
Galler Prensesi’nin haritasında Güneş yedinci evde ve Yengeç Burcunda yer alıyor.Bu onun çok hassas,kırılgan,içe dönük ,insan kavramını ön planda tutan,merhametli aynı zamanda anaç biri olduğunu gösteriyor.
Güneş haritalarımızda varoluş enerjimizin yanı sıra ,seçeceğimiz mesleklerimiz hakkında bilgi sahibi olmamızı sağlar.Anaç doğası neticesinde evliliğinden önceki yıllarda çocuk bakım evleri ,kreşlerde gönüllü olarak çalışıyor.Buradaki konumlanmanın, onuncu evindeki Neptün’e trine yapması meslek seçimindeki güdüsel eğilimi tam anlamıyla açıklıyor.Yine kraliyet bünyesinde de insan temelli olarak çalışıyor ve sağlık yardımı başta olmak üzere bir çok konuda gönüllü elçiliklerde bulunuyor.Ayrıca Akrepteki Neptün nedeniyle bu konuyu içselleştiriyor ve yine onuncu ev etkisiyle bunu dış dünyaya yansıttığı kimlik olarak benimsiyor.
Güneş, yedinci evinde ikamet ettiğinden kendini yaşam sahnesinde evliliğiyle ortaya koyacağını gösteriyor.Güneş, Aslan Burcunun asıl yöneticisi olduğundan kraliyeti de temsil ediyor ve Diana kraliyet evliliği yapıyor.Yedinci ev ,idealize ettiğimiz evlilik anlayışını da anlattığından ,küçük yaşlardan beri zaten bu evliliğin hayalini kurmasına neden oluyor.
Yengeç Merkür’ünün retro olması nedeniyle utangaç davranarak ve toplum içinde konuşmaktan kaçınarak , aile veya arkadaş ortamlarında, sevdiği ve güvendiği insanların yanındayken açılıp, fikirlerini paylaşmaktan hoşlanıyor.Evliliği ,Yengeç burcunun ait olmayı seven ,güven isteyen yapısı dolayısıyla tam olarak böyle bir kurum olarak hayal ediyor.
Retro Merkür,Güneş’le(Yengeçte) kavuşumda olduğundan yanık durumda.Zihni ve düşünceleri evliliği neticesinde gölgede kalıyor.Retro Merkür,isteklerini dile getirmek ve anlatmak adına onu pasif bırakıyor.Yine yedinci ev yerleşiminden dolayı idealize ettiği ,üzerinden kendini kanıtlamak istediği evlilik müessesesi iletişimin kısıtlanmasıyla zorlu bir kuruma dönüşüyor.Sağlık evinde bulunan İkizler Burcu’nun yöneticisi Merkür’ün ,Güneşin yanında yanık pozisyonda kalması ,bilinçaltında bastırılan duyguların neticesi olarak , psikosomatik kökenli (bulimia,anoreksiya nervoza) rahatsızlıkların tetiklenmesine yol açıyor.Ayrıca evlilik evindeki Güneş/Merkür’ün ,Venüs’e (Boğa) yaptığı minor açı eş tarafından( yeme içme,dünyevi zevkler vb.)eleştiriye maruz kaldığını gösteriyor.Bilindiği üzere, Diana hastalığının başlangıcını anlatırken Charles tarafından kilolu bulunduğu ve bu nedenle yemek yeme eylemiyle uzun süre barışamadığını ,yediği zaman ise çok yiyerek hemen istifra ettiğini söylüyordu.
Problemlerin köküne inmekte zorlanıyor çünkü esas problem yerine duygusal yapısından dolayı sadece insana odaklanıyor. Karar vermekte zorlanıyor ve evliliği ile alakalı kararları sık sık değiştiriyor. Aynı zamanda eylemlerinde cesaretsiz davranıyor.
Yedinci evinde Güneş-Plüton(Aslan) altmışlığı bulunmakta.Bu olumlu açı özellikle karşı taraf üzerinde etki bırakmak, güçlü kişilerle işbirliği yapmak ve bir konuda kuvvetli bir sonuç almak adına oldukça poziftir. Diana’nın hayatında, kariyer ve kendi bakış açısını oluşturmak,enerjisini akıtmak için bir alan bulmak,dönüştürmek adına eşin çevresini,çalışma alanını (kraliyet)etkin bir araç olarak kullandığını görüyoruz.Aynı zamanda Plüton ,Mars (Başak)ile kavuşumda. Yine Plüton’un(Başak)/Mars(Başak) onuncu evindeki Neptün(Akrep) yaptığı trine, elde ettiği bu gücü (popülariteyi) bir kariyere çevirip enerjisini bu alanda kullanmasına,çeşitli organizasyonlarda dünyanın farklı yerlerinde kıtlık ve hastalıkla mücadele eden insanlara yardım etmesinin önünü açıyor.Buradaki Akrep semboliği ve sağlığı temsil eden Başak Plüton kombinasyonuyla, spesifik olarak Aids gibi cinsel yolla bulaşan hastalıklara yakalanan insanlara ilgi çekmesi,bölgelerde dönüşüme katkı sağlaması ve yardımlarıyla büyük yankı uyandırıyor ve adını daha da etkin bir şekilde duyurmasına olanak sağlıyor.Böylelikle de Plüton’un bir diğer temas alanı olan yedinci evdeki Güneş ve Merkür’ün misyonunu olumlu olarak kullanabiliyor. Diana’nın yükseleninde Yay Burcunu görüyoruz.Yay burcu ,astrolojide özgürlüğü simgeleyen burçlardan biridir.Yine aynı evi, Yay burcu kesiyor.On ikinci evle yükselenin Yay burcunda olması bir karmanın varlığına işaret ediyor.Çünkü,on ikinci evdeki kayıplar,bilinçaltında yatan sebepler veya önceki hayat getirileridir.
Bu durum, aynı enerjinin bu yaşam alanına akmasına sebebiyet verir.Bu ağır bir karmik döngünün işaretçisidir.Aynı zamanda on ikinci ev bilinçaltımızı da simgelediğinden, bilinçaltındaki özgürlük arzusundan bahsedebiliriz. Yay Burcunun yöneticisi Jupiter’e baktığımızda ikinci evinde konumlandığını görüyoruz.Ekonomik özgürlüğünün kısıtlanması ,Onun Kova Jupiter’ine çok ters bir deneyim alanında.
Jupiter ,Part of Fortune ile karşıt açılanıyor.Kraliyet mirasını reddetmesini bu şekilde nedenlendirebiliriz.Temelde ekonomik özgürlüğünü kazanabilmesi onun için büyük önem teşkil ediyor.Kova Burcu’nun temsil ettiği marjinal,özgürlükçü,yeni deneyimlere açık,esnek,insan temelli bakış açısının kraliyet gölgesinde kalması onu oldukça zorluyor.
Jupiter ve Neptün’ün(Akrep) yaptığı kare açı neticesinde bunun kraliyet gölgesinde kullanamıyor oluşu,toplum önünde olmak istediği yerde kendi istekleri doğrultusunda varolamayışı ile alakalı hayal kırıklıkları,bulanıklıklar yaşıyor.
Diana’nın Ay’ı Waxing Gibbous evresinde.Yaşamın neresinde duruyorum,nerede olmak istiyorum,ne öğrendim gibi soruları varoluşundan getiriyor.Bir şeyler için emek vermek,uğruna hakkaniyetle mücadele etmek ve deneyimlerini paylaşmak istiyor.
Ay’ın bu evrede oluşu ve Kova Burcu’nda bulunmasından dolayı sosyal çevre uyumu,sosyal etkinlik ve insan temelli oluşu ön plana çıkıyor.Ruhsal DNA’larına iştirak kodlanmış durumda.Bu nedenle kendini bu ideolojiye adıyor. Yine Ay’ın da bu evde bulunması tüm bunları desteklerken , anne figürünün de özgürlükçü,bağımsız bir yapıda olduğunu görüyoruz.Soylu bir aileden gelen (baba Kont) Diana’nın annesinin de özgürlük ve bağımsızlık arayışı nedeniyle (Ay/Plüton-Mars-Uranüs karesi)babasını terkettiğini görüyoruz.Chiron da tam olarak bu noktada ve Kova Burcunda bulunuyor.Anne ile alakalı ağır bir duygusal hasardan ve sonucunda oluşan özgüven probleminden söz edebiliriz.Sekizinci evdeki gezegen topluluğuna kare yapan Ay annesinin aslında baskıcı, kuralcı bir yapının dışında kalmak istediğini gösteriyor.
Yine annesini idol alan Diana’nın kendi yaşamında biraz daha ait olmayı tercih etmesiyle olumlu sonuçlanabilirdi.Varoluşun bireye bir misyon yüklediğini, çelişen enerjileri yok etme yönelimini bu haritada tam olarak görebiliyoruz.Gad’ın burada bulunmasıyla, aslında toplum yararına işler yaparken kendi egosunu,kimliğini,değerlerini tamamıyla hiçe sayması belki de değersiz görmesini tekamül sürecindeki yanlış akış olarak değerlendirebiliriz.
Kovadaki Ay’ı aynı zamanda kendi anneliğini de açıklıyor.Daha özgürlükçü bir tabanda ,herkesle aynı olduklarına inandırarak çocuk büyütme isteği Diana’dan günümüze en çok iz bırakan unsurlardan.90’lı yılların süregelen anne figürüne tamamen zıt bir tabanda ilerliyor ve söylemlerinde kraliyet aksine çok rahat.Özgürlük alanı için sık sık basınla ters düşüyor fakat tamamen soyutlanmıyor. Olumlu bir tezahür olarak ikinci ev çizgisindeki Jupiter/Satürn kavuşumu ile sextile yapan Mars’ın Diana’nın edindiği deneyimlerle (ağırbaşlılık,oturaklı bir yapı)eşin çevresinde olumlu kullanımlarını görüyoruz.
Kraliyete mental olarak adaptasyon sürecinde (kurallar,kaideler,gelenekler)zorluk yaşamıyor değil fakat Satürn Oğlak’ın birinci evine verdiği bu olgun düşünceler nedeniyle pozitif tepkiler almaya çaba sarfediyor.Buradaki Satürn ile kavuşum yapan retro Jupiter ile özgüven eksikliği,içe yönelimden bahsetmemiz de mümkün.Burada dikkat etmemiz gereken asıl konu ise Jupiter/Satürn birlikteliğinin Venüs’e yaptığı Trine.Diana bu ağırbaşlı görünümü neticesinde aşkı bir kraliyet mensubunda buluyor.Yani ,aslında karşı tarafın da tercih nedeni tamamıyla çekingen ve kurallara uygun yapısı olabilir.
Fakat kendi içinde, çekingen tavırlarını aşk ile esnetme ve dünyevi zevkleri bu şekilde ifade etme eğiliminde.Ayrıca, dünyevi değerlere de kıymet verdiğini söyleyebiliriz. İlk olarak ,Venüs’ünün Ay’ına yaptığı kare ile oluşan zararlı enerji ve yine Venüs’ün Uranüs ile yaptığı açılarla duygusal olarak aldatılmanın getirdiği bir dışavurum olarak kraliyet yapısına uyumsuz bir durum sergiliyor.Duygu-durum açısından bu içinden çıkamadığı paradoksta ,Ay-Venüs karesini ve Venüs-Uranüs karesini gösterebiliriz.
Kısacası Diana aşkı bir sanat olarak,dünyevi zevklerin bir doyumu olarak görüyor fakat haritasındaki olumsuz açılar nedeniyle yaşamına bu yönde şekil veremiyor.Charles ve diğer ilişkilerinde aldatıldığında(Güneş -Venüs olumsuz açısı ) ya da başarısızlıkla sonuçlandığında ise içindeki her şeyden bağımsız ben ile tekrar karşılaşıyor.Birnevi aşk üzerinden kendiyle tanışıyor,duygusal isteklerini sorguluyor.
Burada apex’i Venüs(Boğa)olan üçgenin işleyişini açıkça görebiliyoruz.Aldatılma ya da terkedilme -haksızlığa karşı özgürleşme ihtiyacı-başkaldırı arasında süregelen bir enerji akışı mevcut. Satürn’ü birinci evde kabul ettiğimizde Diana’nın kurallarla dolu,gelenekçi hatta yer yer sıkıcı yapıda olduğunu söyleyebiliriz.Bunu yaptığı röpörtajlarda sıkça dile getiriyor.Satürn’ün yöneticisi olduğu Oğlak’ta bulunması özellikle bu etkiyi pekiştiriyor.Yine Jupiter’in burada bulunması ona uzun boy ve kilo alma eğilimi veriyor.Fakat Satürn de burada olduğundan kilo kontrolünü sağlamak amacıyla çaba sarfettiğini görüyoruz. Diana’nın haritasında Venüs’ün beşinci evde Boğa burcunda .Venüs Boğa’nın yöneticisi olması dolayısıyla burada güçlü bir pozisyonda.Bu konum ,aşk ve çocuk kavramları hayatının merkezinde yer alıyor.Flörtöz kişiliğini,aşka aşık yapısını yine bu yerleşim açıklıyor.Aynı zamanda gençlik yıllarında baleye yöneliyor.Fakat, Uranüs ve Mars’tan aldığı açılar ve sekizinci evinin Aslan Burcuyla başlamasıyla, Prenses’in ölümünün tam da bu nedenle , kraliyet kaynaklı olduğunu söyleyebiliriz.Ölüm Uranüs /Mars etkisiyle aniden ve kaza ile birlikte geliyor .
Venüs’üne sekizinci evinden aldığı Plüton etkisiyle evliliğini zorunlu olduğu devam ettirdiği dönemde yaşadığı ilişki nedeniyle, gizlice dinlendiğini devamlı olarak dile getiriyor. Venüs’ünün bu konumu ona moda konusunda öncülük fırsatı sunuyor. Kraliyet ailesinde kraliçe dışında kimsenin parlak ve canlı renkler giymediği o günlerde , yaptığı kıyafet seçimleriyle zevkiyle konuşuluyor. Venüs’ün sekizinci eve yaptığı(Uranüs) olumsuz açılanma neticesinde bu kraliyet ailesinde marijinal bir hareket olarak algılanıyor.Venüs Boğa güçlü etkisini Royal Wedding için yaptığı hacimli gelinlik seçiminde de görüyoruz. Boğa burcu maddesel değerlere ve estetiğe önem veren bir burçtur. Venüs yöneticisi olduğu Boğa’da kendini olabildiğince sanatsal faaliyetler üzerinden ifade etmeyi sever. Diana ‘nın MC noktası Terazi Burcunda ve Terazinin yöneticisi Venüs beşinci evinde. Hak, hukuk, adalet üzerinde yaptığı çalışmalarla da adından oldukça söz ettirdiğini görüyoruz. İnsan hakları konusunda çalışmalarda bulunuyor.MC yöneticisi Venüs’ün konumu itibariyle yaşam süresi boyunca hakkında en çok haber yapılan konu aşk hikayeleri oluyor. Bu da onu hala bu konular üzerinden hatırlamamıza imkan tanıyor. Ayrıca yine MC’nin Ay’a yaptığı Trine neticesinde bağımsız, özgürlükçü kadın imajını da var olduğu zaman diliminde pekiştirip iz bırakıyor. Diana’nın sekizinci evinde Mars bulunduğundan ve Mars’ın yöneticisi olduğu evde olmasından dolayı kazalara açık bir durumda olduğunu biliyoruz. Hamileyken sarayın merdivenlerinden düştüğünü kendi anılarında aktarıyor.
Aynı zamanda ,sekizinci ev (türetilmiş evlere göre eşimizin ikinci evi)eşimizin yaptığı meslek hakkında da ipucu verir.Diana’nın haritasının en yoğun evi olan sekizinci eve baktığımızda Mars(Başak) ve Uranüs(Aslan) temaları neticesinde Charles’ın kraliyet donanmasında havacılık eğitimi aldığını(Royal Airforce College) ve pilot olarak eğitildiğini görüyoruz. Haritanın üçüncü evine baktığımızda Balık Burcu ile başladığını görüyoruz ve Koç Burcu tarafından kesiliyor.Balık Burcunun klasik yöneticisi Jupiter(retro) Diana’nın ikinci evinde.Üçüncü evin asıl yöneticisi Merkür ise Diana’nın yedinci evinde Yengeç Burcunda ve yanık pozisyonda.Ablasının bu evlilikten önce önce Charles ile sözlü olmasının, Diana’ya kraliyet ve evlilik yolunu açtığını biliyoruz.Yine üçüncü evi Koç Burcu ‘nun kesmesi ve onun yöneticisi Mars’ın ,Diana’nın haritasında en büyük rollerden birini oynayan Ay’a karşıtlık yapması karmik bir yapıyı da gösteriyor olabilir. Altıncı evde İkizler semboliğini görüyoruz.Yönetici Merkür ise Güneş ile birlikte yedinci evde konumlanmış durumda ve onuncu evdeki Neptün’le trine açıda.Diana’nın edebiyat,medya,iletişim konularında evlilik yoluyla fırsat elde ettiğini görüyoruz.Elizabeth’ten sonra düğünü televizyonda yayınlanan ikinci kişi oluyor.Evliliği hakkında yazdığı kitap neticesinde, toplum önündeki duruşuyla kadınlara ilham kaynağı oluyor,kendini tam anlamıyla ifade ediyor.
Neptün’ün ikinci evdeki Chiron’a yaptığı Trine neticesinde yaralı şifacı Chiron semboliğini çalışıyor.Özgüvenini aslında bu yöntemle de tamamlamış oluyor. Diana’nın Chiron’u ikinci evde ve Balık burcunda.Chiron’un bu konumu;kimseye güven duymama,sahip olduğu yetenekleri tam anlamıyla kullanamama,başarılarla dolu işlere imza atsa bile kendini yetersiz görme,maddi açıdan yetersiz olma korkusu,özgüven eksikliği kaynaklı sorunlar,fakirlere hastalara ,yaşlılara ya da kimsesiz çocuklara yardım etme ve bu sayede kendi hayatını iyileştirmeye çalışma,şefkat ve merhamet gösterme,kapalı ortamlarda geçen bir ömür,bilinçaltında yaşanan olaylardan dolayı endişe ve korku dolu olma,kendisinden bir şey talep etmeyen insanlar için bile kendini feda etme,gizli düşmanlıklar,değersizlik hissi,ruhsal problemler,suçluluk duygusu gibi eğilimleri olabileceğini gösteriyor.
Diana’nın sentez burcu Hava + Sabit niteliklere sahip Kova burcu olduğunu görüyoruz.
Özgünlüğü ,özgür olma tutkusu ön planda.
Gölge burcunda ise Ateş+Değişken=Yay var.
Diana’nın haritası ateşin atılgan,girişken özellikleri daha az taşımakta.Kendini net ifade edemeyişini,bilinçaltında yatan arzularının sebebiyle bu göstergeyi bağdaştırabiliriz. Özgürlük ,girişimcilik ,genişleme,farklı kültürler,yerler,felsefeler deneyimleme,uzaktakine de ulaşabilme tutkusunu seçtiği eş üzerinden deneyimleme isteğini buradan da görebiliriz.Gölge burcumuz bizi aslında yaşamımızda olmayanla tamamlamak,eksik parçamızı tamamlamak ile görevlidir.











