebiyle bu göstergeyi bağdaştırabiliriz. Özgürlük ,girişimcilik ,genişleme,farklı kültürler,yerler,felsefeler deneyimleme,uzaktakine de ulaşabilme tutkusunu seçtiği eş üzerinden deneyimleme isteğini buradan da görebiliriz.Gölge burcumuz bizi aslında yaşamımızda olmayanla tamamlamak,eksik parçamızı tamamlamak ile görevlidir.

KARMA VE DHARMA YAŞAMLARI NASIL ŞEKİLLENDİRİR?

Dharma; evrenin değişmez kanunlarına ve adaletine verilen isimdir. Başka bir deyişle orta yoldur. Evrenin ve insanın bir dharması vardır.İnsanın kendi dharmasına “Svadharma” denir. Olması gereken orta yoldan sapmalar olunca dharmadan uzaklaşılır ve bu bazı olumsuzluklara neden olur. 

Dharma’nın dışına çıkınca karmalar oluşur. Karmik yasa; etki-tepki yani nedensellik yasasıdır. Doğada fiziksel etki-tepki prensipleri nasıl  geçerliyse, insan da doğanın bir parçası olduğundan; bu kural onun için de geçerlidir. İnsan da doğal düzene tabidir. Günümüz insanının en büyük yanılgısı, kendisini doğadan ayrı görmesi, onun yasalarına karşı gelmesi ve tüm doğanın insanlığın hizmetinde yönetilebilen bir şey olduğunu düşünmesidir. Bunun böyle olmadığı, en basit bir örnekle yaşanan doğal felaketlerle görülebilir. İnsanlık bu düşüncesinden dolayı doğayla adeta savaşarak, kendi yaşadığı yerin sonunu hazırlamaktadır. 

Karmayı anlamak için, düşüncelerin somut şeyler olduğunun farkına varmamız gerekir. İlk evren maddeden değil, kozmik şuurdan oluşmuştur. Madde, düşünce gücüne insanların fark ettiğinden daha fazla karşılık verir. Çünkü irade gücü enerjiyi yönetir, enerji de karşılığında maddeye tesir eder. Madde gerçekten enerjidir. İrade ne kadar güçlü olursa, enerjinin kuvveti o kadar büyük olur ve sonuç olarak enerjinin maddesel olaylar üzerindeki etkisi de o oranda büyük olur. Bir eylem, eylemin arkasındaki enerji tipine ve gücüne tam olarak karşılık veren bir tepkiyi evrenden davet eder. Enerji , manyetik bir alan oluşturur. Bu manyetik alan, eylemin sonuçlarını kendine çeker. 

Ego şuuru, bir kişinin hareketlerinin, kendisi için kişisel sonuçları olacağını garantiler. Eğer çabuk sonuçlar almak için bir düşünceye veya eyleme neden olan irade gücü yeteri kadar güçlü değilse ya da hamlesi birbirine zıt diğer enerjiler tarafından engellenirse, bu sonuçlar gecikebilir. Bununla birlikte er ya da geç bedenin olsun, düşüncenin olsun ya da arzunun olsun; hareketin son tepkimesini biçmesi gerekir. Bu, kendini tamamlayan bir çember gibidir. Zaman unsurundan dolayı tepkileri alması gecikebilir. Birey, bir takım güçler yayar, bu güçler evrende bazı direnç katmanlarına çarparak bireye geri yansır. Bazıları çevrenin etkisiyle geciktirilir, bazıları diğer kuvvetlerle karışır ve etkisizleşir veya bir şekilde yönünü değiştirir; fakat sonuçta öyle ya da böyle bireye ulaşır. 

İnsan sadece karmanın belirlediğini yaşamaz; sürekli kendisi de karma oluşturduğundan; geleceğinin büyük kısmının henüz şekillenmediği ve belli olmadığı söylenebilir.

İnsanlar nadiren kendi hareketlerinin kötü olduğunu düşünürler. Yaptıkları ne olursa olsun, onlara iyi niyetli gibi görünür. Eğer diğerlerine ve böylece varlıklarının daha derin seviyesinde uyumsuzluk yaratırlarsa; bu uyumsuzluk dalgaları uyumsuzluk şeklinde kendilerine geri dönecektir. Her hareket, her düşünce karşılığında oluşan ödüllerini biçer. İnsanın acı çekmesi, Tanrı’nın insanoğluna olan öfkesinin işareti ya da Tanrı’nın insanlar için önceden hazırladığı bir senaryo değildir. Acının, insanoğlunun ilahi yasa yani dharma hakkındaki bilgisizliğinin bir işareti olduğunu söylemek daha doğru olur. Yasa, işleyişinde sonsuza dek şaşmaz.

Eğer mutsuz isek; bu sadece mutsuzluk ektiğimiz anlamına gelir. Başka kimse bizim için mutsuzluk yaratmaz. Elbette ekmekle biçmek arasında bir boşluk vardır ve bu boşluk nedeniyle başka birinin sorumlu olduğunu düşünürüz ya da başımıza gelenlerin nedenini bir türlü anlayamayız. Bu boşluk bizi yanıltır. Geçmişte kendimizin ne yaptığımız hakkında hiç bir fikrimiz yoktur ve aniden birşey biçmemiz gerektiğinde ve bunu nereden geldiğinin anlayamadığımızda doğal olarak dışarıda bir neden aramaya başlarız. Eğer bir neden bulamazsak birşey icat ederiz. Fakat tüm karma teorisi budur yani ne ekersek onu biçeriz.

Yaşamımızın tüm sorumluluğunu üzerimize almamız gerekir. Başlangıçta “Bu cehennemin nedeni benim” düşüncesini kabul etmek zordur. Fakat bu kabul edilirse çok geçmeden bu değişim kapılarını açmaya başlar ve kendi cehennemimizi yaratabiliyorsak,cennetimizi de yaratabileceğimizin farkına varırız. Sorumluluk özgürlük getirir, yaratıcılık getirir. Her ne isek bunu kendimizin yarattığını gördüğümüz an, tüm dış nedenlerden ve şartlardan kurtulmaya başlarız.

Bireysel karmalar olduğu gibi toplumsal karmalar da vardır. Fiziksel ya da zihinsel olsun, bir birey ya da bir grup, bir millet ya da milletler grubu tarafından yapılmış olsun, karma eylemdir. Bir bireyin kitle karmasından etkilenip etkilenmemesi kendisinin bireysel karma gücüne bağlıdır. Örneğin, düşen bir uçakta ölenlerin hepsinin ölmelerini gerektiren karmaların olması gerekmez. Bu felakette sadece çoğunluğun karması, yaşayacak azınlıktan daha güçlü olmuş olabilir. Öte yandan yaşamak için yeteri kadar güçlü karması olanlar , ya düşme anında ya da ilk etapta bu uçağa binmekten alıkonarak kurtulabilirler. Ulus karması, insanların bir bütün olarak kozmik yasalarla uyum sağlama derecesine bağlıdır. 

Karma, ceza kavramıyla çoğu kez karıştırılmaktadır. Karma ceza değil, sadece harekettir. Hareket birçok şekillerde olabilir. Doğuştan, iyi,kötü, ya da iyiyle kötü arasında geçiş olarak hizmet veren nötr hareket olabilir. Evrenin kendisi Hindu kitaplarına göre üç niteliğin bir karışımıdır; iyi, harekete geçirici ve kötü. Sattwa guna denilen iyi nitelik, şuuru Tanrı’daki kaynağına doğru yükseltir. Harekete geçirici, rajas veya raja guna, mutlaka harekete geçirici olmasa da insanları ego yararına olan harekete doğru iter. Kötü gunaya ise tamas denir. Kötüdür çünkü anlayışı karartır. 

İnsanoğlu dünyasaldır. Kişisel kazanç için hareket ederler. Çok az insan bunu diğerlerini incitme isteği ile yapar; çok az insan gerçekten kötüdür. 

İstemeyerek, yani yanlış olduğunun farkına varmadan yaptığımız hareketler yasanın dışında değildir. Cehalet, yasayı değiştirmez. Eğer bir kişi arabasını dalgın bir şekilde ağaca sürerse, sonrasında gelen yaralar, sırf onun dalgın olmasından ötürü daha az olamaz.

Cehennem ve cennet sanıldığı gibi yukarılarda değil, burada bizim yanıbaşımızdadır.

Kötü karmadan kaçmanın yolu sanıldığı gibi hareketsizlik değildir. Bizim kötü karmalarımıza neden olan şey zihnimizin bize oynadığı oyunlar yani kama manas’tır. Dizginleri ele alarak, zihnimizdeki düşünceleri kontrol altına almamız gerekir. Arzularımızı özellikle dünyasal arzularımızı frenlememiz şarttır. Arzuların hepsi kötü değildir, iyi olan şeyleri arzulamak kötü karmalar yaratmaz; burada önemli husus orta yolu bulmaktır. Arzuları hırs haline getirmemelidir. Çünkü bu şekilde oluşturulan her enerji bize geri dönmek zorundadır. Bu arzularımızı geçekleştirebileceğimiz tek yer dünya olduğundan; bu arzular yani karmalar bizi dünyasal plana geri çeker. Böylece ölümden sonra tekrar dünyasal plana enkarne olma sağlanmış olur. Bu şekilde de reenkarnasyon zinciri başlar. Çünkü tüm karmanın ya da etkilerin tüm tepkilerinin bir ömürde tamamlanması imkansızdır.

İnsanların farklı kültürlere doğması, farklı şanslara sahip olması, bedenlerinin farklı ya da eksik olması, zengin ya da fakir doğmaları, aptal ya da akıllı olmaları gibi şeyler eğer nedensiz olsaydı; o zaman dharmanın adil bir yasa olduğundan söz edilebilir miydi? Ama bir neden vardır ve şu an ne olduğumuz, geçmişin çeşitli zamanlarında oluşan hareketlerimizin sonucudur. Zaten farklı imkanlara sahip iki kişi adil olarak yargılanamaz. 

Ruhsal yanımızda ölümsüzüz ama kişiliklerimizdeki kusurların hepsi silininceye ve de gerçekten erdemli bir insan oluncaya kadar bu ölümsüzlük şuurunu geri isteyemeyiz. Kendi üstümüzde çalışmak, saklı şekil kendini tüm kusursuzluğu içinde gösterinceye kadar bir heykel üstündeki taşı tıraşlayıp cilalamaya benzer. 

Ego, fiziksel bedeni şekillendirir. Bu fiziksel doğumun sonucu değil, nedenidir. Ego, fiziksel ölümden sonra alıkonan astral bedenin bir unsurudur. Fiziksel beden sadece egonun maddesel dünya içindeki yansımasıdır. Yalnızca ölmek gibi basit bir eylemle Tanrı’ya erişilemez. Ölmek kolaydır, kendimiz isteyerek bile gerçekleştirebiliriz. Ayrıca kendimizi öldürmemiz, yapmamız gereken sınavdan kaçmaktır; böylece sınavı uzatmış oluruz. Ancak ruhun sonsuzluğa geri karışıp birleşebileceği yüksek şuur seviyesine erişmek çok zordur. Ölümsüz olan birey tarafımız, Tanrı’nın bir parçasıdır ve biz kendimiz yeterince temiz olana dek tekrar onun bir parçası olamayız. 

Herkesin ruhsal tekamül derecesi farklıdır. Evrendeki ruh sayısı değişmez ve herkes kendi karmasını karşılayabileceği uygun zamanda dünyasal plana geri gelir. Buradaki dünyasal plan kavramı sadece bu yaşadığımız dünya da olmayabilir. Aslında ruh varlığı mükemmeldir , insanın astral plana beraberinde götürdüğü ego şuurudur. İnsanın ölünce astral planda ne kadar kalacağı belli değildir. Gelmesi uygun olan dönemi bekler. Evrende her şey titreşimden oluşmuştur ve astral planda da değişik titreşim seviyeleri vardır. Eğer insan iyi işler yapmışsa ve karması çok değilse; o zaman yüksek titreşimli yüksek astral planlara gider ve orada zamanını bekler. Astral plan süptil bir maddeden oluşur ve zihnimizde ne varsa orada onun şekillenmesi çok kolaydır. Bu nedenle kötü karması olanlar düşük titreşimli düşük planlarda kalırlar ve kafalarında dolanan tüm kötü şeylerle karşılaşırlar.  

Bu planlar sanıldığı gibi yukarıda ya da aşağıda değildir. Onlar bizim yanımızdadır. Bunlar, fiziksel vizyonumuzun tam arkasındadır. Bir kişinin astral planda ne kadar uzun kalacağı, dünyada ne kadar iyi yaşadığına bağlıdır. İyi karması olanlar orada uzun asırlar kalabilir. Öte yandan aydınlanma arzusu ile teşvik edilenler, ruhsal çabalarına devam etmek üzere dünyaya en kısa zamanda geri dönmeyi isterler. Çünkü onlar, astral dünyanın aslında Tanrı’nın ardına sakladığı bir peçe olduğunu bilirler. 

Fiziksel düşünce anında, esirde bir ışık parlaması olur. Fiziksel yeniden doğuşu bekleyen diğer dünyadaki ruh varlıkları, bu ışığın titreşimleri kendilerininkine uygun olduğu zaman hızla ona doğru giderler. Böylece yeniden doğuş gerçekleşir. İyi kişiler her zaman iyi ailelere doğmayabilir. Bu durum; kişinin karşılamak zorunda olduğu karmasının niteliklerine bağlıdır. Ya da avatar olanlar gibi, sadece bazı görevleri yerine getirmek için iyi olmayan ortamlara doğanlar da vardır. 

Geçmiş enkarnasyonlarımızı hatırlamamamızın sebebi; hafızamızın kama manas’ta tutuluyor olmasından ileri gelir. Bu durum mitolojide, yeniden doğacak kişilerin “Lethe ırmağı”nda yıkanarak eski hayatlarını unutması ile sembolleştirilir. Kama manas, bizim ölen kişilik tarafımızdadır. Eğer birşeyleri iyi yaparak bunu içselleştirebilirsek, o zaman geçmiş tecrübelerimizi geleceğe taşımamız mümkün olur. Evrim süreci kaçınılmazdır ve herkes sonunda Tanrısallığı şu veya bu şekilde yakalayacaktır. Farklılık zamandan ileri gelir. Reenkarnasyon zincirinin kırabilmek ve bu dünyadaki acılara sürekli maruz kalmamak için kendimizi geliştirmeli ve evrim sürecimizi hızlandırmalıyız. Zihnimizi kontrol etmeye başladığımızda; bu durumunu ödülü sadece bu dünyada değil; fiziksel ölüm sonrasındaki astral planda da gelecektir. 

Karmadan kaçmanın yolu hareketsizlik değildir. Tam aksine hayatın içine dalmalıyız. Ama erdemli bir şekilde ve orta yolda ilerlemek şartıyla. Orta yoldan her sapma bizde kötü bir karma oluşturacak ve reenkarnasyon zincirimizin uzamasına sebep olacaktır. 

Bhagavad-Gita’da Krishna; hareketten kaçınarak kimsenin karmadan kaçamayacağını öğretir. Ama bu arada karmadan kaçmak için önemli bir metod da verir. Metodun tavsiye ettiği nishkam karma dır.Yani hareket meyveleri için arzusuz hareket yani arzu olmadan harekettir. Hareket ederken aslında hareket edenin biz değil de Tanrı olduğunu düşünürsek, hata yapmamız zorlaşır. Çünkü biz de Tanrı’nın bir parçasını taşıyoruz, aynı zamanda da dharmanın bir parçasıyız. Arzusuz hareket edince birçok insan otomatikleşeceğini, yaşama karşı ilgi duymayacağını düşünür. Ama tersine hayatı sınırsız şekilde daha ilginç bulurlar. Arzusuzluk motivasyon çalmaz.

Eylem hakkında Krishna şöyle demektedir:

“ İnsan eylemsizlik özgürlüğüne hiçbir şey yapmadan ulaşamaz, sırf herşeyden vazgeçmekle yüce olgunluğa erişmez. Çünkü insan bir an bile eylemsiz duramaz. Doğanın güçleri herkesi çaresiz bir biçimde eyleme iter. Kendini eylemlerden çeken ama gönlünde durmadan o eylemlerin zevklerini canlandıran kişi kendini aldatmaktadır, o kişi yolun sahte yolcusudur. Hiç bir şeye köle olmadan , zihnin güçlerini uyum içinde tutarak Karma Yoga ( Doğru Eylem) yolunda, kutlu işler yolunda yürüyen kişi ne büyüktür. Eylem, eylemsizlikten daha iyidir, onun için hayatta ödevini yap. Dahası eylem olmazsa beden de canlı kalmaz. Dünya eylemin esiri olur, eğer eylem kutlu olmazsa. Eylemlerin saf ve arzuların kementine takılmamış olsun.” 

MAYIS AYI GÖKYÜZÜ GÜNDEMİ:KARMİK ETKİLER

Yoğun gökyüzü gündeminin yaşamlarımızdaki tezahürlerini deneyimlediğimiz Mart ve Nisan Ayları sonrası; bizi biraz daha rahatlatacak ,bakış açımıza çeşitlilikler ekleyecek bir aya giriş yapıyoruz.

5 MAYIS MERKÜR /GÜNEŞ’İN KALBİNDE :

Merkür belirli periyodlarla Güneş ile aynı dereceye gelir.Bu görünümün gerçekleştiği gündeki saat aralıkları gezegensel enerjilerin en yoğun hissedildiği zaman dilimleridir.5 Mayıs gününün başladığı gece saatlerinden ,sabah saat 10.21’e kadar Merkür bu konumda olacak ve 15° ‘de Güneş ile bir arada hareket edecek.

Merkür temelde iletişim faaliyetlerimizi yöneten gezegendir.Bu birleşimin astrolojik olarak değerli olan kısmı ise dilemek ve evrenle iletişim kurmak adına önemli bir fırsat sunmasıdır.Bu zaman diliminde,zihninizden geçenlere dikkat etmelisiniz zira gerçekleşme potansiyeli oldukça yüksektir.Kontrollü bir şekilde odaklanmak ve meditatif çalışmalar yapmak için de ideal bir zamandır.

5 MAYIS AY DÜĞÜMLERİ BURÇ DEĞİŞTİRİYOR :

Ay düğümleri 5 Mayıs’ta Yengeç -Oğlak aksından ,İkizler-Yay aksına hareket edecek ve yeni bir buçuk yıl süren yeni bir serüven başlatacaklar.Kuzey ay düğümü yaşamımızda gitmemiz gereken,tekamül sürecimizi tamamlayacağımız yolu gösterir.Güney ay düğümü ise doğuştan getirdiğimiz yeteneklerimiz,onların çerçevesinde gelişen alışkanlıklarımız kısacası bildiklerimiz ve yapageldiklerimizdir.Ay düğümleri birebir ruhsal gelişimimizle ilgilidir.Ay düğümlerinin geçeceği aks neticesinde alacağımız etkiler doğum haritalarımızda İkizler ve Yay burcunun bulunduğu konum itibariyle belirlenir.Yıl boyunca tutulmaları bu alanlarda deneyimleriz.

İkizler-Yay aksı bize doğrudan değişimi anlatır.Düşünsel faaliyetler,eğitim,inanç sistemleri bu aksın ana temasıdır.Yay’ın uzun zamandan beri deneyimlediğimiz (hayatımızın herhangi bir alanında)araştırmacı,öğrenmeye fazlasıyla istekli yanını artık öğrendiklerimizle pratiğe dökeceğiz.Yaşamdaki amacımız ,neden varolduğumuz gibi soruların cevabını pratik ettiklerimizle daha çok alabileceğiz.Fanatizm ve yargılıyıcı tavırlarımızı bir kenara bırakacağız.Kendimizi doğru ifade etmek adına daha fazla çaba harcayacağız.

Zihin dağılmaları,kafa karışıklıkları,odaklanma sorunları yaşayabiliriz.Yakın çevre ilişkilerimizin daha çok gelişeceği bu dönemde ,uzak mesafe bağlantılarımız zayıflayabilir.İkizler burcu elller ve solunum sistemini de temsil ettiğinden bu bölgelerle ilgili rahatsızlıklara daha fazla rastlanan bir dönem olacaktır.Yayıncılık işiyle uğraşanların harekete geçmesi adına ideal bir dönem olabilir.

Yay,İkizler,Balık Buçlarında Güneş,yükselen veya gezegen yerleşimi olanlar daha fazla etki alacaklardır.

7 MAYIS AKREP BURCU DOLUNAYI :

7 Mayıs günü saat 13.45’te 17° Akrep Burcu’nda bir dolunay meydana gelecek.Anın yükseleninde Başak burcunu görüyoruz.23 Nisan’da Boğa Burcu’nda yaşadığımız Yeniay’ın tamamlayıcısı niteliğinde olan bu Dolunay, başladığımız konuları sonuçlandırma dönemi olacaktır.

Dolunaylar güçlü enerjiler barındırır.Bu enerjilerden ruhsal,bedensel,zihinsel olarak etkiler alırız.Bizler için güçlü dönüşüm dönemleridir.

Akrep Burcu Zodyak’ta sekizinci evin yöneticisidir ve Mars /Plüton birlikteliğiyle yönetilir.Geçtiğimiz Yeniay ise ikinci evin yönetiminde gerçekleşmişti.Zodyakta iki ve sekiz aksı maddi konuları anlatır.Her türlü finansal konular,maddi/manevi güvenlik arayışları,dünyasal değerler,kişisel üretim kaynakları,hisseli paralar,vergiler,nafakalar bu Dolunay’ın gündeminde olacaktır.

Akrep aynı zamanda sonuçlanma,ölüm ,bitiş ,yeniden doğuş ve dönüşüm enerjilerini de barındırır.Şifa ve sağlıkla yakından ilgilidir.

Dolunay döngüsünde bitmesi,dönüşmesi gereken olaylara odaklanırız.Çevremizde bedensel ölüm gibi sonuçlara da ulaşabileceği gibi benliğimizde fikirsel bitişleri de getirebilir.Yine Dolunay döngüsüyle beraber diyet,detox,bilinçaltı temizliği,terapi için oldukça uygun bir süreç başlamış olacak.Bu konularla ilgili yeni kararlar alabilir,aldığımız kararlara uygun hareket edebiliriz.

Akrep su grubunun sabitidir.Derin enerjilere sahip olacağımız,araştırma isteğimizin tavan yaptığı ,bilinmeyeni bilmek istediğimiz bir dönem olabilir.

Güneşiniz,yükselen burcunuz veya herhangi bir kişisel gezegeniniz 17° civarında Akrep,Boğa,Aslan ‘da bulunuyorsa bu 7-22 Mayıs arasında etkili olacak Dolunay sürecinden direkt etkiler alabilirsiniz.

Dolunay döngüsüne Türkiye haritasını baz alarak baktığımızda ;haritanın beşinci evinde gerçekleştiğini görüyoruz.Güneş ve Merkür kavuşumdayken Ay’a karşıtlık yapıyor.

Özellikle Merkür Ay karşıtlığı nedeniyle eğitim-öğretim,seyahat,iletişim,bilgi paylaşımı,zihinsel süreçler ön plana çıkıyor.Bu konulardaki memnuniyetsizlikler ve bu nedenle oluşacak karışıklıklar,sınırlamalar,sorunlar gündemin üst sıralarında olabilir.Yükselendeki Başak nedeniyle netlik,düzen konusunda ısrarcı davrabiliriz.Yönetici gezegen Mars’ın dik açısı nedeniyle bilgi paylaşımı nedeniyle fikir çatışmaları görülebilir.Uluslarası platformda da gerilimli ortamlara şahit olabiliriz. çocuklara yönelik taciz, şiddet ve hayvanlara yönelik saldırılar canımızı sıkabilir.Aynı zamanda döviz kurundaki hızlı yukselişe şahit olabiliriz.

Yine Neptün’ün olumsuz açısı bazı konularda beklentilerin karşılıksız kalması ,ertelenmesi ve gerçekçi olmamız gerektiğinin altını çizebilir.Ekonomik doğrultuda yeni düzenlemelere gidilebilir.

Yine Dolunayın beşinci evdeki Venüs ile kavuşum halinde olması, başta çocuklar ve yaşlılar olmak üzere halkın sosyalleşebileceği bazı mekanların kontrollü bir şekilde tekrar kullanıma açılabilceğini gösteriyor olabilir.

Akrep aynı zamanda parasal konuları temsil eder.23 Nisan civarı Uranüs etkisiyle gerçekleşen Yeniay’ın etkilerini piyasalardaki yükselişi tetikledi.Bu dönemde yaptığımız yatırımların sonuçlarını görebiliriz.Bankalar, bu dolunay döngüsünden zorlu etkiler alabilirler.Yine Venüs Retrosu’na çok yakın olduğumuzdan (gölgeli günler) yatırım planlarınızı daha sonraki döneme ertelemeniz,finansal olarak kontrollü davranmanız yararınıza olacaktır.

11 MAYIS SATÜRN RETROSU BAŞLIYOR :

Satürn ağır hareket eden bir gezegen olduğundan, her yıl yüz otuz gün kadar retro hareket etmektedir. Bu yıl 11 Mayıs’ta 01 °57″ ‘de Kova’da başlayacağı retro hareketine 25°20 Oğlak’ta son verecek.

NE GETİREBİLİR?

Hayır diyemediğimiz her sorumluluk bu dönem karşımıza çıkabilir.

Karmanın lordudur, geçmişteki iyi veya kötü tüm eylemlerin cevabını alabileceğimiz dönemdir.
Devlet ile ilgili işler, mahkemelerle ilgili konularda sorunlar yaşatabilir.

Kendimizi yetersiz ve yalnız hissedebiliriz.

İstikrarırımız bozulabilir. 

Alışkanlıkları kırmakta güçlük çekebiliriz.

Güven problemlerinin yaşanması, kendimize güvenimizin azalması söz konusu olabilir.

Daralmış ve kısıtlanmış hissedebilir adeta mutlu olamama durumu gelişebilir.

 “Hayır” diyemediğimiz için gereğinden fazla sorumluluk alabiliriz.  Her şeye karşı mesafeli olma durumu gösterebiliriz


Satürn, kuralcı bir öğretmendir, önünüze çıkan sorunları çözüp ders almanızı ve olgunlaşmanızı ister.
Hayatin sunduğu mükemmel fırsatlarla bu dönem karşılaşabileceğimiz gibi,ters bir rüzgara da esebilir. Her detay dikkatlice incelenmelidir.

12 MAYIS MERKÜR İKİZLER BURCUNDA :

12 Mayıs’ta yöneticisi olduğu İkizler Burcu seyahatine başlayacak olan Merkür,burada güçlüdür çünkü yönetici olduğu pozisyondadır.Sosyal hayatın belirli sınırlar içerisinde artacağı,zihinsel faaliyetlerin hız kazanacağı,bilgi ve öğrenme için enerji harcayacağımız bir zaman diliminde olacağız.Vaktimizi boşa harcamak yerine,kendimizi geliştirmek ve öğrenmek adına harekete geçebiliriz.Özellikle edebiyatla uğraşanlar için verimli bir dönem olacaktır.

13 MAYIS MARS BALIK BURCUNDA :

Kişinin arzularını yerine getirme gücünü ifade eden Mars, cesaret, macera, bağımsızlık ve girişimciliği temsil eder. Mars balık burcunda bu güçlerinden taviz vermek durumunda kalacaktır. Nihai hedefi dünyaya ruhsallığı getirmek olan Balık Burcu’nda empati, sezgiler, şevkat ve merhamet arzularını harekete geçirecektir.Teslimiyet arzumuzun ön plana çıkacağı bu süreçte ,toplumsal ve bireysel olarak duygularımızı daha yaratıcı,sanatsal bir biçimde dışa vurabiliriz.

Mars Balık Burcu’nda seyir halindeyken bilincin derin katmanlarını açıp, olumsuz durumlarla karşılaşınca verdiğimiz tepkileri dönüştürmeye çalışır. Çağın öfkeyi gerçek sanan ihtiyacını, şevkatle dönüşüme sokar Bilincin derin katmanlarında yer alan özdeşlik, ruhsal bütünlük, empatiyi tetikler. Balık Burcu Mars’ın hızını düşürürken, olumsuz olaylarla karşılaşınca ani tepkiler vermek yerine “Buna sebep olan nedir?” ya da “Bunun benim üzerimde nasıl bir etkisi var?” sorularını cevaplayacak metaneti geliştirir. İlkel güdülerimizin tehlike olarak algılayıp tepki verdiği olayları gözden geçirip düzenlemek için imkanlar geliştirir.

13 MAYIS VENÜS RETROSU :

Venüs aşk,güzellik,moda,barış,finans,dünyevi zevkler gibi konuların temsilcisidir.Bir buçuk yılda bir kere 42 gün kadar Retro hareket yapmaktadır.Bu Venüs Retro’su süresince özellikle 2012 yılına ait konular tekrar masaya yatırabilir.Zira Venüs en son 2012’de İkizler Burcu’nda retro yapmıştı.Venüs ikizlerde peregrindir. Ayrıca küresel çapta baktığımızda,ABD için ekonomik olarak buhranlı günlerin başladığını görebiliriz.

NE GETİREBİLİR ?

Sorunlu giden ya da bitirmeyi kabul edemediğimiz ilişki/evlilik bir anda bitebilir.


Kilo alımına dikkat edilmelidir.Bu dönemde yemek yeme ihtiyacımız artar.


Evlilik, nişan tarihlerine ekstra dikkat edilmesi gereken dönemdir.Bu dönemde uzun süreli bir bağ kurulamayacağı gibi aldatma ile bitmesi de olasıdır.


Estetik vb. uygulamalar için uygun dönemler değildir.Yara iyileşmesi geç olacak ya da çıkan sonuç memnuniyet vermeyecektir.


Hamilelik için riskli zamanlardır, düşüklerin en fazla yaşandığı dönemdir.
Pahalı eşyalar almak için beklenmelidir.


Para ile ilgili sıkıntılar yaşanabilecek dönemlerdir.

14 MAYIS JUPİTER RETROSU :

Bir buçuk yılda bir yüz yirmi gün kadar retro yapar.Merhamet, büyüme, öğrenme, geliştirme, inanç, şans, ilham, ticaret, bereket gibi konuları temsil eder.Bumerang etkisi  demektir.Birnevi ne ekildiyse onun biçileceği karmik dönemledir.Haritada düştüğü eve şans getiren Jupiter, retroda olduğu zaman o evin ilgi alanına zarar verir.

NE GETİREBİLİR ?

Yarım kalmış eğitimlere devam edilebilir.


Ekonomide küçülmeler yaşanır, ticareti kötü etkileyebilir.

Yaratıcılık gerektiren işlerde zorluklar yaşatabilir.

İnanç sisteminde sorgulatmalar yaşatabilir.


22 MAYIS İKİZLER BURCUNDA YENİAY :

5 Mayıs’ta İkizler -Yay aksına geçen Ay düğümleri çizdikleri yolda ilerlememiz adına bizlere fırsatlar sunacak.Neptün ve Mars’ın yaptıkları kare açılar nedeniyle, bilginin çarpıtılması, yalan-yanlış haber aktarımları görülebilir. Duyduklarımızı temellendirmeden inanmamamız gereken bir dönemde olacağız. Neptün’ün bu kare açısını kreatif işler ortaya koymak adına kullanabiliriz.Yine Merkür -Venüs kavuşumu nedeniyle bireysel yaşamlarımızda yeni başlangıçlar için fırsatlarla karşılaşabilir ,haberler alabiliriz.Kişisel zevklerimizi anlatmak,dile getimek adına daha çok çaba sarfedebiliriz.Yeni başlangıçlar için fırsatlarla karşılaşmamız halinde, Venüs’ün retro konumda olduğunu unutmamalıyız.


GÜNLERE GÖRE GÖK OLAYLARI

04 Mayıs     : Dünya Uzay Günü
05 Mayıs     : Eta Aquarid Meteor Yağmuru (saatte yaklaşık 30 adet)
06 Mayıs     : Ay enberi konumunda (359 656 km)
07 Mayıs     : Ay dolunay evresinde
16 Mayıs     : Ay sondördün evresinde
18 Mayıs     : Ay enöte konumunda (405 584 km)
22 Mayıs     : Ay yeniay evresinde
                     Merkür – Venüs yakınlaşması (0.9 derece)
30 Mayıs     : Ay ilkdördün evresinde

REZONANSIN İNSAN BİLİNCİNE ETKİLERİ & ASTROLOJİK YAKLAŞIMLAR

SCHUMAN REZONANSI VE İNSAN BİLİNCİ ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ :

Evrendeki her şey bir şekilde enerji yayar. Bedenimiz ise alıcı ve verici olarak bu enerjileri duyumsar.

Yeryüzünde; enerjinin, elektrik faaliyetlerinin ölçüldüğü frekans aralıkları her yeri kapsar ve bedene nüfuz eder. Bilimsel verilere baktığımızda, İyonosfer katmanının, saniyede yaklaşık 9.5 Hertz’lik frekansa sahip olduğunu ve bedenlerimizin 6.8 ve 9.5 arasında titreştiğini görürüz. İskelet ve iç organların uyumu yaklaşık 8 ila 9 Hertz hızındadır ki bu, bedenimizin içinde yaşadığımız gezegenle eş zamanlı hareket ettiğini gösterir. Dünya’daki enerji alışverişi, manyetik alan, bedenler ve çevresel (doğa olayları, Güneş, Ay) faktörler arasındaki frekans bağı nedeniyle saniyenin yetmişte biri kadar hızla gerçekleşir. Gezegenle aynı şekilde frekans değiştirdiğimiz için, genellikle farkında olmadan çevreden etkilenme, çevreyi etkileme ve davranışlarımızda değişiklikler yaşarız.

Dünya’mızın frekansı hızla artmaktadır. Yakın geçmişte en düşük 7.5 civarındayken şimdilerde 9.5 Hertz civarında seyretmektedir.

İlk defa fizikçi Winfried Otto Schumann tarafından açıklanan, İyonosfer’deki (küresel elektromanyetik alan) titreşimsel “Schumann Rezonans” alanının frekans aralıklarının yükselmiş olması, Akustik Rezonans Yasası gereği, rezonans alanı içinde yaşayan tüm canlıları etkileyerek, onların beyinsel frekanslarını da yükseltmektedir. İnsan beyni, içinde bulunulan duruma göre belli frekanslarda titreşir.

Zihnin; öğrenme, anlama ve idrak için zorlandığında GAMA (30 – 60 Hertz),

Aktif ve tetikte olduğu zamanlarda BETA (14 – 30 Hertz),

Derin düşünce ve hayal durumunda ALFA (7 – 13Hertz),

Uyuklama, uyku başladığında TETA (3.5 – 7 Hertz),

Derin uykuda DELTA (0.5- 3.5Hertz)

frekanslarında titreşip, dalga yayarken aynı zamanda da veri toplar. Beyin, bu farklı durumlarda, olayları farklı deneyimler. Etkiler, zihinde, bedende ve çevre üzerinde hissedilir. Rezonansın yükselmesiyle, tüm canlılar uyku halinden uyanarak bilinçli hale gelirler. Uyanış; yeni nesillerde DNA değişimleri, genetik mutasyonlar, organik rahatsızlıklar, uykusuzluk ve nedensiz yorgunluklar olarak bedenlerde kendini gösterirken, zihinsel aktivitelerin artması, bilinç yükselmeleri, rüyalarda renklenme, düşüncelerde senkron ve inanç açılımlarıyla ruhsal büyümeyi de beraberinde getirir. Onda fazla, bunda az gibi ayrımsal düşünceye yer olmaz, yükseliş her şeyi kapsar. Fark, farkındalık ve değerlendirmededir.

Bilinmelidir ki her zihin, bilinçli bilinçsiz neyi varsa, iyi kötü, güzel çirkin hepsini yaymaktadır. Düşünce, enerjiyle yayılır ve anda senkron olunabilen ne varsa ortak paylaşımdadır. Bu da kolektif bilinci oluşturur.

*Rezonans yükseldiğinde bireysel dönüşümünü gerçekleştirmeyen, eskiye, eskimişe sımsıkı yapışmış bireyi evren değişime mecbur tutar. Vazgeçmediğini, bırakamadığını dönüştürmek adına var gücüyle çalışır.Farkındalığı -hangi şekilde olursa olsun- kazanan birey harekete geçmek,uyanmak durumunda kalır.

İçinde bulunduğumuz Plüton Retro’su dönüşüm için en uygun zaman dilimlerinden biridir.Bu zaman diliminde evren tarafından bireye kendiyle yüzleşmesi ve tekrar tanışması adına birçok fırsat sunulur.Birey bunu doğru değerlendirdiği taktirde büyük bir dönüşüme imza atabilir.

PERCY SEYMOUR MANYETOASTROLOJİ TEORİSİ :

İnsanlık tarihinin başlangıcından beri yıldızlarla ilgilenenler Dünya üzerindeki yaşamın diğer planetler tarfından nasıl etkilere maruz kaldığını anlamaya çalışmışlardır.21.Yüzyılda astrolojinin ne şekilde çalıştığını açıklayan fiziksel mekanizma arayışı artık sonlarına yaklaşılmaktadır.Astrolojinin Neo-Rönesans dönemini yaşadığı düşünülen zamanımızda Percy Seymour adındaki bir İngiliz gökbilimci ,Güneş sistemini gezegen alanlarının ve rezonansların grift bir ağı şeklinde tanımladığı teorisinde astral etkileri araştırmıştır.

Astrofizik ve Kozmik Manyetizma alanında otorite olan Seymour;Güneş,Ay ve diğer planetlerin etkilerini manyetik sinyaller aracılığıyla bize ilettiğini ifade etmektedir.Evrenin her yerinde mevcut olan manyetizmanın ,tüm dünya üzerinde insanlar da dahil olmak üzere birçok sayıda canlının biyolojik döngülerini etkilediği bilinmektedir.Seymour’un çok bağlantılı teorisi ,gezegenlerin Güneş’teki gazların dalgalanmasını arttırdığını,Güneş lekeleri ve partikül emisyonuna neden olduğunu ve bunların daha sonra Dünya’nın Manyetosfer’ine çarparak tıpkı bir zil gibi çaldığını öne sürer.

Bu planetlere ait manyetik sinyaller daha sonra anne karnındaki fetüsün sinir ağları tarafından algılanarak, bebeğin doğumunu haber verir.Seymour’un manyetoastroloji teorisine Fransız bilimadamı Michel Gauquelin’in insanların biyolojik saatlerinin gezegenler ile bağlantılı olduğuna dayanan çalışmasında da yer verilmiştir.Anne ve babanın çocukların doğum haritalarındakine benzer özellikler gösterdiğini savunan Gauquelin günümüz astroloji çalışmalarına en büyük bilimsel kanıtı sunmaktadır.Gauquelin çalışmalarında Venüs,Mars,Jupiter,Satürn ve Ay’ın etkileri üzerinde durulurken Seymour Merkür,Uranüs ve Neptün’ün Güneş lekeleri ve şiddetli Güneş aktivitelerinin oluşmasında rolleri olduğunu öne sürmektedir.

7 NİSAN 2020 : MARS -URANÜS KARESİ

Boğa transitine devam eden Uranüs ile Kova transitine yeni başlayan Mars arasındaki kare açı 7 Nisan 2020’de kesinleşecek.Etkisi on gün devam edecek olan bu zorlu görünümü anlamak için gezegenlerin yanında, bulundukları burcun semboliklerini de iyi anlamak gerekir.

Boğa burcu, attığı her adımın daha önce denenmiş,ortaya çıkan her sonucun daha önce görülmüş olmasını ister. Diğer toprak grubu burçlar gibi maddi ve manevi değerleri garanti altına almak onun için ideal olandır,riskten hoşlanmaz.

Diğer taraftan Kova deneysel,kısıtlamalar ve gelenekler doğrultusunda hareket etmeyen,kısıtlamaları aşıp özgürlük alanı yaratmaya çalışan bir enerjidir.

Bu iki burç semboliğinde iki gezegenin birbirlerine kare açı yapması ,olanı yıkmadan korumak ile yeni fikirler sunmak, deneyimler kazanmak arasında bir enerjiyi var eder.

Mars /Uranüs açıları özellikle de kare açıları oldukça yüksek enerji barındırır.Alışılagelmiş yöntemleri bir kenara bırakıp,bireyselliği özgünce ifade etmenin zorunluluğunu vurgular.İfade edilemeyen her duygu, büyük bir öfkenin dışavurumuna sebebiyet verebilir.

MARS / URANÜS KARESİNİN OLUMLU TEZAHÜRLERİ :

Orijinal ,devrim niteliğinde fikirlere altyapı sağlayan bir açı kalıbıdır.

Özgürlüğü hayatlarımızda en değerli kavram haline getirebilir ve bu nedenle olağan şartları tekrar gözden geçirmemizi,esaret olarak gördüklerimizden kurtulmamızı sağlayabilir.

Bu süreçte yaşama hümanist bir felsefeyle yaklaşabilir,eylemlerimizi bu yönde şekillendirebiliriz.

Teoriler ya da yeni buluşlar ortaya çıkabilir.Bunlar daha önce denenmiş yöntemlerle fakat farklı bir bakış açısı kullanılarak oluşturulabilir.Yine kendine has bir şekilde hayata geçirilebilir.

Azim ve cesaretle insanlığın yararına olacak konular ya da bireysel olarak ortak idealler için savaşabiliriz.Her şeyden önce insan diyebiliriz.

MARS / URANÜS KARE AÇISININ OLUMSUZ TEZAHÜRLERİ :

Fevri ve düşüncesiz davranarak ani kopuşlar,öngörülemeyen negatif olaylar yaşayabiliriz.

Kazalara çok açık bir pozisyon olduğundan ,risk aldığımız konularda kaza ihtimallerini arttırabiliriz.

Tuhaf amaçlar ön plana çıkabilir ya da bireysel olarak olduğumuzdan farklı isteğimiz artabilir.

Özgürlüğü bir takıntıya dönüştürebilir ve bu sebeple olur olmaz her şeye büyük tepkiler verilebiliriz.Bu nedenle ani şekilde olduğumuz koşulları terketmeye yönelebiliriz.Bir diğer tezahürü doğrultusunda,özgürlüğümüzden vazgeçerek, içinde bulunduğumuz koşullara boyun eğip bireyselliğimizi kaybedebiliriz.

Tabuları yıkma ve değişim isteğimiz üst seviyelere çıkabilir.

*Mars /Uranüs karesi aynı zamanda şiddetli fırtınalar,yıldırımlar gibi doğa olaylarını da tetikleyebilir.

*Dünya genelinde patlamalar, güç savaşları , kazalar, ani olaylar görülebilir.

Bu olumlu ve olumsuz tezahürler haritalarımızda farklı noktalarda aktive olurken ,aynı zamanda 5 Nisan’da açılanmaya başlayan ve 8 Nisan’da Terazi bucundaki Dolunay ile tetiklenecek olan Jupiter/Plüto kavuşumun etkisiyle ve Venüs’ün gölgeli günlerinin tüm sembolikleriyle birleşecektir.Gölgeli günler,Venüs’ün temsil ettiği negatif özelliklerini korkusuzca ortaya koyduğu ,retroya bağlanan bir geçiş sürecidir.

Ne koşulda olursa olsun alacağımız kararları objektif bir şekilde değerlendirmeli ve getirilerini en geniş kapsamıyla hesaplamalıyız.

NİSAN 2020 GÖKYÜZÜ GÜNDEMİ:KIRILMA NOKTASI

Günlük düzenimizi değiştirdiğimiz,hayatlarımızda şok etkisi yaratan bir Mart sonrası ,zorlu deneyimlerle dolu Nisan’a giriş yapıyoruz.Global düzeyde varlığını oldukça etkin şekilde gösteren salgın , bu ay ülkemizi en soğuk yüzüyle buluşturup,sert gerçekliğini ortaya koyacaktır.Her şeyden önce, enerji alanımızı koruma altında tutmanın bizler için çok değerli olacağını düşünerek hareket etmemiz gerektiğini unutmamalıyız.Nisan sonuna doğru ,yüksek ölüm oranlarının yanında iyileşme sayılarının da artabileceği bir döngüye giriş yapacağız.Gerçek vaka sayısını görmesek de durumu daha geniş planda yorumlayabileceğiz.

Fakat Neptün’ün haritamızın MC noktasına yakın orb aralığında seyretmesi nedeniyle, önümüzdeki bahar sürecine kadar salgın etkilerini tam anlamıyla bitirdik diyemeyeceğiz.Özellikle Jupiter’in retro hareketini bitirdiği Eylül Ayı(Neptün’ün dispozitörü) ülkemiz adına ikinci dalganın kuvvetli ihtimal olduğunu görüyoruz. Ekim ayında yayılma hızının kontrol altına alınması zor hale gelebilir. Kasım ayında tekrar kısıtlamaları konuşabiliriz.

3 NİSAN-7 AĞUSTOS VENÜS İKİZLER BURCUNDA :

Venüs her türlü ilişki dinamiğini anlatan bir gezegendir.Duygusal ilişkilerin yanısıra ticari ilişkiler de Venüs semboliğiyle kurulur.Finansal astrolojide Venüs satın almaları yönetir.Ayrıca ticaretin de yöneticisidir.

Venüs’ün sembolize ettiği bir diğer konu ise savaştır.Venüs ve versiyonları binlerce yıl boyunca savaşı yönetmiştir.Yani Venüs, savaşın asıl karar mekanizmasıdır.Anlaşmak ya da anlaşamamak,birleşmek ya da ayrılmak gibi ikililikler onun ana temasıdır.

Venüs ikizler semboliğine geçtiğinde ,değişen koşullara adapte olmamız kolaylaşır.Alt düzey kullanımı sık değişen saklı ilişkilerken,üst düzey kullanımı kolektif anlamda iz bırakacak sanat yapıtları üretmektir.Ticari anlamda ise en önemli vurgusu ticari casusluktur.

Venüs ikizler burcunda peregrindir yani başıboş hareket eder. Bu süreçte ikili ilişkiler ve ticarette aldanma/aldatılma durumlarından konuşuyor olabiliriz.Venüs ayrıca para birimidir.Dönüşüm sembolikleriyle dolu bir seneden geçerken ,para ile ilgili konular,değişimler gündemimizde olabilir.

Venüs ,bir buçuk yılda bir kere 42 gün kadar retro harekete girer.Özellikle retro bitimindeki son günlerde savaş pozisyonuna geçer.Bu sene 13 Mayıs – 25 Haziran arası retro hareketini gerçekleştirecek olan Venüs,ABD ‘nin sosyo-ekonomik olarak zor günler geçireceğinin sinyalini vermekte.Yine eş zamanlı olarak ,güç ve statü kaybına sürükleyecek bir çok olayla uğraşabilir.Toprak bütünlüğünü korumakta zorlanabilir.

5 NİSAN JUPİTER-PLÜTON KAVUŞUMU :

Jupiter ve Plüton kavuşumu on iki yılda bir gerçekleşir ve “büyük transformasyon” u simgeler.Olumlu tezahüründe “büyümek” deneyimlenir.Büyük bir yenilenme,arınma,reform ve metamorfoz yaşanır.İnançlar,yaşam felsefesi ve değerler iyileşmek üzere dönüşür.Negatif manifestosundaysa; büyük gaddarlık,katı,dogmatik,yargılayıcı ,fanatik ve diktatörce eğilimler büyür.İnançlar,değerler,etik,ahlak ve doğrular yozlaşır,çürür.Büyük güç savaşları yaşanır.

Jupiter /Plüton kavuşumuyla,derine inilir,derinin zenginliğine güvenilir.Böylece derinden dönüşülür.Ruhsal pislikleri fark etmek,bunları arındırmak ve kimliğe tekrar entegre etmek için olumlu bir dönemdir.İnsan adi bir metalden , altına evrilir.Aynı zamanda insan doğayla,evrenle ve Tanrı ile bir olarak dönüşümünü,gelişimini,saflaşmasını ve yükselmesini yaşar.Böylece ruhsal olarak iyileşir,rejenere olur.

2020’de 5 Nisan,30 Haziran ve 13 Kasım ‘da üç kez tetiklenecek olan bu kavuşum etkisi bizler için büyük yıkım ve dönüşümü getirebilir.Çünkü,Plüton yeraltının gerçek gücünün yüzeye çıkmasına yardımcı olur . Sembolik olarak deprem, yangın, volkanik hareketleri temsil eder.

Toplu ölümlerle de ilişkilendirdiğimiz bu kavuşum neticesinde can kayıplarında büyük artışlar gözlemlenebilir. Yılın ilerleyen aylarında ise gerçek vaka sayılarının daha fazla olduğunu görebilir, resmin bütününe bakabiliriz.

İlk tetiklenmesi 8 Nisan ‘da Terazi burcunda meydana gelecek Dolunay’dan alacak olan bu kavuşumla ikili zıtlaşmalar,meydan okumalar ve çatışmalar kendini göstermeye başlayacaktır.20 Temmuz 2020 ve 16 Ekim 2020’de ise “büyük ruhsal transformasyon”konusu bu defa başlangıç yapmak eylemiyle devam edecektir.Kişisel etkilerini ise ,22-24 derece öncü grup burçlarda (Yengeç,Oğlak,Koç,Terazi)gezegeni olanlar ve 22-24 derece Oğlak burcunun haritanızda düştüğü ev alacaktır.

7 NİSAN MARS-URANÜS KARESİ :

Sürpriz girişimlerin olduğu bir zaman dilimi olabilir. Yeni fikirler, gelişmeler bu dönemde karşımıza çıkabilir. Ayrıca gereksiz ani tepkiler ve tartışmalardan, dikkatsiz hareketlerden kaçınmak bizler için olumlu olacaktır.

8 NİSAN TERAZİ DOLUNAYI :

8 Nisan saat 05.34’te Terazi Burcu’nun 18 derecesinde Dolunay meydana gelecek.Anın yükseleninde 20 derece Balık burcunu görüyoruz.Neptün 19 derece ve Merkür 25 derece Balık konumuyla yükselene eşlik etmekte.Dolunaylar Güneş ve Ay konumunun zıt olduğu zamanlardır.Bir önceki yeniaydan bu yana gelişen konuların sonuçlarını gözler önüne sererler.Burada yaşanan kaoslar yeni bir düzen oluşturmaya yöneliktir.

Balık burcu ülkemizin dokuzuncu evine düşüyor ve burası uluslar arası konular,sınırlar,inançlar,ibadethaneler ile ilgilidir.Balık burcunun /Neptün’ün evi olan on ikinci ev sağlık,gizli düşmanlıklar,virüsler,kayıplar,bilinçaltı,sezgiler ,hapishaneler gibi konuları ifade eder.Bulunduğumuz durumu net biçimde açıklayan gökyüzü konumlanmasını başlıca, Neptün’ün transiti ve Balık burcu semboliği olarak gösterebiliriz.

Dünya gündemini meşgul eden salgın ,ülkemizde bu dönemde zirve yapabilir.Bu nedenle dolunay etkisi hapishanelerle ilgili kesinleşmiş kararlar uygulanabilir.Aynı zamanda toplu ölümlerin nedeni olarak gördüğümüz Jupiter/Plüton kavuşumuna kare açıyla bağlanan Dolunay ,mental olarak büyük bir baskı hissetmemizi,yüksek ölüm oranlarını,süreç yönetiminde daha katı kurallara gidilmesini(sokağa çıkma yasağı) ,doğal afetleri tetikleyebilir.

Aynı zamanda 15 Nisan’da meydana gelecek Satürn/Mars kavuşumu ülkemizin sekizinci evinde gerçekleşeceğinden,sıkı kurallardan yasaklara keskin bir geçiş yaşanabilir ,kurallara uymayanlar için güçlü yaptırımlar getirilebilir.

Bireysel olarak ;Yeniay döneminde aldığımız kararların,attığımız adımların sonuçlarını görebileceğimiz bir dönemde olabiliriz.

11 NİSAN-27 NİSAN MERKÜR KOÇ BURCUNDA :

Merkür Koç burcundaki seyri ,zihinsel aktivitenin yoğun olduğu,bir konudan diğerine atlama isteğimizin tavan yaptığı bir dönem olacaktır.Girişimci ruhumuzun iletişimimize yansıyacağı bu döngüde,konuları çok detaylandırmadığımızı,yüzeysel ve pratik olma ihtiyacımızın arttığını görebiliriz .Ön yargılı davranıp, objektif olmakta zorlanabiliriz.Koç burcunun gölge yanı olan “ben”deme arzusunu ikili ilişkilerimize yansıtabiliriz.

14 NİSAN GÜNEŞ – PLÜTO KARESİ /GÜNEŞ – JUPİTER KARESİ :

Güneş’in Jüpiter Pluto kavuşumunu tetikleyecek bir bölgeden geçiyor olmasıyla, tanınmış kişiler ön plana taşınabilir. İflaslar ve önemli görev değişiklikleri yaşanabilir. Kişisel olarak büyük tepkiler vermemeye özen göstermeliyiz.

23 NİSAN BOĞA YENİAYI :

Güneş Boğa burcuna geçtikten sonra, ilk Yeniay 23 Nisan saat 05.25’te Boğa burcunun 3 derecesinde meydana gelecek.Yeniay döngüsü 18-28 Nisan arasında etkili olacak.Uranüs ile kavuşum halinde olan Boğa Yeniayı,bu kez Satürn’e sert açısı olan Uranüs’ü tetikleyecek.

Zorunlu yenilikler,özgürlük alanlarındaki daralmalar,ekonomik kısıtlamalarla ilgili konular bir anda hayatlarımıza girebilir.Aynı zamanda Merkür’ün Plüton/Jupiter’e sert bir açıyla bağlanması nedeniyle gündemle ilgili yapılan yorumlar hakkında yaptırımların uygulanması, haber alma özgürlüğünün kısıtlanması, yayın organlarının susturulması gibi durumlar görülebilir. 23 Nisan 1920’de kurulan meclisi de yakından ilgilendiren bir Yeniay döngüsü olabilir.

Bireysel etkilerdeyse, koşulları sorgulamak ,sebep aramak kaynaklı panik ,belirsizlik hakim olabilir.Merkür Koç transiti nedeniyle, kolektif bilinçle düşünmekte güçlük çekebilir, bireysel düşüncelerimizi dile getirmek için oldukça istekli davranabiliriz.

25 NİSAN-4 EKİM PLÜTON OĞLAK BURCUNDA RETRODA :

Plüton retro hareketine 25 Nisan’da 24°59′ Oğlak Burcunda başlayacak ve 4 Ekim’de 22°59′ Oğlak burcunda son verecek.

Plüton, derinde barındırılan engellenemeyen güç ve bununla gelen dönüşümü simgeler.Plüton retrosunda, hayat tecrübesinde farklılaşmalar olur. Bu, bazen yıkım anlamına gelebileceği gibi aynı zamanda içinde yeni bir inşaayı da barındırır. Yeni konular, yeni durumlar ve bunlara adaptasyon gündemimizde olacaktır. Ayrıca eskiyi yenilemek, var olan bir konunun farklı bir boyut kazanması da retro Plüton’un getirilerinden olabilir.Virüsün asıl nedenini retro süresinde öğrenebiliriz. Bu dönem güç kaybetme korkusu,asi bir ruh yapısı gibi etkiler de verebilir.Saplantılar, takıntılar,öfke artabilir.

Dünyevi olan her şeyin ruhsal bir tezahürü de vardır.Somut dünyada yüzleştiğimiz şeyleri,iç dünyamızda yaşamadan değişime ayak uydurmamız zorlaşır.Özellikle Plüton retro hareketi söz konusu olduğunda gölgemizle tanışırız.

Plüton metafor olarak “yeniden doğuş”u temsil ettiği kadar,ruhumuzun ölümsüzlüğünü keşfetmemizle,ölümsüz işler ortaya koyabilmemizle de ilgilidir.En zayıf olduğumuz şeylerin en güçlü taraflarımız olduğunu,negatif duygularla kendimize bağladığımız yüklerin aslında hayatımızı kontrol etmemize engel olduklarını Plüton retro evrelerinde idrak ederiz.Bu nedenle retro Plüton dönemi kendimizi tanımak,meditasyon yapmak,bilinçaltı temizliği ,enerji çalışmaları için çok verimli bir dönem olacaktır.

Ülkemiz açısından baktığımızda gizli kalmış bir olay ya da bir doğal afet tetiklenebilir Tarihin akışını değiştirebilecek, henüz keşfedilmemiş konular su yüzüne çıkabilir.Bu dönüşüm sürecinden bambaşka bir forma bürünüp çıktığımızdaysa Ekim ayını görmüş olacağız.

Nisan ayı ,zihinsel devrimin başlangıcı olacak niteliklerle hayatlarımıza girerken ,Mayıs ayında olağan gündemin biraz daha rahatladığına şahit olabiliriz.Önemli olan kısım ise ,alacağımız tedbirlerin yanında ,enerji alanımızı korumak ve evrenin bize sunduğu süreci kaliteli değerlendirmek olacaktır.

*2020 yılının , karmik ilişkilerimizi çözümlemek için olağanüstü fırsatlarla dolu olduğunu tekrar hatırlatmak isterim.

27 NİSAN-12 MAYIS MERKÜR BOĞA BURCUNDA :

Merkür Boğa’dayken önce mantık ve dünyevi değerler konuşur. Yani bir anlık hevesler gündemde değildir. Sağlam, yavaş, kalıcı ve güçlü adımlar atma eğilimi vardır. Tek bir konuya tam odaklanıp başarı sağlama şansımız yükselir, ilişkilerde kriz varsa mantığın ve sağduyunun sesini dinleyerek kalıcı çözümler bulabiliriz. Aynı zamanda ,hayatımızda kusurlu ya da verimsiz olan konuları tespit etmek, bunları düzenlemek ve faydalı hale getirmek adına da gereken güç de bu transitle karşımıza çıkabilir. Maddi konular ve değerler daha fazla gündemde olabilir ve riske girmeden doğru anda doğru adımları atarak kazançlı çıkabiliriz.Teorideki konuları artık somut olarak hayata geçirmek adına gereken motivasyonu sağlayabiliriz.Merkür Boğa’nın dikkat edilmesi gereken gölgeli yanı ise sabit fikirliliktir.Fikirlerimizde esneme payı bırakmadan ,başkalarına empoze etmeye çalışabileceğimiz bir süreç olabilir.

AY FAZLARI :

1 NİSAN 2020 İLKDÖRDÜN

8 NİSAN 2020 DOLUNAY

16 NİSAN 2020 SONDÖRDÜN

23 NİSAN 2020 YENİAY

7 NİSAN 2020 : AY DÜNYAYA EN YAKIN KONUMDA (356,909 KM)

20 NİSAN 2020: AY DÜNYAYA EN UZAK KONUMDA (406,463 KM)

24 MART KOÇ BURCU YENİAYININ TOPLUMSAL & BİREYSEL ÖLÇEKTEKİ ETKİLERİ

24 Mart saat 12.28’de 4  ° Koç Burcunda bir Yeniay meydana gelecek.An haritasında, yükselende Yengeç Burcu’nu görüyoruz.

Yeniay döngülerinde Güneş ve Ay birleşirler ve aynı noktaya gelirler.Eski uygarlıklarda, daha çok mahsul alabilmek adına tohumun toprağa yeniay döngüsünde atılması gibi,bireysel olarak da bu dönemde yaşamlarımızda yeni olasılıklar belirir ve başladığımız işlerden daha verimli sonuçlar alırız.Yeniay ,hangi burç temasında gerçekleşiyorsa bireysel yaşamlarımızda ve toplumsal dinamikler dahilinde bu tip enerjileri çalıştırır.

Koç burcu, Zodyak kuşağının ilk burcudur.İçimizdeki çocuksu enerjiyi,girişimleri,rekabet gerektiren konuları,mücadeleyi,savaşları ,spor ve fiziksel aktiviteyi temsil eder.

Yeniay haritasında, 20 Mart’ta Jupiter ve 23 Mart’ta Plüton ile tam kavuşum yapan Koç’un yöneticisi Mars ‘a baktığımızda, Oğlak temasında bu güçlü etkiyi devam ettirdiğini görüyoruz .Mars’ın bu konumuyla , güvenlik birimlerini ilgilendiren konular, ekonomik sistemler, bankacılık sektörü, büyük şirketler, güç gösterileri gibi konuları ön planda görebiliriz.

Özellikle Mars’ın malefik Plüton ile 23 Mart’ta yaptığı kavuşum etkisiyle, baskı ve otorite toplumsal dinamikler üzerinde belirginleşebilir.Plüton dolayısıyla korku iklimi bu süreçte fazlasıyla genişleyebilir. Yine bu doğrultuda , salgın çerçevesinde alınan tedbirlerin 24-31 Mart arasında daha sıkılaşacağını söyleyebiliriz.

Haritanın yükselendeki 13° Yengeç Burcu’na baktığımızda insan,halklar,vatan gibi değerlerin ön plana çıktığını görüyoruz.Ülkemizin yükseleninin Yengeç olması ,Plüton’un burada bulunması ve yine Koç’taki Yeniay’ın Terazi’deki Mars’ımıza kare yapması nedeniyle yaşayacağımız yeniay döngüsü ülkemizin bir çok konuyla ilgili eşzamanlı ve önemli sınavlar vereceğine bir kanıt daha sunuyor.

Satürn 22 Mart’ta Kova Burcu’nda geri harekete başlamasıyla Akrep Burcu’ndaki Güneş’imize kare yapıyor.Buradaki semboliklerse liderlerin ,yönetimin alması gereken sorumluluğu ,aşması gereken zorluklara işaret ediyor.Venüs’ün Boğa’da temel asaletinde bulunması ve 26 Mart sonrası Jupiter/Plüto/Mars stelyumu ile olumlu açılarda bulunması ,durumun ekonomik boyutları için yine bu tarihten sonra adımlar atılabilceğini gösteriyor.Bireysel hayatlarımızda yine 26 Mart takip eden Ay’ın hilal fazı sonrasını mali konularda olumlu olarak değerlendirebiliriz.

30-31 Mart ‘ta Mars, Oğlak burcundan ayrılıp Kova’ya geçtiğinde ve ilk kavuşumunu Satürn ile gerçekleştirdiğinde- yani iki malefik enerjinin Kova’nın ilk derecelerindeki kavuşumunda- toplumsal alan ,ülke güvenliği,ölüm oranları,kamusal kaynak kullanımında düzenleme, güç savaşları gibi ihtimallerin olasılığını daha da arttıracağını görüyoruz.

Ayrıca yine 28-29-30 Mart civarı ülkemizin Güneş’inin karşısından geçecek olan Satürn doğa olayları getirebilir.

Kısacası ,ülkemiz adına kadersel enerjiler ve büyük planda zorlu etkiler altında olduğumuzu unutmadan, sağduyulu hareket etmemiz gereken bir dönemden geçiyoruz.

YENİAY DÖNGÜSÜNÜN BURÇLARA ETKİLERİ :

KOÇ: 20-28 Mart aralığında doğduysanız ve yine yükseleniniz 4° yakınındaysa, bu yeniay dönemi sizi daha fazla ilgilendirecektir.Yeni adımlar atmak,girişimde bulunmak,ilişkiye başlamak,evlilik ve buna bağlı yer değişimi,fiziksel imaj değişikliği gibi konular sizler için ön plana çıkabilir.Venüs para evinizde hareket ettiğinden ,mali kaynaklar konusunda yatırımlarınızı yapıp verimli bir sonuçlar alabileceğiniz bir döneme giriş yapıyorsunuz.

BOĞA: Koç Yeniay’ı on ikinci evinizde gerçekleşiyor.Süpriz,beklenmedik konular gündeminizi meşgul ederken gizli konular ortaya çıkabilir.Genel sağlığınıza dikkat etmeniz gereken bir dönem.Bu dönem, sağlıkla ilgili yeni adımlar atabilir kötü alışkanlıklarınızdan kurtulabilir ya da Venüs’ün burcunuzdaki seyrinden dolayı estetik kaygılarınızı giderebilir /kendinizle daha barışık olacağınız bir döneme merhaba diyebilirsiniz.

İKİZLER: On birinci evinizde ve dost burcunuz Koç Burcu’nda gerçekleşen yeni ay yeni bir sosyal altyapı ,işle ilgili yeni projeler,yeni teklifler konusunda sizleri destekliyor.Bu dönemde arkadaş çevrenizi revize edebilir,yeni bir iş girişiminde bulunabilir,spor yapmaya başlayabilirsiniz. Kişisel doğum haritanızda öncü grup burçlarda gezegen yerleşiminiz mevcutsa , ekstra olumlu sonuçlar alabilirsiniz.

YENGEÇ: Doğum günü 21-28 Temmuz aralığında ya da yükseni 4° yakınında olan Yengeç’leri daha yakından ilgilendiren bir Yeniay döngüsüne giriş yapıyoruz .Bir çok gezegenin Oğlak hareket etmesi nedeniyle yine kişisel gezegenleri öncü grup burçlarda bulunanları da yakından ilgilendirecektir.Bu dönem iş konularında zorluklar /belirsizlikler,mesleki alanda alacağınız kararlar,kardeşlerle olan ilişkiler,ebeveynler gündemizi meşgul eden konu başlıkları olacaktır.Yeniay süreci bitimine kadar kadersel etkilerle sınanmanız olası.Bu konularda yaşanılan zorluklar nedeniyle kararlar almanız,bitişler yaşamanızın ardından atacağınız yeni adımlar olumlu sonuçlar verebilir. Unutmamalısınız ki evrendeki her enerji bütünün hayrına çalışır.

ASLAN: Burcunuzla aynı elementte gerçekleşen yeniay sizlere özgüven ve daha pozitif bir ruhsal altyapı sağlayabilir.Yeni bir eğitime başlamak,hobiler edinmek,ebeveyn olmak ya da çocuğunuz gelişimi adına yeni bir plan yapmak için oldukça olumlu bir dönem.Aynı zamanda yine ikili ilişkiler konusunda şanslı etkiler altında olabilirsiniz.

BAŞAK: Yeniay sekizinci evinizde gerçekleşirken ortaklı paralar,vergi,prim,nafaka,miras konularını masaya yatırabilir. Kredi almak istiyorsanız bu dönem destekleyici etkiler altında olabilirsiniz.Bu dönemde partner kaynaklı konularda parasal gelişmeler,para paylaşımı ya da harcamalar gibi konuları tekrar gözden geçirebilirsiniz.

TERAZİ: Tam karşıt burcunuzda ve yükselende Yengeç’in bulunduğu, tamamıyla öncü grup enerjilerinin etkili olduğu bu yeniay sizler için oldukça önem arz ediyor.Evlilikler,ayrılıklar,işbirliği,ortaklıklar gündeminizi meşgul edebilir.”Ben” yerine “Sen” demeyi ,daha derinden empati kurmayı deneyimlediğiniz bir zaman diliminden geçebilirsiniz.Cesaret kat sayınız artabilir.Karmik ve kadersel kararların tam göbeğinde olabilirsiniz.Doğum gününüz 23-30 Eylül yakınlarındaysa direkt etkilerle karşılaşabilirsiniz.

AKREP: Koç yeniayı altıncı evinizde doğacak.Bu dönemde sağlıkla ilgili yarım bıraktığınız konularla ilgilenebilir,diyete veya detoxa başlayabilirsiniz.Çalışma koşullarınızda yenilemeye gidebileceğiniz bu dönemde yeni yöntemler geliştirebilir ,verimli sonuçlar alabilirsiniz.Öncü grup burçlarda gezegen yerleşimleriniz mevcutsa alacağınız sonuçlara daha kısa sürede ulaşabilirsiniz.

YAY: Beşinci evinizde ve burcunuzla aynı elemente sahip Koç’ta gerçekleşen yeniay, size keyifli etkiler getirebilir.Bu dönemde aşık olabilir,yaratıcı fikirler üretebilirsiniz.Yine evliyseniz ve çocuk sahibi değilseniz çocuk sahibi olmayı düşünebilir ya da çocuğunuz varsa onunla ilgili güzel gelişmelere şahit olabilirsiniz.Önümüzdeki bir kaç hafta, yeni insanları hayatınıza çekeceğiniz olumlu enerjileri barındıran bir dönem olabilir.

OĞLAK:Öncü grup bir burç olduğunuzdan bu yeniay sizleri yakından ilgilendiriyor.Yeniay yöneticisi Mars da burcunuzda son günlerini geçiriyor.Dördüncü evinizde güçlü bir etki altındasınız.Bu güçlü döngüden geçerken radikal kararlar almanız olası görünüyor.Mars’ın atılgan enerjisiyle ilişki dinamiklerinizi bir anda değiştirebilir ya da ortaklı bir işiniz varsa aniden bireysel davranmak isteyebilirsiniz.Gökyüzünde ebeveynlerle ilgili konularda da zorlanmalar yaşayabileceğinize dair vurgular var.4°yakınında kişisel gezegeniniz varsa ya da 21-29 Aralık arası doğduysanız daha sert etkiler alabilirsiniz.

KOVA: Yeniay üçüncü evinizde gerçekleşecek ve iletişim alanınızı aktive edecek.İletişimle ilgili yeni fikirler üreteceğiniz,projeler oluşturabileceğiniz bir döneme giriş yapıyorsunuz.Bu dönemde sosyal medyayı daha yaratıcı biçimde kullanabilir ,teknolojiyle alakalı yeni oluşumlara gidebilirsiniz.Kardeşlerinizle daha fazla iletişim içerisinde olacağınız bu dönem ,kendinizi daha rahat ifade edebilmek adına da olumlu çalışabilir.

BALIK: Koç Burcu’ndaki yeniay ikinci evinizde gerçekleşecek. Bu etki size finansal kaynaklarınızı tekrar gözden geçirme fırsatı sunabilir. Yeni bir işe girebilir,yeni kazanç fırsatları yaratmak adına rutin dışı yöntemlere başvurabilirsiniz.Ay’ın Hilal fazında olduğu dönem yani 26 Mart sonrası yatırım planlarınızı hayata geçirmek adına olumlu bir süreçte olacaksınız.Kişisel haritalarınızda öncü grup burçlarda gezegen yerleşimleriniz varsa ani harcamalar çıkabilir.Finansal güvenceniz bu dönemde her şeyden önemli olabilir.

SATURN KOVA BURCUNDA NASIL ÇALIŞACAK ?

Satürn 2018 yılından beri devam eden Oğlak transitine bir süreliğine ara vererek 22 Mart ‘ta Kova Burcunda retro bölgesine geçecek ve 10 Mayıs’ ta retroya başlayacak. Eylül ayına kadar bu hareketine devam edecek Satürn ile büyük dönüşüm olarak adlandırdığımız 21 Aralık 2021 ‘in provasını yapıyor olacağız.

Her burçta ortalama iki buçuk sene kalan Satürn ,natal haritalarımızda her evde aynı süre kalarak hayatımızdaki belirli alanlardaki fazlalıkları törpüler,bitmesi gerekeni bitirir, yeni sistemler kurar ve bunu prensiplerinden ödün vermeden gerçekleştirir.Kova’da yapacağı transitin hayatlarımızdaki tezahürünü ,transit ettiği ev konularıyla ilişkilendiririz.

Satürn aynı zamanda bir jenerasyon gezegenidir.Bu nedenle etkileri de yavaş ama sağlam şekilde kendini gösterir.

Oğlak transitinde geleneksek sistemleri hayatlarımızda daha çok benimsetmiş ,geçmişten getirdiklerimize sıkı sıkıya bağlanmamızı sağlamış olsa da, Kova geçişiyle çok daha farklı etkiler getirecek, özgürlük ve hümanizm altyapısıyla 21.yüzyılın ana temalarını belirleyecek.Kendimizi geniş bir bakış açısıyla düşünmeye zorlarken ;doğaya saygı duyacağımız ,eşitliğe önem vereceğimiz,bireyselliğin anlam kazanacağı, sosyal değerlerin tavan yaptığı , yüksek teknolojiyle bedenlerimizin iç içe geçeceği,uzay ve kuantum konularıyla ilgili ilerlemelerin kaydedileceği,yeni bir teknolojik altyapıya sahip olacağımız,cinsiyet eşitliğinin ön plana çıkacağı,havayollarıyla ilgili yeni sistemlere sahip olacağımız,yeni ülkeler ve vizesiz geçişlerin olacağı(özellikle 21 Aralık büyük kavuşum sonrası NATO ve Avrupa Birliğinin dağılacağı ve zamanla gücün doğuya kayacağı ) adalet duygusu ile hareket edeceğimiz bir döneme de giriş yapıyoruz.Tüketim alışkanlıklarımızı baştan aşağıya değiştirecek olan bu geçiş,bizi aynı zamanda zihnen daha üretken olmaya davet edecek. Bunun yanında, kripto para kavramına, giyilebilen teknolojiye merhaba diyeceğimiz fakat daha da önemlisi materyalizmin sonu ve entellektüel birikimin trend olacağı bir döngüye başlayacağız.Kısacası uzun döneme yayılacak gökyüzü hareketleri etkileriyle, artık giydiğimiz elbise, arabamızın markası, evimizin konumu önemli olmayacak. Bireysel / küresel anlamda modası geçmiş her şey türlü biçimlerde hayatlarımızdan çıkacak ve köklü bir dönüşüme uğrayacak olan kapitalizme yavaşça veda edeceğiz.

Evren çeşitli periyodlarla aynı tip enerjileri üretir ve sıfırlanma döngülerinin önünü bu şekilde açar.Satürn,Oğlak döngüsü ve malefik kavuşumlar nedeniyle sene başından itibaren bizleri oldukça zorladı.Özellikle 12 Ocak Satürn/Plüton kavuşumu etkileri daha önce bahsettiğim sert kırılmaları beraberinde getirdi. 31 Mart 2020’de Mars ile kavuşacak olan Satürn,gökyüzünü güçlendirecek ve özellikle Mars ateşli doğası nedeniyle dünya gündemi daha da hararetlenecektir.Varolma güdümüzün güçleneceği bu döngüde ,Satürn’ün düzen kurma isteğine Mars isyankar tepkilerle karşılık verebilir. Bu çerçevede global olarak baktığımızdaysa,önümüzdeki sürece eşlik edecek enerjinin hiyerarşik düzen ve yapılanmalara etki edeceğini söyleyebiliriz.Aynı zamanda bu kavuşum güç savaşlarını da beraberinde getirecektir.Ülkemizin haritasında, 31 Mart civarı ve Nisan ayının ilk günlerinde zorlu etkiler, mudahale içeren durumlar, bastırılmaya çalışılan bir enerjinin ortaya çıkma ihtimali oldukça yüksek görünüyor.

Astrolojide bir temayı anlayabilmek için geçmişte neler olduğuna bakarız.Satürn’ün daha önceki Kova transitlerinde getirdiği etkilere baktığımızda ;

*Dünya www ağı ile tanıştı,

*16 Şubat 1991,7000 homoseksüel Londra Hyde Park’ta büyük bir miting düzenledi.

*9 Nisan 1991 Gürcistan’da yapılan halk oylaması sonucunda Sovyetler Birliği’nden bağımsızlık kararı alındı.

*11 Nisan 1991 Terörle mücadele yasası kabul edildi.

*13 Haziran 1991’de Türkiye ile KKTC arasında pasaport uygulaması kaldırıldı.

*20 Ağustos 1991’de Estonya Sovyetler Birliği’nden bağımsızlığını ilan etti.

*31 Ağustos 1991 Kırgızistan bağımsızlığını ilan etti.

*8 Ekim 1991’de Hırvatistan ,Yugoslavya’dan ayrıldığını ilan etti.

*9 Kasım 1991’de Türkiye ,Azerbaycan’ın bağımsızlığını tanıyan ilk ülke oldu.

*Jetgiller çizgi filmi yayınlandı.

*28 Aralık 1991’de Türkiye’de ilk Kürtçe gazete Rojname yayınlandı.

*15 Ocak 1992’de Avrupa’nın,Hırvatistan ve Slovenya’nın bağımsızlığını resmen tanıması üzerine Yugoslavya dağılmış oldu.

*5 Nisan 1992’de Bosna Hersek bağımsızlığını ilan etti.

*22 Temmuz 1992’de Kolombiyalı tacir Pablo Escobar ,Mendelin yakınlarındaki lüks hapishaneden kaçtı.

*28 Eylül 1992’de Avrupa Birliği kuruldu.

*13 Haziran 1993 Kim Campell,Kanada’nın ilk kadın başbakanı seçildi.

*21 Eylül 1993 Özel bir kanal olan Kanal D televizyonu kuruldu.

21 Aralık 2020 :

Daha önce yayınladığım Satürn/Jupiter kavuşumu konulu blogda olası tüm etkilerden bahsetmiştim. Bu iki gezegenin Balık semboliğinde kavuşumlarına ve bulunduğumuz Balık Çağı’nın başlangıcına sebebiyet vermelerine bir de spiritual perspektifte bakalım ;

Üç Gizemli Adam mı Yoksa Gezegen mi?

Bebek İsa´yı ziyarete geldiklerine inanılan üç çoban krala Bethlehem´e giden yolu yıldızlar gösterir. Yıldızların geleneksel yeri, ekliptiğin kuzeyindeki simgesel bir hattı oluşturur. Bunlar, Sirius´tan önce doğan Procyon, Castor ve Pollux´tur.

Spiritual uzmanlar, İsa´nın doğumunda parlayan ve Bethlehem´den izlenen büyük yıldızın tek olmadığına hatta yıldız olmadığına inanırlar.Onlara göre parlaklığın nedeni iki dev gezegenin yani Satürn ile Jüpiter´in buluşumudur. Buluşum Balık Burcundadır ve bu nedenle de Hıristiyanlığın gerçek simgesi balıktır. İki dev gezegen, o konumda akşam göğünün (saat 21:30 civarı) en parlak gök cisimleridir ve çok net olarak çıplak gözle görülebilirler

Üç çoban kralın ezoterik anlamları da böyledir. Melchior, Caspar ve Balthasar´ın; Satürn ve Jüpiter, iki kralla simgelenir; Melchior (Altın Kralı Jüpiter) ve Caspar (Mür yani koku kralı Satürn); Jüpiter astrolojik anlamda, sağlığı ve zenginliği simgelerken, Satürn ölüm ve mezarın yanısıra uzun yaşamı simgeler. Mür, Mısır mitlerinde Satürn simgeselliği doğrultusunda, mumyalamada kullanılan bir maddedir. Üçüncü Çoban Kral yani üçüncü gezegen Güneş´e en yakın gezegen olan Merkür´dür, bu da Balthasar´dır (veya Belteshazzar),ismin anlamı “Yüce Efendi´nin Öncüsü” veya en yakın yardımcısı şeklindedir. Merkür, Güneş´ten biraz önce doğar yani sultanın veziri gibidir. Bebek İsa´ya altın ve mür´ün yanısıra Balthasar tarafından verilen üçüncü armağan günlük veya buhurdur,günnük simgesel olarak majikal fonksiyonları uyandırır ve üçüncü göz chakrası yani Ajna ile astrolojik doğrultuda ilişkilidir.

2020 MART AYI GÖKYÜZÜ ETKİLERİ

Mart ayı, 2020 yılına damga vuracak etkilerle, bizleri keskin virajlarla buluşturmaya kararlı olarak giriş yapıyor . Bir çok gezegenin Oğlak hareketi devam ederken,dünya üzerindeki gidişat da bu doğrultuda şekilleniyor.Oğlak burcunun temsil alanındaki kontrol,baskı,finansal kaynaklarda kemer sıkma gibi konular gündemimizdeki bazı başlıklar olabilir.

3 MART VENÜS/SATÜRN KARESİ:

Venüs Koç burcundan ayrılmadan ,retro öncesi son günlerini geçiren Satürn ile square(kare)açı yapacak.Venüs’ün Koç’taki zararlı hareketine, Satürn’ün yöneticisi olduğu Oğlak karesi eklendiğinde ,ilişkilerde özgürlük arayışımız artabilir ve kısıtlama, baskı hissedebiliriz.Var olan ilişkilerde sınır tanımaz tavrımız nedeniyle aşırı davranışlar tetiklenebilir ya da törpülememiz gereken taraflarımızı tespit edebiliriz.

▪️4-7 Mart aralığında Ay maksimum deklinasyonda olacağından duygu durumumuzda üst oktavlara çıkmamız olasıdır. Makro etkileriniyse salgın, deprem, askeri, siyasi konularda görebiliriz.

5 MART :VENÜS BOĞA GEÇİŞİ

Venüs Boğa burcunda yönetici konumdadır.Asalet kazanır ve burada kendini oldukça rahat ifade eder.Gökyüzündeki toprak vurgusunu daha da güçlendirecek olan bu geçiş sebebiyle , varolan kaynaklarda maddi güvence sağlamak isteyebiliriz.Kişisel zevklerin önem kazanması,verimlilik, arkadaşlar,partner,sanatsal aktiviteler ve hobilerimiz hayatlarımızda ön plana çıkacaktır.Yeme-içme konuları etkin bir şekilde yer kaplayacağı , spor yapmak için istek sahibi olmayacağımızdan kilo almaya meyilli olabiliriz.Bu dönemde başlayan ilişkiler ise,her iki tarafın kendini maddi olarak güvenceye almak isteyeceği veya partner seçiminin buna göre yapılacağı,kişisel zevklerin ön planda tutulacağı,konforu seven,lüks tüketim anlayışıyla hareket eden konseptte ilerleyecektir.

9 MART BAŞAK BURCUNDA SÜPER DOLUNAY:

Dolunay döngüleri,yeni ay zamanında başlayan işleri bitirmek,sonuca kavuşturmak için olumlu döngülerdir.9 Mart’taki dolunayda etkin olan Neptün salgınlara,su ile ilgili olaylara dikkat çekiyor. Ülkemizde salgın konusu gündeme taşınabilir.Bu nedenle günlük düzenimizdeki bazı alışkanlıklardan feragat edip rutinlerimizi değiştirme yoluna gidebiliriz.Ayrıca, yine dolunay Başak’ta gerçekleşeceğinden bu rutin değişikliği sağlık,temizlik,detay gerektiren işlerle ilintili olabilir.Vucudumuzda bağırsak ve sindirim sistemi problemleri yaşayabiliriz.

Mundane Astrolojiye göre ülkemizin haritasını incelediğimizde, 9 Mart ve izleyen dolunay döngüsünde, on birinci evdeki Uranüs’ün Venüs’le kavuşumda olması, ülkemizin beşinci evindeki natal Güneş’ine opposite durumda bulunmasının süpriz etkiler getirebileceğini görüyoruz.

Mali spekülasyonlar,ulaşım, borsa,döviz,eğlence sektörü,kadınlar,spor gibi konular veya bu konularla alakalı kişiler ön plana taşınırken ,ani olaylara/ hareketlere şahit olabiliriz.Ayrıca siyasi yetkiler, liderler ,ulusal kimlik,teknolojik kurumların yetkilileri ve büyük şirketlerin sorumluları ani dönüşümlerle karşılaşabilirler.Meclis veya kongrelerde bu konularla ilgili yankı uyandıracak kararlar alınabilir.Yeni siyasi parti yöneticileri ön plana çıkabilir.

Yine dünyadaki bazı etkilerine bakarsak, Yengeç burcu ABD için de zor günler diyebiliriz. Salgınla ciddi sınavlar verirken,günlük hayat duracak seviyeye gelebilir.

9 MART VENÜS/URANÜS KAVUŞUMU :

İkili ilişkilerimizde,herhangi bir alanda ortaklık yaptığımız kişilerle ani ve beklenmedik kararlar alabiliriz.Birileri aniden hayatımıza girebilir ya da çıkabilir.Fakat burada dikkat etmemiz gereken nokta,Merkür’ün durağan pozisyonda olmasıdır.Alacağımız kararlar verimli olmayacağından ,hemen karar verilmemelidir.

9-12 MART MERKÜR RETROSU SONA ERİYOR :

17 Şubat’ta 12 derece Balık’ta başlayan retro serüveninde Kova’ya kadar gerileyen Merkür, 9 Mart’ta direkt harekete geçmek üzere +/- 3 gün stationary(durağan) pozisyonda olacak.Astrolojik olarak bilinmesi gereken en önemli unsur ,bir gezegenin durağan pozisyondayken çok güçlü olduğudur.Retro Merkür’ün, temsil ettiği gecikmelerin ,engellenmelerin,kısıtlanmaların,yanlış anlaşılmaların zirve yaptığı günlerdir.Ayrıca yine bu dönemde evlenmemeli,yeni bir iş kurmamalı ,ilişkiye başlanmamalı,bir konu hakkında kesin kararlar verilmemelidir.

16 MART MERKÜR BALIK BURCUNDA:

28 derece Kova burcunda geri hareketini bitirecek olan Merkür,Balık burcuna geçiş yapacak.Merkür Balık’ta kendini ifade edemediği bir alandadır.Olaylara duygusal tepkiler vermemiz konusunda bizleri zorlar,odaklanma problemi yaşatır ve dikkat dağıtır.Bu dönem zihnimizi toplamakta oldukça zorluk yaşayabiliriz.

Ayrıca kurduğumuz diyaloglarda kendimizi doğru ifade etmemiz gerekir.Bu geçişle aldatma ya da aldatılmaya açık olabiliriz.Kreatif yetenek gerektiren işlerde başarılı olabilir,bu konuda yeni hobiler edinmek için araştırmalar yapabiliriz.

22 MART SATÜRN KOVA BURCUNDA :

Satürn iki buçuk senelik Oğlak transitine ara verip Kova burcuna geçiş yaparak retroya başlayacak ve Mars ile kavuşacak.Satürn,bulunduğu yere ağırbaşlı enerjiler getirdiğinden ,Kova burcunun devrimci,mucit,marjinal enerjilerini ayaklarını yere sağlam basan ,realist hale büründürecek.Kollektif bilince daha fazla sarılacağımız bu süreçte yeni buluşlara şahit olabiliriz.Teknolojiyle ilgili yeni yapılanmalar,ürünler tanıtılabilir.Dünyadaki teknoloji devlerinin el değiştirme,küçülme iflas haberleri duyulabilir.

Satürn, Türkiye’nin sekizinci evine geçtiğinden büyük bir dönüşüm sürecinin bizi beklediğini söyleyebiliriz. Madenler, yerel liderler, halkı ilgilendiren her konuda ve alanda kritik gelişmeler, zorluklar, kararlar görülebilir.

Bireysel etkilere baktığımızda,Saturn’un hava grubundan bir burca geçecek olması Güneş’i,yükseleni,Ay burcu ya da içsel gezegenleri Kova,İkizler,Terazi’de olanları birebir etkilerle buluşturacaktır.Aynı zamanda Aslan,Boğa,Akrep gibi sabit nitelikte yerleşimleri olanları da yakından ilgilendirecektir.Doğum tarihi 1991 olan Kova yerleşimlilerse en somut etkilenecekler bireyler olacaklardır.

JUPİTER/MARS/PLÜTO DİZİLİMİ :

Bu büyük üçlü tam açıya 4 Nisan’da girecekler ve etkileri de temsil ettikleri gibi güçlü ve enerji dolu olacak.

Özellikle 16-17 tarihleri Mart bu dizilime eşlik eden diğer sanal noktalar nedeniyle de önem teşkil ediyor.Özellikle salgınla ilgili büyük başlıklar görebiliriz.

Mart sonunda, tekil kavuşumlar yapacak olan Mars büyük dönüşümlerin habercisi olacak. Küresel güç, yasalar vb. zorlu etkilerle tamamen farklılaşabilir. Satürn kavuşumu neredeyiz ve nereye doğru gidiyoruz gibi sorular sormanıza neden olabilir.

Kavuşumların dünyadaki genel gündemi ;hayat felsefelerinde değişimler,inanç sistemleri,yasal yaptırımlar, online platformlar, politik/ekonomik dönüşümler olacaktır.Bu konulardaki manipülatif hareketleri, devinimi ve güç çekişmelerini yeni dünya düzeninin ilk sancıları olarak kabul edebiliriz.Bu açı Jupiter’in yıl içinde retroya girmesiyle bir kaç kez tetiklenecek ve oldukça ses getirecektir.

Mart ayının sonlarına doğru gezegenler arasındaki orb aralığının daralmasıyle tablo tam anlamıyla ortaya çıkacaktır.

Jupiter, finans ve zenginlikle ilgilidir.Astrolojide büyük şans olarak bilinir.Fakat, kavuşumlarda gezegenler kendi özelliklerini tekil olarak ortaya koyarlar.Bir görevi de büyüteç etkisi göstermek olan Jupiter ,bu kavuşumda malefikleri destekleyebilir veya olayların derinliklerine ışık tutabilir.Küresel ekonomik sistemlerden günlük işleyiş kadar her alanda kavuşum etkisini oldukça açık bir biçimde görebiliriz.

24 MART KOÇ BURCUNDA YENİ AY :

Yeni ay ve dolunay etkileri +/- 5 gün öncesinden başlar ve on beş gün kadar devam eder.Jupiter ve Plüto ile tam açıyla kavuşmak için hazırlanan aynı zamanda 30 Mart’ta Kova’ya geçecek olan Mars, Koç burcunun da yöneticisi olduğundan, çatışma enerjisini bu dönemde kuvvetli şekilde hissettirecektir.Kova burcu semboliği daha çok zihinsel çatışmaları getirecektir. Nisan başına kadar olan süreci incelediğimizdeyse ,muhalefet kanadının hararetli bir dönemden geçeceğini söyleyebiliriz.

ENERJİ ALANLARINDAKİ VORTEX DÖNGÜLERİ & 2020 OĞLAK TEMASI

Vortex,girdap şeklinde bizi içine çekebilen güçlü ve manyetik enerji burgaçlarıdır.Aynı zamanda farklı boyutlar ile dünya arasında geçişi sağlayan vortex enerji akımları, güçlü spiral enerji eğilimleri taşır.

Enerji vortexleri,uzayda beyaz ve kara delikler arasında geçit sağlayan solucan deliklerinde ,elektromanyetik dalgalar yayarak güneş kadar büyük boyutlardaki yıldızları yutabilecek güçtedirler.Aynı zamanda ruhsal boyutta pozitif ya da negatif döngülere sebebiyet verirler.Tıpkı doğa olaylarında uçak ya da gemilerin kendi alanlarında oluşturdukları denge ihlaline neden olan vortexler gibi; bazı yanlış kişiler,içinde bulunduğumuz negatif ortamlar,toplumsal algı dayatmaları ayna nöronların aktivitesine benzer etkiler yaratarak denge alanımızı bozabilirler.Böyle durumlara kişisel farkındalıkla yaklaşmamız,enerji alanımızı bozan etkileri uzaklaştırmamız gerekir. Aksi takdirde, olağan spiral döngümüzden çıkıp başkalarının karmik döngülerine katılmamız, onların iyi ya da kötü deneyimlerinden payda sahibi olmamız kaçınılmazdır.

ASTROLOJİK DÖNGÜLER :OĞLAK VORTEXİ

Astrolojik döngüler dünya üzerindeki trendleri belirlerken kimi zaman uzlaşmacı temaları hakim kılar, kimi zamansa korku,savaş ve endişe iklimini getirir. Yaşadığımız gökyüzü hareketleri, gezegenlerin toprak grubu yığılımları, nadir görülen kavuşumların içinde bulunduğumuz yılda gerçekleşmesi ;dünya genelinde baskı ile gücü tek noktada toplama ,ölüm kalım mücadelesi, korkuyu pazarlama vb. temaları net şekilde ön plana çıkardı. Satürn gibi nizamı, kısıtlamayı görev edinen bir gezegenin, yıkımı ve güç gösterisini seven malefik Plüton’la, toprak grubunun öncü niteliğine sahip Oğlak burcunda kavuşum yapması bunu bizlere Ocak ayından itibaren ciddiyetle hissettirdi.Toprak grubunda bulunan ve bulunduğu konumda uzun süre daha kalacak olan Uranüs ise yer altı hareketlerini tetikleyerek duruma eşlik etmeye devam etti. Dolayısıyla, içinde bulunduğumuz enerji vortexi tam olarak gökyüzü temalarıyla paralel bir biçime dönüştü ya da dönüştürülmeye çalışıldı.Yılın ilerleyen bölümlerinde zorlu etkileşim ve kavuşumlar devam edeceğinden spiral döngümüzü korumak önem teşkil edecektir. Kişisel farkındalığımız doğrultusunda enerji alanlarımızı temizlemek, ruhumuzu arındırmak adına hareket edersek, gökyüzü temalarıyla eşdeğer nitelikte seyreden sert etkilerden daha rahat korunabiliriz. İnsan mikro kozmos, evren ise makro kozmosdur.

VORTEX ENERJİSİNİ YÜKSEK DÜZEYDE TAŞIYAN MEKANLAR :

Amerika Birleşik Devletleri’nin Güneybatısındaki Arizona’da bulunan Sedona şehri, dünyanın dört bir yanındaki birçok insan tarafından ziyaret edilen Red Rock tapınağının yeridir. 

Sedona ziyaretinde insanlar bedenlerinde farklı bir enerji döngüsü deneyimlemiş ve buna 4. boyut enerjisi adını vermişlerdir.Sedona vorteksi deneyimleri insan ruhunu besleyen ve hayatları dönüştüren enerjiler olarak bilinir.Kişisel ve ruhsal  zenginlik için en iyi yer olarak kabul edilir ve bölgede bir çok inziva çalışmaları (retreat) yapılır. Bu bölge, dünyadaki birçok güç noktasından şifacıları veya sezgiselleri kendine çekmiştir.Ağaçların bile spiral şeklinde büyüdüğü Sedona bölgesi dünyada en güçlü vortex alanının olduğu yerlerden biridir.

Bu durum toprak ananın doğaya bir hediyesi olarak düşünülür.Bölgedeki elektromanyetik enerji akışının insan bedenindeki enerjilerle çarpıştığı kabul edilir ve kişilerin ancak hazır hissettiğinde gitmesi tavsiye edilir.

Tektonik bakımdan aktif bir zonda yer alan Türkiye’de ise dünyanın en büyük mıknatısı sayılan Manisa’daki Spil Dağı, ilk tapınaklara alan tutan Göbeklitepe ve iç- dış vorteks eğrimi oluşturan Kapadokya bölgesi ile doğal eğrimli Pamukkale bölgesinin manyetik alanının daha güçlü olduğu kabul edilir.

#spiritualdevelopment #clearmind#vortex#positivevibes

WordPress.com ile böyle bir site tasarlayın
Başlayın